Ataşehir'in kaderini değiştirdi

2009 yerel seçimlerine Saadet Partisi Ataşehir Belediye Başkan Adayı olarak giren ve bir anlamda Ataşehir'in kaderini değiştiren Erdal Uçar, yıllar sonra o döneme ilişkin samimi açıklamalar yaptı.

Ataşehir'in kaderini değiştirdi
Son Güncelleme: 23:34 11 Aralık 2015, Cuma

AK Partililerin, "Ataşehir'i onun yüzünden CHP'ye kaptırdık" serzenişlerine yanıt veren Uçar, "AK Partili arkadaşlarımız iğneyi önce kendilerine batırsınlar. Ataşehirli ilgisi olmayanları aday göstererek yanlış yaptılar. 2014 yerel seçimlerinde de aynı hatayı yaptıkları için CHP ile aralarındaki oy farkı 23 binlere çıktı" dedi. 

Ataşehir'le bir nevi özdeşleştiniz diyebilir miyiz?

Evet, öyle oldu. 45 yıllık Ataşehirliyim ve işyerim de burada. İşinize gücünüze bakarken insanların acılarını, seviçlerini paylaşınca da tabii ince bir namınız oluyor. Tabii biz bunu Allah rızası için yaptık, hiçbir zaman namımız olsun diye yapmadık. Babam olsun, ben olayım, ailem olsun burada çok güzel arkadaşlıklarımız, dostuklarımız, teşrik-i mesailerimiz oldu. Bu süreçte insanların cenazelerinde, hastaları olduğunda acılarını; düğünlerinde, nişanlarında sevinçlerini paylaşarak bugünlere geldik. 

Siyasete girişiniz nasıl oldu?

1984 yılında üniversiteden bir grup arkadaşımız rahmetli Necmettin Erbakan Hocamızı ziyarete gidiyorlardı. Ben şuurlu manada İslam'la sonradan tanıştım. "Sen de gelir misin" diye sordular, "gelirim" dedim ve gittik. Bir dizi ziyaretlerden sonra Aşağı Ayrancı Tan Apartmanı'nda Erbakan Hocamızla görüştük. 45-50 matrekarelik salon hıncahınç üniversite öğrencisi doluydu ve ben de o üniversite öğrencilerinden biriydim. Rahmetli hocamız o zaman da yasaklıydı. Yaklaşık üç saat konuştu. En çok dikkatimi çeken husus, değindiği mevzuların milli ve yerli olmasıydı. Bir kere bile duraksamadan, akıcı ve çok güzel bir Türkçe ile meseleleri anlatmıştı. Rahmetli Erbakan Hocamızdan çok etkilendim ve o gün bu gündür Milli Görüş camiasının içindeyim. 

Saadet Partisi'nden Ataşehir Belediye Başkan Adayı oluşunuz nasıl gerçekleşti?

1984 yılında Erbakan Hocamızı ziyarete gittikten sonra İslami, özellikle de ideolojik kitaplar okumaya başladım. Müteakiben İstanbul'a gelip 1988-1995 yılları arasında Kadıköy'de Milli Gençlik Vakfı'nda görev aldım. 1995 yılında Hacca gittim. Döndüğümde Refah Partisi Kadıköy İlçe Başkanı İsmail Erdem -şu anda Sancaktepe Belediye Başkanıdır- beni gençlik kolları başkanı olarak yönetimine almış. İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol'un bıraktığı ilçe başkanlığını İsmail Erdem devralmıştı. 

Ben kongrede yoktum, geldiğimde sürpriz bir şekilde kendimi gençlik kolları başkanı olarak buldum. 4.5 yıl Refah Partisi Kadıköy Gençlik Kolları Başkanlığı yaptım. Bu 4.5 yılda çok önemli projelere imza atarak müthiş bir gençlik heyecanı ve sayı yakalamıştık. Akabinde yine Refah Partisi döneminde Kadıköy ilçede tanıtma birim başkanlığı yaptım. Müteakiben o meşhur ayrışım oldu. Milli Gençlik Vakfı kökenli birçok arkadaşım gibi ben de ana yuvada kalarak Saadet Partisi'nde siyasete devam ettim. 

Bu dönemde AK Parti'den size teklif geldi mi? 

Evet, geldi. O süreçte AK Parti Kadıköy Kurucu İlçe Başkanı olan Ömer Abamor ki, daha sonra Ataşehir Belediye Başkanlığı seçiminde rakibimdi ve halen de arkadaşımdır, "Birlikte çalışalım" diye sağolsun iki kez AK Parti'ye davet etti. Fakat ben Erbakan Hocamı yalnız bırakamazdım. Çok şükür O'nu yalnız bırakmadım ve tercihimi Saadet Partisi'nden yana kullandım. Saadet Partisi çatısı altında çeşitli görevler yaptıktan sonra Kadıköy İlçe Başkanlığı yaptım. Mahalleler ayrılmadan önceki Saadet Partisi'nin Kadıköy'deki en son ilçe başkanı bendim. Tabii o dönemde yaklaşık 45 yıllık Ataşehirli olmam hasebiyle Saadet Partisi İstanbul İl yönetimi tarafından Ataşehir'in kurucu ilçe başkanı olarak görevlendirildim. 

Kurucu ilçe başkanlığı görevini müteakip yaklaşan 2009 yerel seçimleri öncesinde Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı Ataşehir'den belediye başkanı adayı olmam konsunda ısrar etti. Tabii genel olarak halkımızın, arkadaşlarımın, dava kardeşlerimin de böyle bir beklentisi vardı. Ben de bu beklentilere cevap vermek adına kurucu ilçe başkanlığımı müteakip Saadet Partisi'nin Ataşehir'imizdeki ilk belediye başkan adayı oldum. 

Adaylığınız sürecinde AK Parti'den, "Oylarımız bölünecek, gelin işbirliği yapalım" şeklinde bir yaklaşım gördünüz m?

Hayır, görmedim. Onlar zaten zaferden emindiler. Seçmen ziyaretlerinde bir alıcı-verici ilişkisine yakışmayan gayri muayyen tavırlarla, zaferden emin bir ordu edasıyla araziye çıktılar. Fakat Ataşehir'in bir Kadıköy, Üsküdar ya da Maltepe gibi olmadığını biz biliyorduk. Birkaç mahallemiz hariç bizim burada hala yerel siyaset çok güçlüdür. Atatürk mahallemizin Ataşehir'i gibi dış dünyayla veya çevresiyle çok fazla teşrik-i mesai kurmayan elit kesim, buranın genel yapısını bilmez. Ama tabii uzunca yıllarımız burada geçtiği için biz Ataşehir'in onların düşündüğü gibi olmayacağından emindik. Burada beklenen başka isimler varken Ömer Abamor ismi açılanınca biz zaten AK Parti'nin Ataşehir'de kaybedeceğini anladık. 

Ömer Abamor Ataşehir için doğru isim değil miydi?

Bence yanlıştı. Çünkü çevre tarafından tanınan, bilinen bir isim değildi. Ömer Abamor Bey şahsen çok iyi bir insandır ve AK Parti'nin içindeki en temiz isimlerden biridir. Fakat hem buranın çocuğu olmaması, hem de beşeri ilişkilerinde biraz yanlış yönlendirilmesi sebebiyle tabanda çok fazla tutmadı. Kazanılan o kadar bin oy da Recep Tayyip Erdoğan rüzgarıyla oldu. Battal İlgezdi de buranın çocuğu değildir. Uzunca yıllar siyaset yaptığı Ümraniye'nin çocuğudur. Ömer Abamor da hakeza Kadıköy'de siyaset yapmıştır. Ama ben öz ve öz buranın çocuğuyum. Dilek Sabancı Ticaret Lisesi'nin arkasındaki harmanda yıllarca top oynadım. Tabii güzel de bir çevremiz ve tanınmışlığımız da var. Bunu kullanarak AK Parti'nin kaybetmesini ve inşaallah Milli Görüş'ün yani Saadet Partisi'nin kazanmasını isterdik. Kendimi övmek için söylemiyorum ama halk da bizi sevdi, tuttu, bağrına bastı! Benim beşeri münasebetlerim çok iyidir, insanlarla çabuk diyalog kurarım ve her kesime de hitap ederim. En fakirinden en zenginine mutlaka anlatacak bir şeylerim vardır. Fakat konjontür olarak partimizin çok güçlü olduğu bir dönem değildi. Özellikle söylenen şuydu; "Erdal Bey çok dürüst ve namuslu bir kardeşimiz... Bu işi de yapar, becerir ama oymuz boşa gidecek. Aradan CHP sıyrılacak". Nitekim insanların korktukları başlarına geldi. Oysa bana oy vermiş olsalardı burada hakikaten onların kendi içinden çıkmış, makamında kapısı olmayan, kapsını çalmadan dahi herkesin rahatlıkla başkanına ulaşabileceği, gece gündüz onlarla birlikte olacak bir ismi, bir enerjiyi, bir sinerjiyi, bir başanı maalesef kaybettiler. 

AK Partililerin, "Saadet Partisi adayı Erdal Uçar oylarımızı bölmeseydi Ataşehir'i alırdık" şeklindeki serzenişlerini nasıl değerlendiriyorusunuz?

Benim AK Partili bir çok arkadaşım var. AK Parti Ataşehir İlçe Başkanı Mustafa Naim Yağcı Bey olsun diğer arkadaşlar olsun hepsiyle görüşüyorum. Eski arkadaşlarımla da görüşüyorum. Ömer Abamor Bey çok samimi bir arkadaşımdır. Hiçbir siyasi parti, başka bir partinin adayına göre gardını almaz. O partinin adayına göre asla stratejik bir proje çizmez. Çıkıp kendi doğrularını halka anlatır, halk da onu beğenip tasvip ederse belediye başkanı seçer ya da tasvip etmezse seçmez. AK Partililer neden kaybettiklerini kendi yaptıkları taktiksel ve stratejik yanlışlarda arasınlar. "Nerede hata kaptık ki, kendi kurduğumuz ilçede belediye başanlığını kazanamadık" diye bir özeleştiri yapsınlar. 

Ben çıktım aslanlar gibi Milli Görüşçü bir belediye başkanı nasıl olması gerektiğini Ataşehir halkına anlattım. Ataşehirli beni tuttu, sevdi. Çok az kalmıştı. Son 10 günde insanların tavırlarını değiştiren yine AK Parti oldu. Belediye başkanlığını yaptıkları kamuoyu araştırması sonucu kaybedeceklerini anlayınca bize çamur atmaya başladılar. Güya anket yapan genç kızları sokaklarda dolaştırmaya başladılar. Anket sonunda dediler ki, "Siz Saadet Partisi diyorsunuz ama anlattıklarınıza göre aradan CHP sıyrılacak". Sanki yönlendirme anketi gibi. Son anda stratejiyle bizim oyumuzu çok düşürdüler. 

Bir anlamda Ataşehir'in kaderini değiştiren adam olarak Battal İlgezdi başkanlığındaki Ataşehir Belediyesi'nin performansını nasıl görüyorsunuz?

