'Herkes yarını düşünüyor, ben bugünü yaşıyorum'

Az sonra okuyacağınız; Uluslararası Finans Bölümü'nden pastacılığa uzanan bir hikaye...

'Herkes yarını düşünüyor, ben bugünü yaşıyorum'
Son Güncelleme: 16:54 16 Aralık 2011, Cuma
GÖKSUN KÖK-Az sonra okuyacağınız; Uluslararası Finans Bölümü'nden pastacılığa uzanan bir hikaye... "Kariyer mi yoksa hayaller mi daha ağır basar" diye sorduk; "Kariyerimi bir anda bırakıp, hayallerimin peşinden gitmem gerektiğine şiddetle inandım" dedi ve başladı anlatmaya...

Yoğun iş temposundan sıkılıp, plaza ortamındaki unvanını da bırakıp; gerçekten yapmak istediği şeyin peşine takılıp gidenleri konuk ediyoruz bu sayfamızda...

İyi bir eğitim almışsınızdır, saygın bir işyerinde çalışıyorsunuzdur, düzenli bir geliriniz vardır, başkaları için başarılı bir örneksinizdir ama yine de bir şeyler eksiktir işte...

Kendinizi sorgularsınız bazen; "Ben ne yapıyorum, ne işim var burada ve gerçekten ne yapmak istiyorum" diye...

Eğer bu soruyu cevaplarken, aklınız karışır ve içinizde bir kıpırdanma olursa, işte o zaman değişim şarttır... Yeni başlangıçlar, yeni bir hayat, biraz risk, damarlarınızda gezindiğini hissettiğiniz ve sizi bir anda teslim alan o heyecan...

Birazdan okuyacağınız hikayede, bu hissi yaşayan kadınlardan birisinin serüveni...

Geçen hafta bankacılık sektöründen bebek fotoğrafçılığına geçiş yapan Nur Ölçer'in fotoğraf makinesine olan tutkusunu yazmıştık; bu hafta da Duygu Tuğcu'nun pastalarına olan aşkını anlatıyoruz. 

Önce tanıyalım Duygu Tuğcu kimdir?
30 yaşında Yugoslav kökenli bir aileden geliyorum. Hayatım boyunca resim yapmış ve hatta sergi açmış olmama rağmen üniversitede Uluslararası Finans okudum. Sanat sevdama karşı koyamayıp üstüne gittim ve grafik tasarım eğitimi aldım. Uzun yıllar medya sektöründe internet koordinatörlüğü yaptım. Ardından kıyafet tasarımcılığına atıldım. Seramik eğitimi aldım. Baktım olmadı; modayla ilgili birşeyler denedim. Sonunda kendimi pastalarımda buldum ve hayata sıfırdan başladım. Bir anda herşeyi silerek... Butik pastacılığından öte heykel pasta yapmaya başladım. Onları sunabileceğim bir mekan açtım ve şimdi de bu alanda büyük bir aşkla ilerliyorum.

Medya sektöründe çalışırken birden seni pasta yaparken gördük. Nasıl oldu bu geçiş serüveni?


Boş zamanlarımın hepsini kurabiye, kek, pasta yaparak geçiriyordum. Büyük bir aşkla bağlıydım diyebilirim. Kariyerimi bir anda bırakıp hayallerimin peşinden gitmem gerektiğine şiddetle inandım. Beni durdurmaya çalıştılar hatta bu işten para kazanamayacağımı söyleyen bir sürü insan vardı. Yılmadım ve yoluma devam ettim. Hep kendime "Neden olmasın?" dedim. İlk önce küçük hedefler koydum. Evde her gün tatlı yapmaya başladım. Arkadaşlarımdan siparişler alıyordum. Ardından blog yazmaya başladım. Tanımadığım insanlara ulaştım ve onlardan da sipariş aldım. O anda fark ettim ki, benim gibi hayalleri peşinde gitmek isteyen ama korkan bir sürü insan var. Okula gitmeye karar verdim. Deli gibi gece gündüz çalıştım. Mucizevi bir şekilde okulun parasını biriktirdim. İstediğiniz zaman hayat size bir şekilde yol açıyor. Yurtiçinde ve yurtdışında "pastacılık ve ekmekçilik" üzerine eğitim aldım. Ve benim küçük masalım başladı...

Eğitiminin çok dışında bir iş yapıyorsun şimdi. Riskleri elbet vardır. Neler düşündün ilk etapta? Nasıl hazırlandın?


Aslına bakarsanız, risk hayatın her alanında var. Ancak kime ve neye göre diye sormak lazım. Ben gözü kara biriyim. İnsanın içinden gelen sesi her zaman dinlemesi kanaatindeyim. Yaş kaç olursa olsun, her zaman bir çıkış yolu vardır. İlk başlarda zordu. Yapamadığım zamanlarda; yerlerde tepinmeler, çığlıklar, ağlamalar yaşandı. Hele bir de mükemmeliyetçi olunca her şey biraz daha abartılı oluyor. Hayat düşünemeyeceğimiz kadar hızla geçiyor ve hiç bir anın boşa harcanmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer istersen, herşey mümkündür. İlerlersen, başarı seni bulur. Ancak yılmamak şartıyla! Engeller her zaman karşınıza çıkar. Tek tek atlamak ve sırtımızdan çekenleri dinlemeyip koşmak lazım. İşte o zaman, hayaller gerçekleşmeye başlıyor. Ben şanşlıyım ki, beni her zaman destekleyen bir ailem var. Ben, kendimden ümidimi kestiğim anlarda bile onların ümidi hiç bitmedi.

Pasta yapmak ve işi bu kadar ilerletmek hayallerinin bir parçası mıydı? Ya da şöyle sorayım, üniversiteyi bitirdiğinde ne yapmak, nerede olmak istiyordun?


Üniversiteyi bitirdiğimde sudan çıkmış balık gibiydim. Sağa sola savruluyordum. O yaşlarda insan inanılmaz kararsız olabiliyor. Hele benim gibi istemediği bir bölüm okumuşsa... Zamanla kim olduğunu ve ne istediğini keşfediyorsun. Kendimi bulmam uzun yıllar aldı. Her zaman savunurum, hiç bir şey için geç değildir. 50 yaşında bile olsa insan, yeniden başlayabilir. Hamur işine bayılan bir ailede büyümenin faydası olarak kendimi hamur işlerinde buldum diyebilirim. Ve öyle sıkı tutundum ki, işte hayatımın değiştiğini o zaman anladım.

Şimdi çok keyifli bir iş yapıyorsun. Peki zaman zaman kendini sorguladığın ya da pişmanlık duyduğun oluyor mu?


İnanılmaz keyifli ve bir o kadar da yorucu bir iş pastacılık. Kendimi pek çok kez sorguladım. Kim sorgulamaz ki! Hayatınızı bir anda sıfırlıyorsunuz ve yepyeni bir hayata başlıyorsunuz. Ama bir an bile olsun pişmalık duymadım. İnsanın istediği bir şeyi yapabiliyor olması o kadar inanılmaz bir duygu ki. Herkes yarını düşüyor, bense bugünü yaşıyorum. Ya yarın olmazsa diyorum kendime. Eğer istediğim şeyi yapamasaydım, işte o an derin bir pişmalık duyardım. Çünkü hiçbir şeyin anlamı olmazdı ve boşu boşuna yaşamış olurdum.

Kurumsal hayattaki Duygu ile mutfaktaki Duygu arasında ne gibi farklar var?

 


Mutfaktaki Duygu, çok otoriter ve titiz. Bir sonraki adım ne getirirse getirsin, onu bir sürpriz olarak değil de bir hediye olarak alıyorum. Öğrendiğim herşey bana inanılmaz şeyler katıyor. Her işte olduğu gibi zorluklar elbet var ama mutfaktayken nefes aldığımı hissediyorum. İstediğin şeyi yaptığın zaman, her anından keyfini çıkartıyorsun. Her şey daha bir anlam kazanıyor. Hatta bıçakla elinin kesilmesi bile...

Kurumsal hayatı ya da kurulu bir düzeni bırakmak zordur ve risklidir. Ailenden ve çevrenden nasıl tepkiler geldi?

 

 


Çoğu insan için büyük ama kendim için küçük bir adım attım; hayallerimin peşinden deli gibi koştum. Bazen kendime bile inanamadım; tökezledim, altüst oldum ama bir an bile yılmadım.

İnancını yitirdiğin anlar olmadı mı?


Oldu tabii ki. Ama ailem her an yanımdaydı. Bir an olsun benden inançlarını yitirmediler. Bu, hayalime ulaşmamdaki en büyük avantajımdı. Çevrem derseniz; kimse başarabileceğime inanmıyordu. Onlara göre başarsam bile para kazanamazdım. Ama kimseyi dinlemedim. Kulaklarımı sıkıca kapadım. Eninde sonunda bu benim hayatımdı, kimsenin değil!

Eğer siz kendinize inanırsanız, bir şekilde onlarda inanmaya başlıyorlar. Bir bakmışsınız varmak istediğiniz noktadasınız hatta bazen daha bile ötesinde. Cyntia Kersey'nin "Engel Tanımayanlar" kitabında dediği gibi; engel tanımaz olmanın uzman görüşleriyle, geçmişte kalan olaylarla, sanayi tarihiyle, yüksek zeka düzeyiyle çok fazla ilgisi yoktur. Sizi düşlerinizi gerçekleştirmeye iten zeka ya da mantık değildir; sezgi, düş gücü ve inançtır. İnanç öyle bir cesaret sağlar ki eleştirmen ve uzmanlar, sonuçları ağzı açık izlerler. Kendinize inanın! Diğerlerinin size inanmaktan başka çare bulamayacağı günler kendiliğinden gelecektir!

Tekrar plaza ortamına geri dönsen desem... Ne gibi zor yanları vardı? Ve nelerin değişmesini istersin?

Bu yoldan vazgeçip, tekrar öyle bir ortama dönmem imkansız. Tuvalete kendimi kapatıp, duvara kafamı vurup hıçkıra hıçkıra ağladığım zamanlar bile oldu. Hani insanın içinde ufacık bir parlama olur ya... İşte o parlama, bir bakmışsınız ki kocaman bir patlamaya dönüşmüş ve yepyeni bir dünya yaratmış. Pastacılık mesleğinin kolay olduğunu söylemiyorum; uykusuz kalmalar, ayakta durmaktan kramp girmeler, yanlışlıkla elini kesmeler ve yanıklar gibi çetrefilli olaylarla karşılaşıyorsunuz. Ama bulunduğunuz yerde nefes aldığınızı hissediyorsanız, doğru yerdesinizdir. Hatırlıyorum, elimi derin kesmiştim. Ortalık kan revan. Hastaneye gittik ve birkaç dikiş atıldı. Sonra döndüm ve işime devam ettim. Hem de hiç düşünmeden. Sevmediğiniz bir işte bunu yapamazsınız.

Sence bir kadın ne yapabilir?

 

 


Sadece kadın değil, her insan istediği anda herşeyi yapabilir aslında. Yeter ki, inancını kaybetmesin. İnsanı hayallerinden uzak tutan, sadece kendisidir. Ne bir başkası, ne de hayat. Bir an şöyle bir etrafınıza bakın, nerede olmak istediğinizi düşünün ve o yolda korkusuzca ilerleyin.

Eminim, şu an seninle yaptığımız bu söyleşiyi okuyup "keşke bende yapabilseydim" diyen çok kişi çıkacaktır. Onlara ya da daha ciddi bir kalıpla yeni girişimcilere neler önerirsin?


Herşeyden önce bir şeyi başarabileceğimize inanmamız gerekiyor. İnsanlar size gülebilir hatta sizi küçümseyebilirler, destek olmayabilir ve kıskanabilirler. Unutmayın, zamanında Graham Bell'e de insanlar katıla katıla gülmüş ve ona destek olmamışlardı. Goethe demiş ki; "Neyi yapabiliyorsanız ya da yapabileceğinizi hayal ediyorsanız, ona başlayın! Cesaretin içinde zeka, güç ve sihir vardır."

Bir nevi ticaret hayatının içerisindesin ve bir kadınsın. Elbet zor yanları vardır. Neler yaşadın şimdiye kadar? 

 
Ticaret hayatında kadın olmak çok zor bir şey. Her ne kadar ben kadın-erkek kavramlarını ayırmanın yanlış olduğunu düşünsemde toplum size izin vermiyor. Mutfakta veya başka bir iş alanında kadın olarak yükselmek kolay değil. Kadın patron olduğumda, erkek çalışanlarımın bana saygı duymadığı bir çok an oldu. Her nedense kadın patronun sözlerini dinlemek istemiyorlar. Bu yüzden çok zorlandım. Ama şu anda şükrediyorum ki, beraber çalıştığım insanlar kardeşim gibi. Zamanla herkes birbirinin dilinden anlıyor sanırım.

Bundan sonra nerede olmak istiyor Duygu?


Adım adım ilerlediğim pastacılık alanında çığır açmak istiyorum. İnanılmaz bir rekabet piyasası var. Ama ben acele etmeden istediğim noktaya geleceğimden eminim. 

Gelelim biraz da işin lezzetli kısmına... Pasta yapmanın püf noktalarını da okuyucularımız için paylaşabilir misin?

 


Aşçılıktan farkımız; kimyagerler gibi olmamız. Her şey gramajlarla oluyor. 30 gramlık bir ölçüyü 40 gram koyamazsınız. Bazı durumlarda telafisi bile olmuyor. Öğrenirken, milyon kere tekrar tekrar yaptığımı biliyorum. Annelerimizin mantığı ile düşünmemek lazım. Profesyonel pastalarda "Ayyyy.. Unu fazla kaçtı birşey olmaz" gibi bir durum söz konusu değil. Tartarak ve araştırarak doğruyu görüyor insan ve en önemlisi sonsuz hata yaparak...

"Hayal gücünüzün alabileceği her fikir, pastaya dönüşebilir" demişsin... Bu biraz iddialı bir söz değil mi?

 

 


Butik pastacılıktan öte, heykel pastalar yapıyorum. Türkiye'de bunu sınırlı sayıda insan yapıyor. Pastalarda metafor yapmak yerine, birebir aynısını yapmaya özen gösteriyorum. Kediyse birebir kediyle aynı olmalı gibi... Sınırlarımı zorlamayı da seviyorum. Klişe fikirlerden öte, değişik pasta siparişleri beni benden alıyor. En önemli şeylerden biri de bu aslında, kendinizi o işin içine katmak. İnsanların gülümsemelerini seviyorum, bana bana para kazanmaktan daha büyük bir mutluluk veriyor.

Biraz müşteri portföyünden, pastalarından, siparişlerinden bahsedebilir misin?


Müşteri konusunda şanslıyım. Çok değişik fikirlerle geliyorlar. Sanırım bende farklı olmayı sevdiğim için birbirimizi çekiyoruz.

"Pasta Canavarı" nasıl doğdu?

Amatörce başlayan pastacılık alanında uzmanlaşmak istediğim için, profesyonel anlamda hem Türkiye'de hem yurtdışında, alanında ön sıralarda yer alan şeflerden eğitim alma ayrıcalığına eriştim. Çalışma hayatına atılıncada takma ismim olan "Pasta Canavarı", işimin de ismi oldu ve bana şans getirdi.

Neden seni tercih ediyorlar? Övgü ve eleştiriler vardır muhakkak...

Artık günümüzde çoğu kişi çeşitli workshoplara gidip butik pastacılık eğitimi alıyor. Bunu çok takdir ediyorum. Bence kadınlar boş oturmamalı ve mutlu oldukları şeyi yapmalılar. Butik pastacılıkta da kendini kanıtlamış bir sürü arkadaşım var ve hepsine saygı duyuyorum. Benim farkım, farklı oluşum diyebiliriz. İnsanların bana övgüyle yaklaşması mükemmel bir şey tabi ki. İyi ve kötü eleştirileri her zaman öğrenmek için bir fırsat olarak gördüm. Profesyonel olduktan sonra kötü eleştiri almadım ama öncesinde saygı duyduğum şeflerden fırça yemişliğim bile var. Sanat geçmişim olduğu için heykel pasta yapmak ve değişik fikirleri hayata geçirmeye cesaret edebiliyorum.

Çok dışında olmana rağmen bu sektörde tutunmayı başardın ve güzel bir örneksin... İsteyen herkes başarabilir mi?

 

 


Bu sektörde olmama rağmen tutunmak biraz zaman aldı ama zamanla insanlar benim tarzıma alıştı. Eğer ben yapabiliyorsam, herkes yapabilir. Aynanın karşısına geçin ve kendinize "Neden olmasın?" deyin.

Şu an kaç kişilik bir ekibin var?

Şu anda ben dahil 4 kişilik bir ekibim var. Pastalarımın hepsini kendim hazırlıyorum. Bu da mükemmeliyetçi olmanın zorlukları. Çok daha fazla yoruluyorsunuz.

Peki bir de bizimle özel bir tarifini paylaşabilir misin?

 

 


Muhallebili lokum tarifimi veriyim size...

Malzemeler:
-3 su bardağı süt (Biraz fazla koyun 3,25 su bardağı gibi)
-2,5 kahve fincanı un
-2,5 kahve fincanı tozşeker
-2 çorba kaşığı margarin
-1 paket kakaolu bisküvi
-2 çorba kaşığı kakao
-4 çorba kaşığı hindistancevizi
-2 kaşık vanilya veya 2 paket şekerli vanilin
-2 avuç fındık veya ceviz (Hangisini daha çok seviyorsanız)

Yapılışı:
İlk önce bir tencereye 3 çorba kaşığı margarin ve 2,5 kahve fincanı unu koyun ve sarı renk alıncaya kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. (4 aşamada koymanız en iyisi. Her bir aşamada koyduğunuz süt sonrası biraz karıştırın.) Şekeri ekleyin ve muhallebi kıvamı alıncaya kadar karıştırın. Olan muhallebiyi ocaktan alın ve 2 paket şekerli vanilini koyun. 10 dakika kadar blender ile çırpın. Diğer tarafta ise bisküvileri rondodan toz haline gelene kadar geçirin. Fırın tepsinize streç kaplayın. Rondodan geçirdiğiniz bisküvileri tepsiye yayın. Ilınmış muhallebiyi yaydığınız bisküvilerin üzerine dümdüz olacak şekilde yayın. Üstüne kakao serpin. Farklı bir biçimde istiyorsanız, bisküvi yerine hindistancevizi koyabilirsiniz. O zaman dış kısmı beyaz olacaktır. En üste de istediğiniz şeyi serptikten sonra buzdolabında biraz soğutun. Daha sonra tezgaha alıp, 3 cm genişliğinde şeritler halinde boyuna kesin. İçine de rondodan geçirdiğiniz ceviz veya fındıklarınızı serpin ve rulo şeklinde sarın.

Mükemmel lokumlarınız hazır! Afiyet olsun...

Kaynak: NTV

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi