Allah-Bizi-hep-Korumustur

Allah Bizi hep Korumuştur

Av.Erol Akpınar
erolak@sonsayfa.com

Son Güncelleme: 23:26 06 Nisan 2011, Çarşamba

 

Mecliste gurubu bulunan partiler son toplantılarını yaptılar.

Seçime kadar tatil.

Gelecek yaklaşık iki ay ve bir hafta artık herkes sandığa odaklanacak.

Peki bu arada son bir iki günde dikkatimizi çeken birkaç olaya bakalım mı ?

Mesela önce Başkanlık Sistemi.

Başbakan bunu istiyor.

Gene ortaya attı ve tartışalım diyor.

Seçimden sonra yeterli sayıyı bulabilirse, gerçekleştirmek fikrinde.

Ülkemizde siyasi geleneklerimiz, liderin gösterdiği istikamette politika yapmak şeklinde oluşmuştur.

Hele AKP de buna gelenekten de öte kanun demek lazım.

Gel gör ki,  bu defa Başbakan ile Cunhurbaşkanı arasında bir fikri anlaşmazlık ortaya çıkmış gibi görünüyor.

Liderin amacı Başkanlık sistemine geçmek.

Cumhurbaşkanı bu fikre olumlu bakmadığını açıkladı dün.

O zaman partiyi birlikte kuran, iktidarın iki tepesini aralarında paylaşan, aynı yağmurda beraber  yürüyüp gelen bu iki eski dost arasında ne oldu ?

Cumhurbaşkanı ile Başbakanın her konuda aynı düşünmesi söz konusu değil elbette.

Ama birbirleri ile aynı görüşte değillerse, bunu birinin çıkıp Basının önünde söylemesine ne diyeceğiz?

Veya soruyu başka türlü soralım.

Başbakan bu konuda fikrini ve eğilimini açıkça ortaya koymuş iken, Cumhurbaşkanının  Basının karşısına geçip  bu fikre karşı olduğunu açıklamak yerine, kendi aralarında görüşüp bir çıkış aramaları doğru olmaz mıydı ?

Şimdi kimin nasıl geri adım atacağını göreceğiz bakalım.

Ama Cumhurbaşkanının bu demeci bir çatlağın başladığına mı işaret ediyor ?

Soru bu.

 

*

AKP nin dört büyüğünden biri Devlet Bakanı Arınç.

Her zaman sürpriz adam.

Her zaman beklenmeyenleri dile getiren siyasetçi.

Ama bu defa ayıp etti.

Komşumuz Yunanistan hakkında yakışıksız laflar söyledi.

Muhtemelen söylediklerinde doğru şeyler vardır.

Ama  her doğruyu ulu orta söylemek mi lazımdır ?

Yunanistan el açıp dilenecek hale gelmiş, üretim durmuş, fabrikaları satacakmış ama alan yokmuş.

Bunları komşunuz için söylüyorsunuz.

Kapısı kapınıza bakıyor, camlarınız karşı karşıya.

İnsanda biraz nezaket duygusu olur.

Kaldı ki, bu sözleri sarf etmeniz için, karşı taraftan gelen bir tahrik de yok.

Birisi çamura takılmış yere kapaklanmış.

Sizin karşısına geçip, bakın şuna üstü başı çamur içinde mi demeniz lazım.

Bu tip  lüzumsuz sözlere ne gerek var ki ?

Açıkta bağırsaklarınızı boşaltmak gibi bir şey.

*

Balyoz davası diye bilinen  163 subayın dünkü duruşmasında, tahliye talepleri gene reddedilmiş.

Ne var bunda ?

Zaten hep reddedilmiyor mu diyeceksiniz.

Ama bu sefer iş farklı.

Önce Genelkurmay bir bildiri yayınladı.

Tahliye taleplerinin reddedilmesini anlamakta güçlük çekiyoruz gibi bir bildiri.

Ama ardından Ana Muhalefet lideri, çok ağır ve itham eder tavır içinde Hakimleri tenkit etti.

Geçmiş elli sene içinde bir siyasinin Hakimlere karşı bu denli ağır sözler söylediğine hiç rastlamamıştım.

Hürriyetin Eski Genel Yayın Yönetmeni de bugünkü köşesinde, davalardaki olumsuz uygulamaları alt alta sıraladıktan sonra, davayı Yassıada Davalarına döndürdüler demiş.

Bu gerginlikler ve kamuoyunda giderek sesi ve biçimi yükselen tenkitler Meclis kapalı olduğuna ve Başbakan ben Yargının işine karışmam, onlar da benim işime karışmazlar dediğine göre, bu işe kim bakacak ?

Boşver bırak böyle gitsin, gergin, mergin, ne olacak sanki diyenler çok olacaktır.

Ben hiç hoşlanmıyorum bu gerginlikten.

Ama Allah Büyüktür.

Her dara düştüğünde Türk’ü korumuştur.

Gene korur diyelim.

 

 

 

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.