Tek eğlenceleri ensest ilişki

Öyle bir vahşet ki tarif edilemez... Onlar ensest ilişkilerden doğuyorlar ve ormana atılıyorlar. Beden Dili Uzmanı İlhan Doğan anlattı...

Tek eğlenceleri ensest ilişki
Son Güncelleme: 16:58 19 Mayıs 2010, Çarşamba

Oralara hiç gitmedim ama öyle bir anlattı ki tüylerim diken diken oldu. Yaşananlar bir vahşet... Ama onun da yardımıyla biraz da olsa düzelme olmuş o bölgede... İlhan Doğan... Geliştirdiği 'Riccon' tekniğiyle tanınan bu adam, Güney Afrika'da bulunan Swaziland’da, şempanzeler tarafından büyütülen çocukları beden diliyle eğitti. Aslında kendisini çok farklı yönleriyle tanıyoruz. Beden diliyle iletişim uzmanı, Amerika’nın kültürlerarası iletişim raportörü, UNICEF gönüllüsü, İsviçre’deki yaşlı evlerinin denetmeni kendisi... Öyle farklı biri ki, bir yanda hüzünlendiriyor bir yanda kahkahalarla güldürüyor... Türkiye'ye gelmişken kendisini İstiklal Caddesi'nde yakaladık ve koyu bir sohbete koyulduk. Biraz yasaklı kitabı Şempanze Çocuklar'dan biraz beden dilinin inceliklerinden oluşan keyifli sohbetimiz iyi bir dostlukla sona erdi...

BEGÜM ÇELİKKOL/ HABERTURK.COM

Şempanze Çocuklar’dan biraz bahsedebilir misiniz?

Şempanze Çocuklar adı altında bir hikaye duyduk Afrika’dan. Bir İtalyan papaz bana Afrika’da böyle bir şeyin varlığından bahsetmişti. Afrika’da çeşitli projeler uyguladık, yardım kuruluşlarıyla birlikte. Birincisi AIDS ile mücadeleydi. Biliyorsunuz Afrika’nın yüzde 35’i AIDS. Krallıkla yönetilen bir bölgede çalıştık. Kralın 14 eşi vardı. Her yıl evleniyor bildiğim kadarıyla. Ben oraya yardım adı altında gittim. Yiyecek yardımı yaptık, eğitim seferberliği yaptık. Beden dili üzerine eğitimler verdik. İnanılmaz derecede şiddetin olduğu bir yer. En çok kadın ve çocuklara uygulanıyor. Erkekler de kendi aralarında birbirine şiddet uyguluyordu. Bunlarla mücadele ettik. Beyazların siyahlara, siyahların beyazlara karşı uyguladığı şiddet var. Modern bir dünyada yaşıyorsak da orada pek öyle bir hayat yok. Beni en çok etkileyen olay Şempanze Çocuklar idi. Bu çocuklar aileleri tarafından istenilmiyor ve ormanlara atılıyor. Bu çocuklar ensest ilişkiden dünyaya geliyor. Tanrı tarafından yasaklanmış olarak görülüyor. Oralarda elektrik, su yok, tek eğlence kaynakları seks. Öyle olunca aile içinde herkes birbiriyle ilişkiye giriyor.

ONLARI MAYMUNLAR BÜYÜTÜYOR

Nasıl yani?

Basbayağı! Bu ilişkilerden doğan çocuklar ormanlara atılıyor. Ormanda çocuklara annelik yapanlar ise şempanzeler. İşte olağanüstü olan şey bu. Çocukları alıyorlar, kendi yavrularıymış gibi koruyorlar. Erkek maymunlar, bu çocukların dillerini ve gözlerini yiyorlar. Şempanze çocuklar dilsiz ve kör oluyor. Zaten konuşmayı da unutuyorlar. Bazı kiliseler yardım ediyorlar ama ne derecede yapıyorlar anlayabilmiş değilim.

Çok şaşırtıcı ama…

İlk çocuğu gördüğümde gözlerime inanamamıştım. “Tesadüf” dedim. Ama yol boyunca çocuk iskeletlerini gördüm. Vahşetin içine girmiş gibi oluyorsunuz. Ben insanım işin sonunda. İskeletleri görmek insanları ürkütüyor. İnsanların gaddarlaştığını bu şekilde görüyorsunuz. Çocuklar sürekli ormanlara atılıyor…



Onların da kendi aralarında ensest ilişkileri oluyor mu?

Tabii. Annesiyle, babasıyla… Erkeklerle erkekler ilişkiye giriyor. Tek eğlenceleri seks.

Siz ne kadar süre kaldınız orada?

Bütün çalışmalarımla beraber 7 yıl. Ama benim 7 ayım uluslar arası organizasyonlarla geçti. Bu organizasyonlarını bir araya getirdik. İlk olarak bir grup kurdum. Ben tiyatro mezunuyum. Afrikalılar renkli insanlar. Onlara mizahla gideyim dedim. Bir mizah grubu kurdum. 200 kişiden oluştu. Festivaller düzenledim. Su çok önemli orada. Albino çocuklar vardı. Tiyatro grubu olarak da belirli bir süre merkezler açtık, okullar açtık. Pandomimi, illüzyonu kullandık. Beden dilini kullandık. Oraya gelen Times Gazetesi “Olağanüstü bir olay” olarak yorumladı yaptıklarımızı.


YASAKLI KİTAP

Sizin bu kitabınız da dünyada yasaklı… Neden?

Uluslar arası yardım kuruluşları paraları bu bölgelere aktarmaya çekiniyor. Bu iş biraz ticarete dönüşmüş. Hıristiyanların tekelinde bu iş. Ben bunu dinler adı altında konuşmak istemiyorum. Keşke bir çok ülke bu organizasyonlara katılsın. O organizasyonlardakiler gidiyorlar, beş yıldızlı otellerde kalıyorlar, yiyorlar, içiyorlar, fotoğraf çekiyorlar ve geri dönüyorlar. 20 yıldır duruyor bu olay. AIDS’in kökeni de 20 yıllık. Hep artıyor sayısı. Bu kitabı da yazdım birkaç uluslar arası yayınevine götürdüm. “Bu kitabı basamayız” dediler. “Afrika’nın yüz karası” dedikleri Şempanze Çocukları hikayesinin duyulmasını istemediler. “Başka bir ülkede yayınlayın, sonra biz de yayınlayalım” dediler. Türkiye’de yayınlandı. Yine götüreceğim bakalım ne olacak? Burada insani bir olay var, bu işin ticari yanı yok. Tüylerimi diken diken eden bir olay var ortada.

Siz bir de orada hapise düşmüşsünüz…

Kuş uçmaz, kervan geçmez denilen yerler olur ya, Afrika’da da araştırma için öyle bir yerdeyim. Bana gitmeden önce, “Orada seni yerler” dediler. Nedenini sorduğumda, “Orada beyazlar yok, albinolar var” dediler. İlk gittiğimde az Zulu dili biliyordum. İletişim kuramadık. Halk İngilizce bilmiyor. Sırtımda ufak bir çantam vardı, içine sığdırabildiğim kadar eşya sığdırdım, “Yaşayabileceğim kadar yaşarım” dedim. Beni bıraktılar orada. Bir gençle tanıştık. O bölgeyi iyi biliyordu. “Eğer benimle gelirsen sana bir miktar para verebilirim” dedim. O da bana karşılık olarak “Oralara girmek beni de ürkütüyor, en azından para kazanırım” dedi. O bölgede çalışmaya başladık. Birkaç eşya almak için bölgeden çıkmam gerekiyordu. Tam çıkarken önümü askerler kesti.

Eyvah!

“Albino” dediler! Onların kanlarını içmek ayrı bir olaydı. Geceleri uyuyamıyorduk korkudan. Akşamları tüylerimle oynarlardı. En çok sevdikleri şeydi. “Bunlar beni yiyecek” diyorsunuz. Uyurken tanıştığımız gençle el ele uyuyorduk korkudan. Her şeyini istiyorlardı. Askerler sardılar etrafımızı. Ve aldılar götürdüler. İçeri attılar. İki gün boyunca siyahlarla kaldık gözaltında. Birbirinize bakıyorsunuz sürekli. Anladılar sonra yabancı olduğumu. Benden de korkuyorlardı ben de onlardan korkuyordum. Hayatım boyunca unutamam. Paralarımı çorapların içine saklamıştım. Para veriyordum hepsine. Bisküviler işime yaradı. Herkese dağıtıyordum. Kral bile geliyordu “I’m hungry” diyordu.

ZÜĞÜRT KRAL

Kral bile mi?

Evet. Züğürt kral. Sarkozy, Berlusconi gibi değil tabii… Orada bir sürü hastalığa yakalandım.

Bir de tecavüz vakaları çok oluyormuş o bölgelerde bildiğimiz kadarıyla…

İnanılmaz derecede fazla oluyor tecavüz vakaları. Yol boyunca gün içinde 8 defa tecavüze uğranabilir. Tecavüz bir eğlence kaynağı.


Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Facebook Sayfamız