Yeni kurulan bir ilçe olarak, özellikle ilk 2-3 yılı çok büyük garetlerle ve bocalamalarla geçse de şu ana kadar Battal Bey Ataşehir'e bir hayli hizmet etti. Ancak adaylığım döneminde Ataşehir'le ilgili planladığım değişim ve dönşüm projeleriyle ilgili hala yüzde 30'ların ancak yapılabildiğini görüyorum. Çok eksikleri var. Ama rakip siyasi pariden olduğu için herkes mutlaka karşısındakinde bir kabahat ya da eksik bulur. Ancak Ataşehir'in sosyal dokusuyla ilgili projeleri ben eksik görüyorum. Çevre düzenlemesi, yeşil alan, çocuk parkları alanında eksiklikler görüyorum. Ataşehir'i tüm Türkiye'ye belediye adına tanıtacak mega projeler konusunda eksiklik görüyorum. Rakip partiden de olsa İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bir şekilde anlaşarak Ataşehir'e soyal donatılar kazandırılması noktasında da eksiklikler görüyorum. Ataşehir'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'na ait bir sosyal donatı yok. Ataşehir'e hem ucuz hem kaliteli, insanlarımızın gidip yemek yiyebileceği, oturup çay içerek sohbet edebileceği bir mekan yapılabilirdi. 

Bugün geriye doğru baktığınızda "Keşke aday olmasaydım da AK Partili aday başkan olsaydı" gibi bir düşünceniz hiç oldu mu?

Hayır, asla olmadı. Herkes çıkıp eteğindeki taşları döker, halk bunu görür ve ona göre de oyunu verir. Milli Görüş olarak bir ilçeyi biz yönetmek isteriz. Eğer biz olmuyorsak, AK Parti ya da CHP olmuş, bizim için fark etmez. Ancak halka hizmet Hak'ka hizmettir anlayışıyla hangi parti olursa olsun kendi çıkarlarını ve menfaatlerini ya da yandaşlarının çıkalarını ve menfaatlerini düşünmeden hizmet etmelidir. O yüzden AK Partili kardeşlerimiz önce iğneyi kendilerine batırsınlar, çuvaldızı ondan sonra başkasını batırsınlar! İkinci seferdir aynı hatayı yapıyorlar. Nimetullah Topu Bey arkadaşımdır ve kendisini çok da severim. Ama Ataşehir gibi bir yerde yine yanlş adayla, yine yanlış stratejiyle yine belediyeyi CHP'ye kaptırdılar. Hadi diyelim ki birinci dönem ben engel oldum, ikinci dönem fark daha da büyüdü. 23 bin küsür fark oldu. Eğer bizsek sebep birinci dönem tamam, ama ikinci döne hiç değilse bu hatanızı telafi edin. Ataşehir'le özdeşleşmiş birini aday yapın. Kaldı ki bu konuda ben AK Parti il yönetimini, özellikle de giden il başkanı Aziz Babuşçu'yu çok başarısız buluyorum. Aziz Babuşçu'nun yüzünden Aaşşehir, Maltepe, Sarıyer, Kartal gibi kazanılmış ilçeler kaybedilmiştir. 

Aziz Babuşçu'nun yanlış stratejileri yüzünden bu ilçelerin kaybedildiği kanaatindeyim. Bu tarz yerlerde eğer siz yerele değer vermezseniz, yereli yüceltmezseniz insanlar da size oy vermez. Siz ilçe başkanı olmuşsunuz eviniz Ataşehir'de değil... Yanınızda AK Partili bir fırın var, beş yıldır oradan ekmek almamışsınız... Övünmek için söylemiyorum ama ben alışverişimi kendi insanımdan yaparım, alışveriş merkezinden yapmam. Sokaktaki satıcılardan bile hala alışveriş yaparım. Hiçbir zaman halkımdan kopmamaya gayret ettim. Siz eğer halkın içindeyseniz bu insanlar sizi sever ve bağrıba basar. Halkla barışık olmak apayrı bir şeydir. Tabii bizim düsturumuzda ve siyasi geleneğimizde mutlaka bir takım şeylere özel ehemmiyet vermek vardır. 

