Ünlü kriminalistten çarpıcı sözler

Kanal D'nin yeni polisiye dizisi ile dikkatleri bir kez daha üzerine toplatan Prof. Dr. Sevil Atasoy işinden başka bir şey düşünmüyor.

Ünlü kriminalistten çarpıcı sözler
Son Güncelleme: 08:52 20 Temmuz 2010, Salı

RÖPORTAJ: BATUR FATİH İLHAN/superonline

“Türkiye’nin en popüler kriminalisti kimdir?” diye sorsak, konuya az biraz ilgisi bulunan herkesin Sevil Atasoy cevabını vereceğine eminiz. Kriminalist demek suç delillerinin incelenmesini, geniş bir perspektifte bilen kişi demek.

“Yaptığım işin sadece şerle değil mağdura taşınacak hayırla da çok yakın ilgisi olduğunu ve bu iki unsurun arasında vazgeçilmez bir köprü olduğumu düşünüyorum. Mesleğimin promosyonu için de çok uğraşıyorum”.  İşte bu cümleler, bu haftaki röportaj konuğumuz Sevil Atasoy’a ait.

1987-2005 arasında İstanbul Adli Tıp Enstitüsü’nün başkanlığını yürütmüş olan Atasoy, sıradan bir adli tıpçı değil. ‘Adli Bilimler' kavramını, adaletin daha kaliteli olabilmesi için, çok sayıda mesleğin -bilim dünyası ve emniyet teşkilatı gibi- işbirliği içinde olması durumu olarak izah ediyor. O; bize göre, bunun hakkıyla kavranabilmesi için davaya ömrünü vefa etmiş bir akademisyen, bir bilim kadını.

Eski Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) başkanı Atasoy, bu kuruldaki ilk Türk ve ikinci kadın başkanı da olmuş aynı zamanda.

Suçların aydınlatılmasında kullanılan teknikleri, tanrı vergisi bir kurgu yeteneğiyle polisiye-inceleme kitaplarına da taşımış olan suç hafiyesi Atasoy, KANAL D’de haftalık yayınlanmaya başlayan KANIT programının hikaye seçimini, konsept danışmanlığını ve de sunuculuğunu üstleniyor. Üç nefes kesici bölüm geride kaldı bile. Atasoy ayrıca aynı kanalda yayınlanan “MUHABBET KRALI” programının da eş sunucusu. Diğer sunucuyu zaten biliyorsunuz: Okan Bayülgen.

Şimdi; kurgu dedektif karakter Sherlock Holmes’a “Pirimizdir!” diyen Sevil Atasoy’u, akıllara düşeceğini tahmin ettiğimiz sorular karşısında izleyeceksiniz. Şey pardon, ben de kendini KANIT ekibinin işine kaptırdım. ‘Okuyacaksınız’ demeliydim. Stüdyodaki hava çarpıyor insanı! Ölüm de ya da cinayet de yemek içmek gibi, çalışmak gibi, aşk gibi hayatların pekala yaşanılan, kaçamayacağımız bir parçası. 
O alev alev, korkunç parçaya, bilim adına mertçe yakın duran birini, Prof. Dr. Sevil Atasoy’u takdimimizdir…

BU MUTLU BİR HAYAT MIDIR?

Kamuoyunda, “24 saat ve 365 gün mesleğiyle meşgul, sert ve çok otoriter” bir imajınız var. Gerçek buna ne kadar yakın?

Bu doğru. Mesleğimin dışında yaşamımda önde tuttuğum hemen hiçbir şey yok. Tabii bu bazen kişiyi ürkütüyor ve hüzünlendiriyor. Yakınlarınızdaki sevdiğiniz bir çok kişiyi ihmal ettiğinizi düşünüyorsunuz. Bu ihmal yüzünden de bir çok sıkıntı ve sorun da yaşıyorsunuz. Ama gerçekten, ne boyutta olursa olsun mesleğimle ilgili çalışmalarım bütün hayatımı işgal ediyor. Bütün bunlar insana yaptığı işle ilgili çok büyük bir keyif vermekle birlikte ‘Bu mutlu bir hayat mıdır?’ sorusunu da sordurmuyor değil. Cevap: ‘Aslında mutluyum!’ ama bu yaşam tarzını başkalarına da tavsiye edebilir miyim? Bunu bilmiyorum…

Kriminalist olarak Birleşmiş Milletler'in 13 kişilik Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) başkanlığını geçen mayısa kadar(beş yıl süresince) yürüttünüz. Bu sorumlulukların size hissettirdikleri neler?

Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, 100 yıllık geçmişi olan bir kurul. Kurulun 100 yıllık geçmişinde ikinci kadın başkan ben oldum. INCB, dünya üzerinde uyuşturucuyla mücadelenin liderliğini üstlenmiş olan ve de uluslararası sözleşmelerle bu yasal konumunu almış olan bir yapı. Burada başkan olarak, her dünya ülkesine eşit mesafe olmak durumunda olduğunuz ve de elbette hiç hata affetmeyen bir konumunuz var. Benim mesleğimde birinin gelebileceği en yüksek pozisyon. Daha yukarısı yok! Ben bu görev süresince Türkiye’yi iyi bir şekilde temsil ettiğime inanıyorum. Diğer ülkeler açısından ülkeme dahi objektif bakabilmem çok etkili bir kriterdi. Bu konudaki sorumluluğuma herhangi bir leke düşürmediğim için de içim son derece rahat. Ardımdan, ‘BM’nin bu kurulundan bir Sevil Atasoy geçti!’ dedirtmek istemiştim. Bunu diyorlar ve demeye de devam edecekler. Bu açıdan çok gurur duyuyorum.

Internet üzerinden uyuşturucu satışı (internet eczaneleri) konusunda ne gibi uyarılarınız olur?

Önce internet eczanalerinin kontrolüyle ilgili Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nca hazırlanmış bir yönerge olduğu bilgisini paylaşayım. Bu henüz zorunlu deği ama en azından BM’ye üye tüm ülkeler buradaki kurallara uymaya çağırılıyor. Bu uygulama internet eczanalerinin sertifikalandırılması demek. İlgili eczanelerin internet sayfalarında özel bir logo da bulunacak ve tüketici bu logoyu gördüğünde bu eczanenin yasal olduğuna, sattığı hiç bir ilacın sahte olmadığına emin olacak. Internet üzerinden uyuşturucu satılıyor, doğru ancak daha büyük başka bir tehlike de var. Bu da satışı yapılan sahte ilaçlar! Web’den satılan ilaçlarda içinde etkin maddesi bulunmayanlar çok olduğu gibi yanlış etkin madde barındıranlar da var ve buna bağlı ölümler de sıkça görülüyor. Dolayısıyla internet eczanalerinin güvenilir hale getirilmesi için hükümetkere büyük görev düşüyor.

Seri katillerle; ölülerle, canilerle, tecavüzcülerle ve sapıklarla ez cümle şerle iç içe geçen bir meslek sizi ne kadar mutlu ediyor?

İşin bu andığınız gibi bir şer ayağı var ama bir de mağdur olanlar ayağı var. Yani durum tek taraflı değil. Bir kötüler var bir de mahzunlar(iyiler) var. İşte bu kast ettiğim canı acımış olan insanlara da bir anlamda intikamlarını alacak olan birileri lazım. ‘Akan kan yerde kalmaz’ deyişi vardır. Bu kanın yerde kalmamasını sağlayacak birilerinin varlığına ihtiyaç var. Bu birileri mağdurların yakınları olamaz. Acıyı ailece hissetmiş olanlar, mağdurun katilini bulup da kimliğini tespit edip de adalete teslim edemez. Yok böyle bir şey. Bunu sistemin kendisi bulmalı ve gerekli cezayı kesmeli. Siz burada haksız yere bir suçlamanın ya da bir ikrarın(açıkça söyleme) önüne geçmek zorundasınız. Bir yandan bir haksızlığı önlemeye çalışıyorsunuz bir yanda da gerçek faili bulmaya çalışıyorsunuz. Bunu bu devirde artık bilimsel deliller olmadan yapmanız mümkün değil. Her şey delil toplanması üzerine oturmak zorunda. Delile dayanmayan bir ceza soruşturması mümkün değildir. Ben ve benim gibi kriminalistler olayın bu ayağını tutanlarız. Adalet bir yerde tecelli edecekse; bu, ben ve benim gibilerin çokluğuna ve bizim kendimizi mesleki açıdan ne kadar geliştirdiğimize bağlıdır. Yoksa artık (sorgulama gibi) eski klasik polisiye tedbirlerle gerçeğe ulaşan bir yol yok. Olsa dahi içinde bir çok hata barındırıyor. Tarih, gerçek suçluları bulmada hedefin sapabildiğini defalarca göstermiştir.



FAİL-İ MEÇHUL VARSA SERİ KATİL DE VARDIR!

Dünyada her ülkede seri katil bulunuyor mu? Türkiye’de de seri cinayetler yaşanıyor mu?

Evet var. Bir seri katili bulabilmeniz, polisinizin ne kadar iyi çalıştığıyla çok ilişkili olan bir hadise. Eğer fail-i meçhulleriniz varsa seri katilleriniz de var demektir. 30, 40 sene veya daha da uzun bir zaman öncesinden bu tarafa gelen aydınlatılmamış cinayetleriniz varsa ‘Seri katilimiz yoktur’ denemez! Yani seri katiller A.B.D.’de var, Rusya’da var, Avustralya’da var deniliyor olması ancak oralarda çok uzun yıllardır çok iyi ve de derin soruşturmaların yürütülmesi sebebiyle ortaya çıkıyor.

Suçluya giden ipuçlarını bulmak bir zeka ve kuşku yarışı mıdır? Ya da bir sabır testi midir?

Hepsi birden! Sabrınız olmazsa istediğiniz kadar zeki olun bir işe yaramaz. Bakın bir göle cinayet silahının atıldığı biliniyor ve o silahı bulabilmek uğruna tonlarca göl suyu boşaltılıyor. Bu ancak büyük bir sabır ister. Ya da biri bir yere gömüldüğünde, gömen her kimse mutlaka yere bir şey(yüzük-kol saati-düğme vb.) düşürmüştür diye şüpheleniliyor ve olay yerindeki tonlarca toprak eleniyor ve katile ulaşan bir kanıt parçası aranıyor. Bu sadece sabırdır. Burada bir şey var deme içgüdüsü; kimi zaman deneyimdir, kimi zaman altıncı histir, kimi zaman mucizedir kimi zamansa zekadır. Her neyse ama bunların yanında sabrınız da yoksa işe yarar delillere ulaşmanızın olanağı yoktur.

Bizdeki kriminal incelemelerin kalitesi nedir? Bu alanda dünya çapında ne durumdayız?

İyi değil çünkü bir ülkede delil toplanmasının iyi olduğunu söyleyebilmek için ülkenin her yerinde aynı kalitede hizmet verebilmeniz lazım. Bugün Doğu’da ücra bir köyde işlenen bir cinayete gönderilen Olay Yeri İnceleme Ekibi’yle, İstanbul’daki bir gökdelen içinde öldürülen çok önemli bir  işadamı olayına gönderilen ekibin birbirine eşit  donanımda ve kalitede olması gerekli. Aksi takdirde ‘Bu ülke kriminal incelemelerde iyidir’ denilemez. İyi Olay Yeri İnceleme Ekipleri’ne sahip olmak, çok büyük paralar isteyen bir şeydir. Ayrıca bol da iyi eğitilmiş(kalifiye) personel gerektirir. Yani bugün, kriminal laboratuar, kendisine gelen sigara izmariti sayısını fazla bulup da ‘Bu kadar çok delil toplayıp, masraf çıkarmayın. Bunların çoğu bizim polislerin izmaritidir!’ diyorsa aslında bir yerde haklıdır. Çünkü olay yerine giren bir çok polis memuru, oradaki delillerin ne denli önemli olduğunun hâlâ farkında olmayıp, oraya izmarit de atmakta, yediğinin içtiğinin çöpünü de atmakta! Ama Olay Yeri İnceleme Ekibi mecburen alanda ne varsa toplar. ‘Bu bizimkilerinkidir’ diye bir ayrıma gitmesi imkansız. Her sigara izmariti DNA incelemesi de asgari 40$ maliyet taşır. Tabii bu karışıklıklar ve yanlışlıklar dünyanın her yerine mahsus gerçekler…

İşten sonra gerilim filmi izler misiniz?

İşten sonra değil de iş parelinde izlediğim olur. Çalıştığım ortamda televizyon varsa mutlaka açık olur. Bu televizyona bağlı bir DVD oynatıcı da illa ki bulunur. Ben zaten devamlı olarak haber kanallarına bakarım fırsat bulursam da polisiye film/dizi seyrederim. Kurgu olanlarıyla değil de (real-crime) dediğimiz gerçek olaylara bağlı yapımları daha çok tercih ederim. Arada ama…



CSI DİZİSİ HAYAL ÜRÜNÜDÜR

CSI’ı (Crime Scene Investigation/Olay Yeri İnceleme) izliyor musunuz peki?

Tabii izlerim. Sebebi de şu: C.S.I. sipariş bir dizidir. Üyesi bulunduğum bir derneğin sipariş ettiği ve ‘Eğer paramız ve personelimiz olursa bütün bunları yapabiliriz’  mesajını verme amacını taşır. Hatta daha sonra ‘C.S.I. Effect’(C.S.I. Etkisi) ve de ‘C.S.I. Sendromu’ diye istenmeyen durumlara da yol açmıştır. Savcılar polislere ‘Orada yapılıyor, sen neden yapmadın’ diye kızmaya başlamıştır. Jüriler ‘Orada şu şu deliller var, burada neden yok’ diye karar verme güçlüğü çekmeye başlamıştır. C.S.I. dizisi bir açmaza yol açmıştır. Özellikle Amerikan toplumu, bu laboratuarların hep dizideki gibi çalıştığını zannetmiştir. Halbuki dizide gösterilenlerin çok büyük bir bölümü hayal ürünüdür.

Meslek seçimi aşamasında olan gençlere işinizi salık verir misiniz?

Geçenlerde bir üniversitenin biyoloji bölümü birinci sınıf öğrencisi genç bir hanımdan bana bir e-posta ulaştı. ‘Siz benim idolümsünüz, size benzemek istiyorum. Ne yapmalıyım, önerileriniz neler olur?’ diye de sorular soruyordu. Bu soru üzerine şapkamı önüme koyup tekrar düşünme fırsatı yakaladım. Diyebilirim ki beni örmek alan gençler, 24 saat bu işi düşünmeliler. Burada aile yok. Burada çocuklarının sorumluluğu yok. Burada keyif sürerek yaşamak yok. Eğer bunları göze alabiliyorsanız, bu koşulları kaldırabilecekseniz, böyle bir yola çıkın. Yoksa hem bu saydıklarımdan mahrum kalmayayım hem de bu işi sürdüreyim derseniz bu iş olamaz! 

Facebook, Twitter kullanımı konusundaki tutumunuz nedir? Buralarda adınızla kullanıcılar olduğunu biliyor musunuz?

Bilmiyorum. “http://sevilatasoy.blogspot.com” adresinde bir e-blog’um var. Bir süre bu blog’la yakından ilgilendim ama sonra vakitsizlikten sürdüremedim. Tekrar geri dönmekte tabii ki fayda var. Facebook’taki sayfamı iki yıl kadar önce kapattım. Çünkü herkes orada bana iş takip ettirmeye çalışıyordu. İnsan hakikaten bazen elinde olmayarak bu danışanlara yardım etmeye çalışıyor. Benim de böyle bir yaklaşımım vardır. Cep telefonum 24 saat açıktır ve başta polis arkadaşlar, herkes arar, akıl danışır. Bir faydam dokunursa çok memnun olurum. Ama bunun bir sınırı da olmalı zira öteki türlü yaşamaya vakit kalmayabiliyor…

SEVİL ATASOY KİMDİR?

1949'da İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nden mezun oldu. Biyokimya alanında uzmanlık ve tıp bilimleri doktorası yaptı. Türkiye'de olay yeri inceleme, kriminal laboratuarların gelişmesi ve DNA delillerine katkısı nedeniyle yılın bilim insanı ödülüne lâyık görüldü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ndeki öğretim üyeliğinin yanı sıra, 1980-1993 arasında Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi başkanlığını ve de İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü (1988-2005)  müdürlüğünü yürüttü. Atasoy, Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu başkanı olarak beş yıl görev aldı. Uluslararası kurulun ilk Türk ve ikinci kadın başkan olma unvanlarına nail oldu. Hürriyet Gazetesi Pazar Eki’nde 2002-2009 arası sayfa yazarlığı(‘Delil Avcısı’) da yapan Atasoy’un,  Uyuşturucu Üretiminde Tahminler Daimi Komisyonu ve İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyelikleri bulunmakta. KANAL D’de haftalık yayınlanan KANIT (ANS Prodüksiyon) programının hikâye seçimini, konsept danışmanlığını ve de sunuculuğunu üstlenen Atasoy ayrıca aynı kanalda yayınlanan “MUHABBET KRALI” programının da eş sunucusu.

Kitapları:
Karanlığa Yolculuk – DOĞAN KİTAP
Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! - DOĞAN KİTAP
Labirent, Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası - DOĞAN KİTAP

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi