Bir Osmanlı aydınının Berlin günlüğü - Sonsayfa Haberler Son Dakika

Bir Osmanlı aydınının Berlin günlüğü

Berlin'de Üç Gün Ahmet Mithat'ın bin sayfayı aşkın Avrupa seyahatnamesinin Berlin'i anlatan bölümünü ilk kez Latin harfleriyle okuyucuya sunuyor.

Bir Osmanlı aydınının Berlin günlüğü
Son Güncelleme: 14:43 22 Nisan 2009, Çarşamba

Ne içindeyim zamanın/ Ne de büsbütün dışında/ Yekpâre geniş bir ânın/ Parçalanmaz akışında.

Tanpınar, bu dizelerle anlatıyordu zamanın parçalanmışlığını ve bu parçalanmışlığın tam da ortasında kalmış ‘modern’ insanın çilesini. Bu dizeler bir anlamda Türk aydınının modernleşmeyle ve bu modernleşmenin öznesi olan Batı’yla yaşadığı bitmek tükenmek bilmeyen çelişkisini ortaya koyuyor: Hem “ona” benzemek, “onun” gibi olmak hem de bunu yaparken “kendin” olarak kalmak. Esasında Türk modernleşmesinin tarihi, bu çelişkinin aşılması, onarılması veya giderilmesine dair örneklerle doludur. Tanzimat’la başlayan, Gökalp’ın hars-medeniyet ayrımıyla devam eden, bir toplum mühendisliği projesi olan Kemalizm’le doruk noktasına ulaşan ve nihayetinde bugün AB ile bütünleşme çerçevesinde yaşanan bu çelişki hâlâ bakidir. Belki de Ahmet Mithat Efendi, bu sürecin en başında bu çelişkiyi bizatihi yaşamış, kendi imgelemine yansıtmış ve daha sonra bunların farklı veçhelerini damıtarak biz okuyuculara tadından yenmez bir eser bırakmıştır. Avrupa’da Bir Cevelan başlığıyla henüz tamamı Türkçeye kazandırılmamış geniş çaplı seyahatnamenin bir kısmını oluşturan Berlin’de Üç Gün, günümüz Türkçesiyle okuyucuyla buluştu. Ahmet Mithat, bu eserde 71 günlük Avrupa seyahatinin, Berlin’de geçirdiği üç gününü samimi, ilginç, nüktedan, yer yer grotesk, şaşıran ve şaşırtan, okuyucuyu kendine çeken bir üslupla anlatıyor.

Osmanlılar için seyahat rehberi
Yakın olduğu II. Abdülhamit tarafından 1889’da bir Şarkiyatçılar Kongresi’ne gönderilen Ahmet Mithat, Berlin’deki seyahati vasıtasıyla hem Avrupalı şarkiyatçıların Doğu’yu nasıl algıladıklarını ve incelediklerini görme şansı yakalamış, çoğu zaman hayal kırıklığına uğrasa da tüm bunlardan bir şeyler öğrenmiş, hem de Batı/Avrupa, Batılı/Avrupalı ile birebir girdiği ilişkiler sebebiyle kendi düşüncelerini gözden geçirme fırsatı bulmuştur. Berlin’de geçirdiği üç gün boyunca Berlin hakkında seyahat rehberlerine dayanarak aktardığı son derece somut ve ayrıntılı bilgiler (Berlin’de gezdiği müzelerin, opera/tiyatro sahnelerinin, görkemli şatoların ve binaların mimarisi ve ölçüleri hakkında vermiş olduğu bilgiler sanki Mithat’ın Berlin’i önceden gezdiğini gösterir gibidir) aktaran yazar böylece Avrupa’da seyahat edecek Osmanlılar için de bir seyahat rehberi kaleme almıştır. Batı modernitesinin bir yansıması olan Avrupa mimarisi hakkında hayranlık duyarak kendi deyişiyle “temaşa ederek” yapmış olduğu tasvirler “Doğulu” bir aydının, “Batı”yı nasıl gördüğünü, nasıl algıladığını, dahası bugün de aynı sorun ve soruları içeren “Batı” kurgumuzu gözler önüne sermektedir.

Berlin’de gezip gördüğü yerler hakkında verdiği detaylı bilgiler Mithat’ın sözcük dağarcığında ‘temaşa’, ‘tetkik’ ve ‘müşahede’ gibi kelimelerle cisimleşir. Gezip gördüğü yerlerle ilgili öznel değerlendirmeler ve yorumlardan çok binaların, caddelerin, merdivenlerin ya da şehrin boyutlarına dair sayısal verilere daha fazla yer ayırması, bir biçimde Ahmet Mithat’ın Batı modernitesinin epistemolojisini oluşturan pozitivist bilgi felsefesinden etkilendiği gösterir. Berlin’de Üç Gün’de Ahmet Mithat duyguları, düşünceleri, eleştirileri ya da hayal kırıklıklarına dair öylesine ketumdur ki, eserde Berlin’i gezen bir Osmanlı aydınından çok, tüm ihtişamıyla, görkemiyle şehrin kendisini gözlerimizin önüne seren Mithat’ı görürüz. Çünkü Osmanlı aydını hâlâ Batı’nın yaldızlı ihtişamının etkisi altındadır. Nereye ait olduğuna dair gelgitler yaşamakta ve henüz Batı’yı tanımamaktadır.

Tüm bunlar dikkate alındığında ve kitabın bütününe baktığımızda, bu eser bize kafası karışık bir Osmanlı aydınının Batı ve modernleşme karşısındaki (kendi ‘ötekisi’ karşısındaki) çelişkilerini, ikilemlerini, yargılarını, tavrını incelemek için çok zengin bir malzeme sunuyor. Eseri okurken Mithat’ın Berlin’de gördükleri karşısında kendi benliğinde yaşadığı modernleşme/Batılılaşma sancılarını anlamak açısından, okuyucu rahatlıkla empati kurabilir. Bu nedenle Berlin’de Üç Gün, bir seyahatnamenin ve gezi kitabının ötesindedir. Bu eser Mithat’ın bütün entelektüel birikimini, düşlerini, hayal kırıklıklarını, dünyaya nasıl baktığını da içeren, deyiş yerindeyse, Ahmet Mithat’ın bir çeşit güncesidir. Modernleşmenin her alanda sancılarını yaşayan ve bu modernleşme sürecinin taşıyıcısı olan bir Osmanlı aydını olarak Ahmet Mithat, görevlerini ve sorumluluklarını unutmadan hareket etmiş, Berlin’i sanki gitmeden tahayyül dünyasında yaşamıştır. (Ümit Kurt)

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi