Korkunun kol gezdiği Gotik Anadolu - Sonsayfa Haberler Son Dakika

Korkunun kol gezdiği Gotik Anadolu

'Deli Gücük', korku ve dehşet öykülerinin yanı sıra, tüfeklerin, uçurumların, haydutların eksik olmadığı bir çeşit Gotik Vahşi Anadolu sunuyor.

Korkunun kol gezdiği Gotik Anadolu
Son Güncelleme: 17:07 27 Nisan 2009, Pazartesi

Amerikan çizgi romanlarında kırılma noktasının, Hollywood ve dolayısıyla da bizim daha yeni yeni keşfettiğimiz, Frank Miller’ın Kara Şövalye Dönüyor ve Alan Moore’un Watchmen adlı eserleri olduğunu biliyoruz. Gerçekten de bu iki kurtarıcı Amerikan çizgi roman sahnesine çıkmadan önce, kahramanlar öylesine çığrından çıkmış, öyküler öyle saçmalar olmuştu ki, mesela Clark Kent, Süperman kostümünü katlaya katlaya ‘süper küçük’ bir hale getiriyor ve dişinin kovuğuna saklayabiliyordu; ya da depremler Metropolis’i tehdit ettiği zaman, Süperman göklerden gelerek yol kenarındaki metal elektrik direğini koparıyor ve buna çelik bir kablo iliştirerek bir nevi ‘süper iğne-iplik’ oluşturmak suretiyle ikiye yarılmış yeryüzünü ‘dikerek’ onarabiliyordu(!).
Alan Moore ve Frank Miller’in yaptığı şey, gereğinden fazla sulanmış bu mecra için daha olgun, yetişkinlere hitap eden, öyküde fantastik öğelerden çok karakter, ton ve atmosfere önem veren, edebi yönü kuvvetli maceralar ortaya çıkarmak oldu. İkilinin başarısını ülkemizde de oldukça sevilen Neil Gaiman’ın Sandman’i takip etti. Artık ana-akım çizgi romanlar ile grafik romanlar arasında bir kalite ve zihniyet farkı vardı. Ve en nihayet, yaklaşık yirmi üç yıllık bir gecikmeyle de olsa benzer bir devrim de Türk çizgi roman sahnesinde patlak veriyor. Artık bizim de grafik romanımız var.

Osmanlı ruhu: hasta adam
Çizgi roman üzerine akademik çalışmalarıyla tanınan Levent Cantek’in editörlüğünde Kamra Yayınları Nisan ayında ilk Türk grafik romanı diyebileceğimiz Deli Gücük: Osmanlı Taşrasından Korku ve Dehşet Hikâyeleri’ni yayımlıyor. Kapağından senaryolara, ilüstrasyonlarından tasarıma kadar üzerinde harcanan emeği gösteren albüm Türk çizgi romanlarının sevdiği bir doyuruculukla, 224 sayfalık bir yolculuk sunuyor okuyucuya. Çizgi roman sanatını takip edenlerin anında fark edebileceği üzere kendine özgü, benzersiz bir aroması var Deli Gücük öykülerinin.
İsminde vaat edilen korku ve dehşet öykülerinin yanı sıra, tüfeklerin, uçurumların ve haydutların, cinlerin ve hortlakların eksik olmadığı bir çeşit Gotik Vahşi Anadolu sunuyor okuyucuya. Deli Gücük’ün tekinsiz bozkırı, Conan’ın Hiborya Çağı ya da Yarasa Adam’ın kara metropolü Gotham şehrinden daha emniyetli değil kesinlikle. Ama bu Karanlık Anadolu’da, “Memleket Usulü Adalet” sağlayan Deli Gücük yeminini taahhüt ediyor. Suçlulara cezayı olabilecek en ağır darbe ile indiriyor genelde. İlginç olan ise intikam ve adalet ana tema olsa bile, daha başka, zengin aromalara da sahip bu hikâyeler: Usta senaryo işçiliği sayesinde Kemal Tahir-Yaşar Kemal kalitesinde birinci sınıf otantik diyaloglara sahip eşkıya öyküleri, patlayan tüfekleri, piştovlarıyla, iflah olmaz zalimlerle dolu en hasından macera edebiyatı, ıssız bozkırın tekinsizliğini soluyan Anadolu Gotik kara fabllar, yürek burkan sosyal-gerçekçi dramlar, gerçeküstü ekspresyonist korku ve bir-iki tane de muzip ve oyuncu mesel...


Bu anlatılarda Deli Gücük karşımıza birbirinden farklı binbir surette çıkıyor: Eşkıyaların kanlısı, çapulcunun can düşmanı, zorbaların avcısı bir efsane; mazlum emekçilerin koruyucusu bir sosyalist; tekinsiz siperlere dadanmış Osmanlı ruhu “Hasta Adam” ; yitik yolculara yardım eden bir derviş; Plevne’de Rus Kazaklara, Kırım’da Britanya Hussarlarına karşı savaşmak üzere zuhur etmiş intikamcı bir evliya; masallarda gezen Kargalar Padişahı; belki tüm numaralarının bir izahı olan vantrilog bir gözbağcı; Rumeli’ye musallat olmuş öfkeli bir Arnavut zebanisi; Mahşerin atlılarından Veba ya da Harp; şifacı, emci, ecinni; deli, veli...


Deli Gücük mitolojisinin zenginliği de burada yatıyor zaten. Bu öykülerde Anadolu kocaman keskin bir kaya ve bu kayanın altını her kaldırdığımızda bizi her seferinde bambaşka bir mahlûk bekliyor. Alışılmışın aksine sadece bir çizgi roman antolojisi de değil Deli Gücük; kitapta birkaç tane de ilüstre korku/ macera hikâyesi de bulunuyor. Batılı akranlarıyla kıyaslanınca Deli Gücük öykülerinde Sandman’in sihirli ve karanlık atmosferini, Watchmen ‘in tema zenginliğini ve Dark Knight Returns’teki o (Frank Miller’in deyimiyle) okuyucunun ‘iliğine işleyen’ öykü şiddetini, İtalyan çizgi romanlarının desen zenginliğini bulmak mümkün. Bir de bunun üstüne ülkenin en yetenekli çizerlerinin, Amerikalı meslektaşlarını utandıracak maharetteki çabalarını ekleyince Deli Gücük: Osmanlı Taşrasından Korku ve Dehşet Hikâyeleri’ne ilk Türk grafik romanı demek hiç de zor olmuyor.


“Amerika’da satış rekorları kıran...” ibaresine tenezzül etmeden, okuyucularını bir ‘trend’ yardımıyla değil kendi erdemleri ve marifetleri ile kazanmayı aklına koymuş bu ‘Deli’ kahraman ve onun tekinsiz öyküleri, 1980’lerden bu yana atari (ve halefleri) yüzünden unutup öldürdüğümüz çizgi romanı mezarından öfkeyle geri çıkaran ve yüzümüze çarpan bir çalışma.

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
escort izmir


Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi