AKP ile cemaatin arası neden açıldı?

Son günlerin tartışması, ak parti ve cemaat çatışması. Artık kimse var mı yok mu diye sormuyor. Herkes böyle bir ayrışma olduğunun farkında. Tarafları da reddetmiyor. Bunun nedenin basit bir pasta kavgası mı? Yazar Nihal Benisu Karaca'nın köşe yazısı..

AKP ile cemaatin arası neden açıldı?
Son Güncelleme: 10:32 12 Aralık 2011, Pazartesi

AK PARTİ –CEMAAT AYRIŞMASI VE NEDENLERİ

Nihal Bengisu Karaca

Vardı-yoktu derken Cemaat –Ak Parti çatışması şaiyadan hakikate dönüştü. Partiye ya da cemaate tavır almamış, bilakis her ikisini de desteklemiş kimselerin köşe yazılarında bahsedilmesine bakarak bile ‘şike’ tartışmasının buz dağının görünen kısmı olduğunu anlayabilirsiniz.

Cemaate yakınım ama sıkı bir taraftarı değilim; Ak Parti’ye yakınım ama bu köşeyi takip edenlerin de bildiği gibi sıkça eleştirdiğim vâki…Her iki çevrenin de kıyısında, her iki çevreyi de dinleyen biri olarak, bu ayrışmanın pek çok önemli nedeni olduğunu biliyorum. Objektif gözlemci sıfatıyla kaleme aldığım bu metinde sözkonusu nedenleri sıralamaya çalışacağım:

Büyük resimdeki en temel ayrışma nedeni, cemaatte Ak Parti’nin uyguladığı dış politikanın Türkiye’yi dünya sisteminden koparacağı endişesinin var olması. Cemaat Türkiye’nin ‘müslüman’ ama ‘Batı sistemi içinde yer alan bir Müslüman ülke’ olmasını istiyor. Ortadoğu’da yapılan yatırımlara, ticari ve insani ilişkilerin gelişmesine karşı olmadığı gibi destekliyordu, ‘One minute’ e de bir itirazı yoktu. Mavi Marmara’nın yola çıkması ve sonrasındaki gelişmeler, İsrail ile ilişkilerini bozulması ise cemaatin hem hükümetten hem de Türkiye’nin cemaat dışındaki mütedeyyin gruplarından ayrı düşmesine neden oldu. Cemaat için Türkiye’nin İsrail’i karşısına alması Ortadoğu ülkesi olmayı tercih etmesi anlamına geliyor, hükümet için ise bu ‘bölge gücü’ olmanın anahtarı. Hakeza, İran için alınan riskler de cemaate fazla ve gereksiz görünüyor. Bu kesimde, Hükümetin ‘bölge gücü’ olmak için attığı adımların, kurduğu ittifakların ve dahi kurmaktan kaçındığı ittifakların maceradan ibaret olduğu kanısı hakim. İsrail’in eskisi kadar ‘dokunulmaz’ olmadığı fikrine katılmıyorlar. Hükümet çevreleri ise Türkiye’nin arap kamouyondaki kredisinin bölgeyi değiştirdiğini, cemaatin değişen dengeleri iyi okuyamadığını düşünüyor.

Cemaat kürt meselesinde ana dilde eğitim gibi temel haklar konusunda ilerleme kaydedilmez iken, terörizmle mücadelede de ‘komşu’ ülkelere verilen açık çek yüzünden başarısız olunduğunu düşünüyor. Bu komşudan kastın yine ‘İran’ olduğunu söylemeye gerek yok. Dahası İsrail ile ilişkilerin bozulmasının İsrail’in PKK’ya destek vermesini kolaylaştırdığından bahisle de, konu yine İsrail ile ilişkilere geliyor.

