Adamı Devenin Üzerinde Yılan sokar
Av.Erol Akpınar
erolak@sonsayfa.com
Son Güncelleme: 23:15 11 Mart 2011, Cuma
Bu defaki seçim sanırım gazetelerin magazin sayfalarından izlenecek.
Bir sarışın hanım çıkıverdi ortaya.
Gazeteciyim diyor ama, siz bakmayın.
Bir internet sitesinde gönüllü ( maaş almadan) çalıştığı söyleniyor.
Basın kartı filan da yok.
Sitenin kendisine verdiği bir görev de yok.
Durup dururken en tepeden görüşmeler kotarmaya çalışıyor.
Eski Genel Başkanın ofisinden ısrarla randevu istiyor.
Bir takım resimler çekmiş, onları gösterecekmiş.
Israrlı talepleri üzerine gelsin deniyor
Burada büro çalışanlarının kanımca ihmali var.
Gazeteciyim diye randevu isteyen kimdir, necidir, hangi gazetede çalışıyor, talebi nedir, bir araştırın bakalım.
Her gazeteciyim diyene buyur gel denir mi ?
Ofiste on kadar çalışan ve ziyaretçi var.
Randevu veriliyor, içeri alınıyor.
Hanım içerde on on beş dakika kadar lafı dolaştırıyor.
Söyledikleri , anlattıkları bir şeye benzemiyor.
Gazeteci zannediliyor ya.
Bir gazeteciye gösterilen nezaket gereği kabul edilmiş biri.
Sonunda nezaketle kapı dışarı ediliyor.
Hanım ofisten çıktıktan bir süre sonra açıyor ağzını, olmadık laflar ediyor.
Eski Genel Başkan, iki arada bir derede kendisini taciz etmiş.
Yahu Hukukta ve Mahkemelerde, “hayatın olağan akışı” diye tanımlanan bir kavram vardır.
İleri sürülen iddia, “hayatın normal akışına “ uygun düşmüyorsa, dikkate alınmaz, değerlendirilmez.
Sen bir Genel Başkanın çalışma ofisine gideceksin.
İçeride bekleyen ve çalışan on kadar görevli ve ziyaretçi var.
Bu Genel Başkanın beş on dakika içinde önceden hiç tanımadığı birine durup dururken sözle ve elle sarkıntılık yapması için, balatalarının iyice sıyrılmış olması gerekir.
Eski Genel Başkan, geçen yıl bir tuzağa düşürülmüş, talihsiz bir sürecin ardından kariyeri bitmiş bir insan üstelik.
Yoğurdu değil, dondurmayı bile üfleyerek yiyecek hale getirmişler biçareyi.
Şimdi, bu iddia hayatın olağan alkışına uygun düşüyor mu ?
Bu hanım, ardından Kılıçdaroğlu’na gidiyor.
“Elimde büyük bir balık var.
İktidarın tepelerinden birinin kasetlerini getireceğim size, bana teknik donanım sağlayın” diyor.
Kemal Bey “ ben o işlerden anlamam, git başımdan “ diye savıyor hanımı.
Hanım kadın değil, pimi çekilmiş saatli bomba.
Nereye dokunsa havaya uçuracak.
Peki bütün bu olanları nasıl değerlendirmeli acaba ?
Sanırım psikolojik sorunları olan biri bu hanım.
Anlattıkları olası şeyler değil.
Acilen tedaviye alınıp, sorunlarına yardımcı olunmalı diye düşünüyorum
Normal ülkelerde de böyle insanlar çıkar.
Oralarda bunları alır rehabilite ederler.
Ama biz millet olarak dedikoduya bayılırız.
Hele işin içinde ucundan kenarından biraz cinsellik de varsa, antenlerimiz oraya kilitlenir.
Bu sebeple, bu sorunlu hanımın anlattıkları, Basınımızda sürmanşet.
Allah kimsenin aklını bozmasın.
Sanırım birkaç gün, gazetelerde uzun uzun bu olay konuşulacak, yazılacak.
Yetkin ve etkin siyasetçiler, bilim adamları filan işin komploya yönelik senaryolarını tartışacaklar.
Birkaç hafta sonra, olay unutulacak, bu sarışın genç hanım, kendi sorunları ve rahatsızlıkları ile baş başa kalacak.
Eskiden söylenen bir laf vardı, onu söyleyelim Baykal için.
Adamın talihi bir kere dönmeye görsün, devenin üzerinde yılan sokar derler.


sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.