Ben bu konuda Mustafa Sarıgül Beyi örnek vermek istiyorum. Mustafa Sarıgül Bey eğer Şişli'den ayrılmasaydı bağımsız da girse kazanırdı. Tamam, biz de onun gibii yaparım demiyorum... Çok başarılı bir Yılmaz Bayat Üsküdar'da kaybetti. Çok başarılı bir Mehmet Bingöl Ümraniye'de kaybetti. Tayyip Bey fırtınasına dayanamadılar ama Mustafa Sarıgül dayandı. Gerçi bunların stratejik konumları, oradaki Anadolu insanının çokluğu-azlığı, eski ya da yeni İstanbul olması vs. Bunlar tabii değişken unsurlar. Ama burada eğer ben belediye başkanı olmuş olsaydım, inanıyorum ki bırakıncaya kadar Allah'ın izniyle hiç kimse belediye başkanlığını elimden alamazdı. 

Mevcut Ataşehir Belediyesi yönetimine yönelik "tüm sosyal dokulara ulaşılmalı" eleştirinizi biraz açar mısınız?

Ataşehir Belediyesi mutlaka tabana kadar inmeli. Belediyenin araçlarını, mesleğim gereği sürekli dolaştığım varoş mahallelerimizde daha sık görmek istiyorum. Hastası olan, engellisi olan veya gelire, gıdaya ihtiyacı olan yahut geliri olup hizmete ihtiyacı olan yaşlılarımız için mutlaka belediyenin araçlarını ve personellerini daha sık görmek isterdim. Çünkü bu insanların gönlünde taht kurabilmek apayrı bir şeydir. Bu konuda mevcut belediye önetiminin eksikliklerini görüyorum. Bu örnekleri daha da çoğaltabilirsiniz. Mesele yine benim projelerimden bir tanesiydi; 

"Merhaba Komşum Projesi" vardı... Bizim medeniyetimizde "Ev alma komşu al", "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" gibi ataszölerimiz vardır. Yine Peygamber Efedimiz bir hadisinde, "Cebrail Aleyhisselam bana komşu ile ilgili o kadar çok telkinde bulundu ki, zannettim ki Cenabı Allah komşuyu komşuya varis kılacak" demiştir. Teknoloji ve imkanlar arttıkça insanların yalnızlaştığı, bencilleştiği, kimsenin kimseyi dikkate almadığı bir çağda yaşıyoruz. Karşı dairedeki komşumuz bile cenazeniz olduğunu gördüğü halde başsağlığına gelip "Yardımcı olabilieceğimiz bir husus var mı" diye sormuyor artık. Mallesef böyle bir durumla arşı karşıyayız. 

"Merhaba Komşum" projesinin özü neydi? Ben belediye başkanı olacağım için biraz da popülaritemiz, ismimiz olmuş olacaktı... İçerenköy'de, Atatürk Mahallesi'nde veyahut Yeni Çamlıca Mahallesi'nde bir yer seçip heray bir eve konuk olacaktım. Ev sahibinden de o akşam komşularını çağırmasını isteyecektim. Onlara niçin komşuluğun önemli olduğunu, Peygamber Efendimizin "Zannettim ki komşuuyu komşuya varis kılacak" hadisinin ne demek olduğunu, "Ev alma komşu al" atasözünün ne annlama geldiğini anlatacaktım. Bu sadece çok basit bir örnektir ve bu örnekleri çoğaltabilirsiniz. Yüzyılımızın en önemli sorunlarından bir tanesi insanların bireyselleşmesi, enelerinin güçlenmesi, toplum halinde yaşama şevkinin kaybolmaya başlamasıdır. 

İstanbul Finans Merkezi'nin yapıldığı bölgenin Ümraniye'ye bağlanması konsunda ne düşünüyorsunuz?

Ben bu konuda Ataşehirliye çok büyük bir ayıbın yapıldığı, Ataşehirlilere hakaret edildiği kanaatindeyim. Bizim medeniyetimizde asla ayrımcılık yoktur. Balkanlara 400 yüzyıl hükmeden bir medeniyet olarak biz isteseydik bir Yunanlı veya Bullllgar sağ bırakmaz, hepsini yok eder v zrla da olsa hepsini Müslümanlaştırırdık. Ama asla biz onların ne dinine, ne kız alıp vermelerine, ne ticaretlerine, ne de yaşadıkları hayata müdahale etmedik. Bu belki çok uç bir örnek oldu ama buradan hareketle biraz daha basite indirgeyecek olursak İstanbul Finans Merkezi konsunda ben kesinlikle hükümeti haksız buluyorum. Bunu belediyeye değil Ataşehirlililere yapılmış bir hakaret olarak adlediyorum. Bugün CHP'li bir belediye var ama yarın AK Partili ya da Saadet Partili bir belediye olacak. Dolayısyla partsine göre mi muamele yapacağız. Eğer böyle yaparsak Türkiye yaşanılır bir ülke olur mu? Herkes birbirini kırıp dökmez mi? 

