Şantajlı Seçim
Av.Erol Akpınar
erolak@sonsayfa.com
Son Güncelleme: 18:35 22 Mayıs 2011, Pazar
1946 dan bu güne yaklaşık yirmi üçüncü seçime gidiyoruz.
Bunlardan gene yaklaşık yirmiye yakın seçimi yaşadım.
Hiç böylesine rezil, böylesine anormal, böylesine haksız bir dönemi görmedim, hatırlamıyorum.
Yapılacak bu son seçim, şantaj ve tehditle sakat ( malul ) bir seçim olacak.
Bazı partilerin yöneticilerine kurulan tuzaklarla tehdit edilmeleri, istifa ederek çekilmeleriyle sona erdi.
Baykal’dan sonra, CHP den başka yöneticiler çok dikkatli olarak tuzağa düşmemiş olmalılar ki, onlarla ilgili başka bir kaset çıkmadı.
Ama Bahçeli’nin arkadaşları, kendilerine mi fazla güvendiler, her neyse, ökseye yakalandılar.
Onlar da istifadan başka çare olmadığına inanarak, çekilip gittiler.
*
Bir siyasetçinin, bir takım kadın ilişkileri içinde olması elbette partisine zarar verir.
Ama, bunların yatak odalarına girilerek kaset çekilmesi ve böylece istifaya zorlanması, demokrasi denilen tiyatronun en çirkin tarafı oluyor.
Kim yapar bu çirkinliği ve bundan kime fayda olur
Bir kere yasalara göre bu ağır bir suç.
Sonra, neden hep seçilebilir yerlerdeki muhalefet adayları hedef alınır ?
İktidar adayları hep sütten çıkmış ak kaşık mıdırlar ?
Şimdi çıkın sokağa, on tane, elli tane vatandaşa sorun.
Benim çevremden gelen cevaplar şöyle :
Bu işten AKP faydalanır herhalde.
Ama o mudur derseniz, bilemem.
*
Peki böyle bir tuzaklar demokrasisini halk nasıl karşılıyor ?
Gene benim çevremden aldığım cevaplara göre, bu tuzaklar tamamen ters tepiyor.
Hayatında MHP nin kapısından geçmemiş insanlar, inadına bu sefer oyum MHP nin diyorlar.
Bilirsiniz, bizim millet, mağdura, yere düşüp de yeniden ayağa kalkana çok yakın bakar.
Ne olursa olsun, AKP bu işin tamamen dışında da olsa, bu tuzaklardan çok fazla nemalanamaz gibi görünüyor.
Mağduriyetin ne anlama geldiğini onlar kadar bu ülkede kimse bilemez.
Ama AKP burada ağır bir kusur içindedir.
Bu çirkinliği her kim yapıyor ve yaptırıyorsa, iktidar, MİT iyle, İstihbarat örgütleriyle, sonsuz teknik imkanlarıyla en çok üç gün içinde yapanı bulup çıkartmaya muktedirdir.
“Ne bileyim kardeşim, ben nasıl yakalayabilirim “ derseniz, samimiyet testinden pek de geçer not almış olamazsınız.
Neyse, daha fazla çirkinlik yaşamadan şu yirmi günü de atlatırsak, 13 haziran sabahı inşallah doğru olanı Yüce Rabbim bize ihsan eder.


sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.