HUKUK-ISLERI

HUKUK İŞLERİ

Av.Erol Akpınar
erolak@sonsayfa.com

Son Güncelleme: 20:03 12 Ocak 2012, Perşembe

 

 

 

 

 

 

Havalar fazla ısındı şu kış günlerinde.

 

Başbuğ’un tutuklanmasından sonra,  Hurşit Tolon Paşa da içeri alındı.

 

Ana Muhalefet Partisi Lideri hakkında da fezleke düzenlendi.

 

Hazret, tutuklama kararı veren Mahkemeler hakkında olumsuz beyanlarda

bulunmak suretiyle yargıyı baskı altında tutmak ve yönlendirmeye

çalışmakla suçlanıyor.

 

12 Eylülün paşaları hakkında hazırlanan iddianame de Mahkemece kabul edilmiş.

 

Türkiye hareketli günler yaşıyor.

 

Bunlar olurken, Başbakan Yardımcısı Arınç gene ortaya atladı.

 

Tutuklu vekilleri serbest bırakmalısınız, Milletvekilin yeri

parlementodur. Milletin oy vererek Parlamentoya gönderdiği insanı hiçbir

sebeple içerde tutmaya hakkınız yok, kaçarlarmış, kaçarlarsa kaçsınlar ,

tutuklama istisnai olmalı diye ortaya karışık sözler söyledi.

 

Bu sözlerinin muhatabı kimdir, belli değil.

 

Mahkemelere söylemiş olamaz, zira onları baskı altına almaya çalışmakla

suçlanabilir.

 

Hükümete söylemiş olmalı, başka muhatabı yok tabii.

 

Peki Başbakan Yardımcısı sıfatını taşıyan kişi, bu lafları Basına

söyleyeceğine, bitişik odaya geçip, Başbakanına, “ Sayın Başbakanım, bu

işler yanlış oluyor, gelin şu tutukluluk mevzuatını acele gözden geçirelim de düzeltelim, hem Mahkemeleri hem de Yargıçları sıkıntıdan kurtaralım dese gerekmez mi ?

 

Arınç eski bir ceza hukukçusudur.

 

Zaman zaman bu tecrübesi ve kimliğinin dürtüsüyle, hukukçu gibi laflar

ediyor ama, henüz olumsuzluklarla başa çıkabilmiş değil.

 

*

 

Gelelim Başbuğ’un tutuklanması ile ortaya çıkan soruna.

 

Başbuğ hangi Mahkemede yargılanacak

 

Kimi hukukçular Ağır Ceza’da, kimi hukukçular Yüce Divan’da diyorlar.

 

Hukuk değil mi, lastik gibi, çek çek uzasın.

 

Bu kadar basit, bu kadar açık bir konuda,  100 küsur maddelik bir Anayasa

metni içinde bu konudaki mevcut iki maddeyi okuyup da doğruyu millete

söyleyecek bir Allahını anmış kişi çıkmaz mı yahu ?

 

Kaldı ki, maddeler o kadar açık ki, bırakın hukukçu olmayı, orta mektebi

hakkıyla bitirmiş, liseyi bile değil, bir  sade vatandaşın önüne Anayasa

kitapçığını koyun, fazla değil, on beş dakika okusun , sonra dönüp bir

daha okusun, size doğrusunu söylesin.

 

Boş ver orta mektep mezununu, sen söylesene demeyin sakın.

 

Ben doğrusunu söylerim de, Mahkemeleri baskı altına almaya ve

yönlendirmeye teşebbüs etmekle suçlanmaktan  beni kim koruyacak peki ?

 

Türkiye Cumhuriyeti Ama Muhalefet Partisi Lideri hakkında fezleke

düzenleyenler, beni ne yapmazlar sonra ?

 

*

 

Bugün Adalet Bakanı hazırladıkları bir adli reform tasarısından söz etti.

 

Bakan, yargılamayı hızlandırmak için çeşitli tedbirler getireceklerini ve

hukuk davalarının Yargıtay süresi dahil 1 yıl ve ceza davalarının 1.5 – 2

yılda sonuçlandırılmasını hedef aldıklarını söyledi.

 

Bizler eski hukukçular olarak bu çalışmaların ve hedeflerin

gerçekleştirilmesinden çok mutlu oluruz da acaba nasıl olacak diye büyük

merak içindeyiz.

 

Bugün İstanbul’da herhangi bir Sulh Hukuk, Asliye Hukuk, İcra Hukuk veya

Ticaret Mahkemesinde bir dava açın bakalım.

 

İlk celsesi dört aydan önceye verilemiyor.

 

Mahkemeler, çok ağır iş yükü altında eziliyorlar.

 

Hakimler akşam dosyaları çantalarına koyup eve götürüyorlar.

 

Geçen günü, hemen hemen bitme noktasına gelmiş bir dosya  için Hakim mart

ayına gün veriyordu.

 

İstirham ettik, Hakim Bey bitiyor, lutfen kısa bir gün verin dedik.

 

Hakim Bey, elindeki duruşma defterini kaldırıp “ bak avukat bey, elimde

1800 dosya var “ dedi.

 

Susup kaldık.

 

Şimdi Adalet Bakanı, davaları bir senede hem de Yargıtay süreci dahil nasıl bitirecek, pek çok merak ettim.

 

Mesela İstanbul Asliye Mahkemesinden verilmiş bir kararı karşı tarafa

tebliğ edilmek üzere postaya verdik.

 

Gideceği yer, Çağlayan’daki Adliye’den Sarıyer’deki davalının adresi.

 

Minibüse atla, 15-20 dakikada gidersin.

 

Gel gör ki, bir aydan beri tebligat parçası Mahkemeye dönmedi.

 

*

 

Uzatmayalım.

 

Davaların uzayıp gitmeleri, bugünün işi değil.

 

Ben 48 seneden beri dinliyorum.

 

Ama Adalet Bakanı ben yapacağım diyor.

 

Bilmem ki Bakanın yaşı 48 olmuş mudur ?

 

Yapsın.

 

Yaşına bakmadan gidip elini öpeyim.

 

 

 

 

 

 

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.