Dostumuz-Fransa

Dostumuz Fransa

Av.Erol Akpınar
erolak@sonsayfa.com

Son Güncelleme: 15:56 18 Aralık 2011, Pazar

Dört gün sonra Fransa Parlamentosunda, Ermeni tasarısı oylanacak.

Ermeni soykırımı olmamıştır diyenlerin cezalandırılmasını öngören bir tasarı.

Pratik olarak hiçbir değeri olmadığını söyleyebilirsiniz.

Ama moral olarak önemli.

Fransa durup dururken Türkiye’ye karşı neden böyle bir düşmanca bir tavır içine giriyor?

Bunu bütün Türk yazanları ve bilenleri, yakındaki seçimlerde Fransa’da oy kullanan 500 binin üzerindeki Ermeni asıllı seçmenlere selam vermek olarak değerlendiriyorlar.

Sarkozy’nin kritik durumda olan adaylığını takviye etmeye yönelik bir çalışma deniyor.

O zaman şu dengeyi düşünmek lazım.

Başbakan’ın geçen gün Basında çıkan sözlerine göre, ilişkilerimiz çok kötü olur uyarısı ne denli tesirlidir ?

Sarkozy Ermeni oylarıyla yeniden seçilirse, bu yasa tasarısı sebebiyle Fransa ne kaybeder ?

Bunun hesabını her iki taraf da yapmaktadır herhalde.

*

Zaman zaman bu tür çıkışlarda çok dikkatli olmak gerekir.

Yapamayacağınız şeyler söylerseniz, yapamamaktan daha fazla etkisi olur.

Yani, atıp tuttun da ne oldu ki derler adama.

Peki gerçekten Türkiye’nin elinde ve imkanları içinde, Fransa’yı pişman edecek güçlü kartlar var mıdır?

Ticari ilişkilerde, ihalelerde, alışverişlerde filan Fransa’ya bir tür blokajlar düşünülebilir de, bu kartlar elbette karşılıklıdır, onlar da benzer kartlara sahip olabilirler.

Türkiye’nin Başbakanı tarafından konulan tavır ve uyarı elbette bizim açımızdan bir onur meselesidir ve para ile alışveriş ile hesaba gelemez.

Ama, mesela bir başka türden aktif bir çalışma neden sorun kapımıza gelmeden hazırlanmaz ?

Bugün bazı Basın organlarında, bir takım karşı yaptırımlardan söz ediliyor.

Fransa bize senin tenceren kara derken, bizim, seninki asıl benden kara diyeceğimiz bir hazırlığımız ve faaliyetimiz neden olmaz ?

Örneğin Fransa’nın Cezayir halkına sömürge yıllarında uyguladığı katliamlar, güçlü bir kampanya ile dünyaya ve Arap alemine yeniden hatırlatılamaz mı ?

TBMM de bu yönde bir yasa tasarısını da biz geçirsek ne olur ?

Keza sömürge yıllarında Ruanda halkından 800 bin kişinin katledilmesindeki rolü göz önüne getirilemez mi ?

Vietnam’da yaptıkları mesela işlenemez mi ?

Fransa’nın bu kirli çamaşırları, en çok elli yıl içinde oluşmuş şeyler.

Bütün belgeleri, fotoğrafları ve her türlü delilleri ile ortada.

Ama söylediğim gibi, bu tür planlar, çok çok önceden, gerektiğinde kullanılmak üzere dolaplarda hazır bulunmalıdır.

*

Fransa ile birlikte paylaştığımız uzun yıllarımız var.

Ama geriye baktığımız zaman, pek de dostane ve sıkı fıkı ilişkilerimiz olmamış.

Kanuni zamanında kapütülasyonlar verilmiş kendilerine.

300 seneden fazla ticari yönden tek taraflı emme basma tulumba ile bizi sömürmüşler.

Birinci Dünya Savaşında Çanakkale’yi zorla geçmeye kalktıklarında bir iki zırhlı ile biraz askerlerinin vücutlarını bizim topraklara emanet edip dönmüşler.

Sonra bir de Kurtuluş Savaşında Anadolu’yu paylaşmaya gelmişler ama çabucak dönüp sıvışmışlar.

Dedim ya, öyle aman aman bir dostluğumuz olmamış.

Son AB mücadelemizde de önümüze en büyük taşları ve kayaları dizenler de onlar.

O zaman şimdi, Ermeni oylarına tamah ederek bize tavır koyanlara, şöyle bir elli yıl, yüz yıl için bir daha kapımızın önünden geçmeye yüzleri olamayac ak şekilde arkamızı dönsek diyorum.

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Facebook Sayfamız