Temmuz ayında Ak Parti’li taraflardan edindiğim ve aynı ay içinde cemaat tarafına da tasdik ettirdiğim bir duyuma göre seçim öncesi Pensilvanya’da bir olay oldu. Ak Parti’nin önde gelen simalarından biri Hocafendi’yi ziyarete gitti ve orada bir takım yakışıksız sözler zikretti. Konu dönüp dolaşıp Türkiye’deki cemaat mensuplarının Hocaefendi’ye şikayet edilmesine, cemaat mensuplarının bir türlü memnun edilemediğini ifade edilmesine kadar geldi. Bu olay, cemaatin seçim sürecindeki tutumunu değiştirmedi ama ilişkiler de yara aldı.

Partililer cemaat mensuplarını ‘cemaatçilik’ yapmakla, her önemli noktaya kendilerine yakın isimlerin gelmesi için kulis yapmakla suçlarken, cemaate yakın kişiler ise partiyi ‘hemşehricilik’ yapmakla suçluyor. Gülen’e sempati duyan kimselerin ayıklandığını ve bir çok atamanın ve görevlendirmenin ‘benim köylüm’ ‘amcaoğlum’ gibi medeni olmayan kriterlerle yapıldığını, ‘kadrolaşma’ söylentilerinin bizzat Ak Partililer tarafından köpürtülüğünü düşünüyorlar.

Ak Parti cemaatin siyasi bir parti olmadığı, hele hele iktidar partisi olmadığı halde; siyasi bir erki kullanmadığı dolayısıyla ‘yıpranmadığı’ halde, ülke politikalarını domine etmesinden rahatsız. Cemaate, ‘Eğitim faaliyetlerini takdir ediyoruz, ama siyaseti belirlemeyin’ diyorlar. Cemaat ise ‘Yönetim erki sizdedir, iktidara ortak değiliz ama gönüllülük eksenli hizmet ve düşünce kuruluşları sivil toplumun özüdür’ diyor, demokrasilerde sivil toplum baskı grupları oluşturabileceğinden bahsediyor, bunun sakıncalı görünmesinin üzüntü verici olduğunu eileri sürüyor.

**

Ak parti-cemaat arasındaki tartışmanın medyaya yansıması, köşe yazarlarına konu olması Mütedeyyin/muhfazakar kesimin ‘Nasıl bir Türkiye istiyoruz?’ sorusuna verdiği tek ve homojen bir cevabın olmadığını su yüzüne çıkardığı gibi, artık bu tartışmanın kamusal alanda, kamuya açık yapılmak durumunda olduğunu da gösteriyor. Umarım demokratikleşme maceramızın anlamlı bir mecraya akmasına da vesile olur.

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Toplam 2 adet yorum eklenmiştir.
02 Şubat 2012 00:32

damla

öncelikle muhteşem bir yazı çok aydınlatıcı oldu bilmeyenler için! Hakan Yavuzun kitapları ve yazıları geldi aklıma, onunda cemaatin devletleşmesi ile ilgili korkuları vardı, bence...öncelikle muhteşem bir yazı çok aydınlatıcı oldu bilmeyenler için! Hakan Yavuzun kitapları ve yazıları geldi aklıma, onunda cemaatin devletleşmesi ile ilgili korkuları vardı, bence cemaat artık korkutucu bir boyuta geldi. Ergenekondan farkı yok artık heryerdeler! Cemaatten olmayanların iş güç bulmasıda imkansız bir hale geldi... heryere kendi insanlarını koyuyorlar ama nsl bir cemaat anlayamıyorum buda kul hakkına girmiyor mu? İsraili, ABD yi destekliyorlar, İslamdan taviz verditiyorlar, kimsenin hakkına girmek istemem ama çok ciddi şüphelerim var cemaatle ilgili!» Yorumun Devamı

13 Aralık 2011 08:47

cemaat

bu cemaat şimdi derin devletin yerini aldı, artık tehditlere başlar cemaatin liderinin kökeninini T.Tarih Kurumu açıklasın bakın ne olacak ozaman

Facebook Sayfamız