|
Havalar fazla ısındı şu kış günlerinde.
Başbuğ’un tutuklanmasından sonra, Hurşit Tolon Paşa da içeri alındı.
Ana Muhalefet Partisi Lideri hakkında da fezleke düzenlendi.
Hazret, tutuklama kararı veren Mahkemeler hakkında olumsuz beyanlarda
bulunmak suretiyle yargıyı baskı altında tutmak ve yönlendirmeye
çalışmakla suçlanıyor.
12 Eylülün paşaları hakkında hazırlanan iddianame de Mahkemece kabul edilmiş.
Türkiye hareketli günler yaşıyor.
Bunlar olurken, Başbakan Yardımcısı Arınç gene ortaya atladı.
Tutuklu vekilleri serbest bırakmalısınız, Milletvekilin yeri
parlementodur. Milletin oy vererek Parlamentoya gönderdiği insanı hiçbir
sebeple içerde tutmaya hakkınız yok, kaçarlarmış, kaçarlarsa kaçsınlar ,
tutuklama istisnai olmalı diye ortaya karışık sözler söyledi.
Bu sözlerinin muhatabı kimdir, belli değil.
Mahkemelere söylemiş olamaz, zira onları baskı altına almaya çalışmakla
suçlanabilir.
Hükümete söylemiş olmalı, başka muhatabı yok tabii.
Peki Başbakan Yardımcısı sıfatını taşıyan kişi, bu lafları Basına
söyleyeceğine, bitişik odaya geçip, Başbakanına, “ Sayın Başbakanım, bu
işler yanlış oluyor, gelin şu tutukluluk mevzuatını acele gözden geçirelim de düzeltelim, hem Mahkemeleri hem de Yargıçları sıkıntıdan kurtaralım dese gerekmez mi ?
Arınç eski bir ceza hukukçusudur.
Zaman zaman bu tecrübesi ve kimliğinin dürtüsüyle, hukukçu gibi laflar
ediyor ama, henüz olumsuzluklarla başa çıkabilmiş değil.
*
Gelelim Başbuğ’un tutuklanması ile ortaya çıkan soruna.
Başbuğ hangi Mahkemede yargılanacak
Kimi hukukçular Ağır Ceza’da, kimi hukukçular Yüce Divan’da diyorlar.
Hukuk değil mi, lastik gibi, çek çek uzasın.
Bu kadar basit, bu kadar açık bir konuda, 100 küsur maddelik bir Anayasa
metni içinde bu konudaki mevcut iki maddeyi okuyup da doğruyu millete
söyleyecek bir Allahını anmış kişi çıkmaz mı yahu ?
Kaldı ki, maddeler o kadar açık ki, bırakın hukukçu olmayı, orta mektebi
hakkıyla bitirmiş, liseyi bile değil, bir sade vatandaşın önüne Anayasa
kitapçığını koyun, fazla değil, on beş dakika okusun , sonra dönüp bir
daha okusun, size doğrusunu söylesin.
Boş ver orta mektep mezununu, sen söylesene demeyin sakın.
Ben doğrusunu söylerim de, Mahkemeleri baskı altına almaya ve
yönlendirmeye teşebbüs etmekle suçlanmaktan beni kim koruyacak peki ?
Türkiye Cumhuriyeti Ama Muhalefet Partisi Lideri hakkında fezleke
düzenleyenler, beni ne yapmazlar sonra ?
*
Bugün Adalet Bakanı hazırladıkları bir adli reform tasarısından söz etti.
Bakan, yargılamayı hızlandırmak için çeşitli tedbirler getireceklerini ve
hukuk davalarının Yargıtay süresi dahil 1 yıl ve ceza davalarının 1.5 – 2
yılda sonuçlandırılmasını hedef aldıklarını söyledi.
Bizler eski hukukçular olarak bu çalışmaların ve hedeflerin
gerçekleştirilmesinden çok mutlu oluruz da acaba nasıl olacak diye büyük
merak içindeyiz.
Bugün İstanbul’da herhangi bir Sulh Hukuk, Asliye Hukuk, İcra Hukuk veya
Ticaret Mahkemesinde bir dava açın bakalım.
İlk celsesi dört aydan önceye verilemiyor.
Mahkemeler, çok ağır iş yükü altında eziliyorlar.
Hakimler akşam dosyaları çantalarına koyup eve götürüyorlar.
Geçen günü, hemen hemen bitme noktasına gelmiş bir dosya için Hakim mart
ayına gün veriyordu.
İstirham ettik, Hakim Bey bitiyor, lutfen kısa bir gün verin dedik.
Hakim Bey, elindeki duruşma defterini kaldırıp “ bak avukat bey, elimde
1800 dosya var “ dedi.
Susup kaldık.
Şimdi Adalet Bakanı, davaları bir senede hem de Yargıtay süreci dahil nasıl bitirecek, pek çok merak ettim.
Mesela İstanbul Asliye Mahkemesinden verilmiş bir kararı karşı tarafa
tebliğ edilmek üzere postaya verdik.
Gideceği yer, Çağlayan’daki Adliye’den Sarıyer’deki davalının adresi.
Minibüse atla, 15-20 dakikada gidersin.
Gel gör ki, bir aydan beri tebligat parçası Mahkemeye dönmedi.
*
Uzatmayalım.
Davaların uzayıp gitmeleri, bugünün işi değil.
Ben 48 seneden beri dinliyorum.
Ama Adalet Bakanı ben yapacağım diyor.
Bilmem ki Bakanın yaşı 48 olmuş mudur ?
Yapsın.
Yaşına bakmadan gidip elini öpeyim.
|
sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.