Kentsel dönüşüm ve imar sorunuyla ilgili Ataşehir Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında yaşanan sürecin geciktirilmesi kaynaklı gerilimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle kentsel dönüşümü çok faydalı bir kanun olarak görüyorum. İstanbul gibi ikinci derece deprem bölgesi olan bir yerde eski binaların yıkılarak yerlerine depreme daha mukavemetle binaların yapılması çok doğru bir karar. Hükümeti bu konuda tebrik ediyorum. Biraz uzantısına bakacak olursak Türkiye şu anda inşaat sektörüyle ayakta duran bir ülke. Özde üretimi olan, katma değeri yüksek, dünyaya hitap eden ürünler üretme adına çok kayıplarımız var. 

İnşaatın hızıyla bir takım sektörler ayakta kalmaya devam ediyor. Bu, işin başka bir boyutu. Özetle kentsel dönüşümü faydalı ve Ataşehrimiz için de kaçınılmaz olarak görüyorum. İmar konusunda ise bu tarz yandaş uygulamalar maalesef sadece AK Parti'ye mahsus değil. Geçmişte CHP ve ANAP'ın yönettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde bir takım yandaş uygulamalar olduğunu ben siyasi geçmişimden dolayı biliyorum. Bunlar yalnış şeyler. İçerde olmadığımız için ne olup bitiyor bilmiyorum ama AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin süreci geciktirme yönünde böyle bir yaptırımı varsa kesinlikle hatalıdır. 

Bu konuda Ataşehir Belediyesi'nin de mutlaka yapacağı bir takım işler vardır. Bunlar karşılıklı konuşulup aşılabilir. Buradaki insanların hem mukavemeti düşmüş çürük binalardan kurtulması hem de yeni ve modern yaşam alanlarına kavuşması gereklidir. Belediyede meclis üyemiz yok ama velevki olmuş olsaydı, belediye hangi partide olursa olsun böyle bir çalışmaya kesinlikle destek verirdik. Bu konuda yandaşlık yapılmasını son derece hatalı ve mahsurlu buluyorum. 

Önümüzdeki dönemde Ataşehir Belediye Başkanlığı ya da milletvekili adaylığınız söz konusu olur mu?

Şu anda halkımız Milli Görüş'e, Saadet Partisi'ne, "Sen sıranı bekle" dedi. Bu son birkaç seçimdir devam ediyor. Biz şu anda nadasdayız. Dolayısyla şahsımla ilgili de 2014 yerel seçimlerinde gerek teşkilatım, gerek il başkanlığımız, gerekse de genel merkezimiz nezdinde mutlaka aday olmam noktasında baskılar vardı. Ancak aday olmak istemedim.Bu dönem biraz beklemek ve dinlenmek istedim. 

Önümüzdeki dönem neler olur tabii onu Allah bilir. Eğer tabanımızdan, genel merkezimizden, ilimizden, ilçemizden bu yönde bir beklenti olur da konjonktür de değişirse aday olabilirim tabii. Son yaşadığımız gerek 7 Haziran gerekse de 1 Kasım seçimleriyle ilgili de milletvekili adayı olmam noktasında hem Anadolu yakasındaki başka ilçelerden, hem ilimizden ve ilçemizden de baskı vardı. Ancak ben onu da kabul etmedim. 

Son olarak ülkenin genel siyasi durumuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Gelinen noktada Türkiye maalesef hızla yalnızlaştı. Belki ortak tarihimiz, İslami birlikteliğimiz, medeniyet değerlerimiz aynı olan birçok ülkeyle şu anda neredeyse savaşacak konuma geldik. Valisini, kaymakamını bizim atadığımız onlarca ili ve yüzlerce ilçeyi, gayri İslami düşünüp ecnebi olan ve İslam'ı yok etmek için mücadele eden insanların postallarına maalesef çiğnettik. Her şey Büyük Ortadoğu Projesi denilen BOP Eşbaşkanlığı ile başladı. Tüm İslam coğrafyası darmadağın oldu. Kırmızı çizgilerimiz olan Irak bölündü. Bu dönemde, tek başına bütün İslam coğrafyasına petrolünün 50 yıl yeteceği bir Sudan'ı böldürdük. 

Aynı şekilde Libya'mız da neredeyse bölündü ya da bölünecek. Afrika'da ortak değerlerimizin olduğu birçok ülkede yine iç savaşlar var. Mısır'da çok büyük katliamlar yaşadık. Miting alanlarında ve kürsülerde meydan okuduğu Beşşar Esed, Rusya'nın da yardımıyla kendisini toparlamış gözüküyor. Belki Tayyip Bey Cumhurbaşkanlığından gidecek ama Esed'in hakimiyeti devam edecek. Oysa Esed üç ay sonra yerle yeksan olacaktı. Bence meydanlardan, kürsülerden Esed'e meydan okumak tarihi bir hataydı. Dediğim gibi her şey BOP Eşbaşkanlığı ile başladı. Şu anda görülmeyen bir Haçlı ordusu, görünmeyen bir şekilde Müslümanları katlediyor. Yeryüzünde akan bütün kanlar ve göz yaşları hep Müslümanların kanları ve gözyaşları. 

Tabii bir diriliş dönemi mutlaka olacaktır. Nasıl ki o güçlü Haçlı Seferleri'nden sonra bir Selahaddin Eyyubi çıktı ve onlara son verdi, nasıl ki Moğol istilasından sonra Selçuklu çıkıp bu istilaya son verdi ve yeniden birliği beraberliği sağladı, nasıl 1402'de Kösedağ Savaşı'ndan sonra yenilen Yıldırım Beyazıt'ın yerine bir Mehmet Çelebi çıktı ve Osmanlı beyliklerini yeniden toparladı, 1402'den 1453'e gelindiğinde çağ açıp çağ kapatan İstanbul'un fethi gerçekleşti... Şu anda Ümmedi Muhammed'in çok zor zamanları. Ama be bunun yeniden bir medeniyetin yükselişinin ayak izleridir diye üşünüyorum. Dolayısıyla ülkemizin içinde bulunduğu gerek siyasi gerek ekonomik gerekse de sosyal olaylar gösteriyor ki, bizim her şeyden önce birlik beraberlik ve İslam kardeşliğine ihtiyacımız var. 

Erdal Uçar Kimdir..

1966 yılı, Sivas ili Akıncılar ilçesi doğumluyum. 1956 yılında babam çalışma amaçlı İstanbul'a gelmiş. 1969 yılında ise ailecek İstanbul'a taşınmışız. Her Sivaslı gibi biz de İstanbul'a ilk geldiğimizde bir müddet Fikirtepe'de oturmuşuz. 1970 yılının başında Küçükbakkalköy'e taşınmışız. İlk, orta ve lise tahsilimi İstanbul'da tamamladıktan sonra Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İşletme Bölümünü bitirdim ve ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Muhasebe Finansman Bölümü'nden mezun oldum. Çeşitli şirketlerde muhasebe finansman müdürlüğü ve üst seviye yöneticilik yaptıktan sonra kendi büromu açtım. 20 yıldır da mali müşavirlik ve muhasebecilik yapıyorum. Evli ve 4 çocuk babasıyım. 

Kaynak: www.bizimyakaistanbul.com

Editör:Göksel SERDAR

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi