Sinemanın kalbi İstanbul'da atacak

Dünya sineması artık filmlerini ve televizyon dizilerini İstanbul’da pazarlayacak. Türk sineması için de devrim sayılabilecek bu etkinliği tetikleyen ise İstanbul Ticaret Odası…

Sinemanın kalbi İstanbul'da atacak
Son Güncelleme: 12:27 07 Ekim 2011, Cuma

Türk sinemasının gerçek sorununu bulmak için bir çok yazılar yazıldı, gözlemler kağıda döküldü. Ama yaşanan ve ismi konulamayan problemi bulmak Karun’un hazinesini bulmaktan zor ve imkansız oldu. Kimi senaryo probleminden, kimi oyunculuklardan dem vurdu. Hâlbuki sinemamızın en büyük problemi onun ekonomik yapısının çarpıklığıydı. Bir stüdyo sisteminin olmaması, yapımcıların küçük esnaf mantığıyla çalışması sinemamızın gerçek anlamda kurumsallaşamamasının en büyük sebebi. Sinema dediğiniz şey sanattan çok endüstridir, parayla ilgilidir. Bir filmin başarısı onun içeriği kadar nasıl pazarlandığıyla da bağlantılıdır. Bu anlamda “Film Marketing”ler sinema için çok önemlidir. Bütün film anlaşmaları orada yapılır. Berlin, Cannes gibi şehirler film festivalleriyle gündeme gelir ama asıl güçlerini yaptıkları bu film marketlerden alırlar.

MIpcom’a Türk çıkarması

Bu hafta içinde Cannes’da çok önemli bir fuar vardı. MIPCOM fuarına dünyanın her yerinden film ve televizyon şirketleri katıldı. İlk kez Türkiye tek tek şirketler tarafından değil, İTO’nun önderliğinde şirketler topluluğu ile temsil edildi. ATV, Samanyolu, İZTV gibi 10 büyük şirketin oluşturduğu güç birliği fuara girince hemen kendini belli ediyordu. Son dönemlerde duyduğunuz Türk dizilerinin Arap ülkelerinde, Yunanistan’daki popülerliği bu fuarla kesinleşti. Fuardaki katılımcıların hepsinin amacı ise bu bilindik ülkelerin dışında Batı Avrupa’ya açılmaktı. İspanyol ve Alman şirketleriyle yapılan pazarlıklara kendi gözümüz ile şahit olduk.

Fuarın sonuçları hafta sonunda belli olacak, o zaman sayısal sonuçları da göreceğiz. Standı gezerken konuştuğumuz İTO Yönetim Kurulu Üyesi İsrafil Kuralay, “MIPCOM’a bir dahaki sefere en az 25 firma ile gelmeyi planlıyoruz. İTO olarak film endüstrisini tüm birimleri ile harekete geçirmek ve güç birliği sağlamak için yola çıktık. Bu amaçla aşama aşama sektörün tümüne ulaşmayı hedefledik. Film endüstrisini tüm birimleri ile kalkındırmak, kültür ve sanat ekonomisi oluşturmak için ciddi altyapı çalışmaları yapıyoruz” dedi. Asıl bombayı ise konuşmanın sonunda patlattı. 2012 yılında İstanbul’da kendi film marketimizi düzenleyeceğimizi söyledi İsrafil Bey. Bu konuyla ilgili olarak İKSV’yle görüşmelerin devam ettiğini sözlerine ekledi. Kısacası Türk sinema endüstrisinin yurt dışına açılan en önemli kapısı olan İstanbul Film Festivali ile birlikte bu işi kotarmaya çalışıyor İTO. Benim son dönemde gördüğüm sinema için en önemli hamledir bu. Devletimizin zaten böyle bir çabaya vereceği katkı kuşku götürmez ama İTO, Kültür Bakanlığı ve İKSV’nin de işin içinde olması yetmez. Sinemacılarımızın da bu çabaya sonsuz destek vermesi gerekir. Televizyon şirketleri Türk sinemasından çok daha uyanık ve profesyoneller. Zaten durum da bunu gösteriyor. Onlar film marketin ne kadar büyük bir fırsat olduğunun farkında. Peki Türk sinemasının yapımcıları, iç dinamikleri aynı farkındalık içinde mi? Bu konuda uyarıya ve desteğe ihtiyaç var. 2012’de nurtopu gibi bir film marketingimiz olacak. Türk sineması için bir devrim. Bu anlamda bütün bu çabaları gösteren İTO’ya teşekkür etmek sinemamızın içinde bulunan her kurumun da görevi. Tabii sadece teşekkür yetmez destek de vermek gerekir.

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.