VATANDAŞIN UMURUNDA DEĞİL
Av.Erol Akpınar
erolak@sonsayfa.com
Son Güncelleme: 20:14 21 Şubat 2012, Salı
Geçen yıl tam da bugünlerde, bir iş için komşu Atina’ya gitmiştim
Daha önce de birkaç defa gitmişliğim vardı.
Geçen yıl son gidişimden sonra dönünce bu sütunda bir yazı yazmış ve izlenimlerimi anlatmıştım.
O günlerde, komşuda işlerin hiç de iyi gitmediğini, her zaman dolup taşan lokantaların sinek avladığını, beraber olduğumuz eski dostların endişe içinde gelecek günlerden söz ettiklerini yazmıştım.
Aradan bir yıl geçti.
Şimdi, komşumuzun ve halkının ne kadar güç günler yaşadıklarını görüyoruz.
Emekli maaşları yüzde yirmilerden fazla kesintiye uğramış.
Planlı olarak personel azaltmalar söz konusu.
Süper Lig Yönetimi bile, hükümetin getirdiği kısıtlamalar yüzünden bu hafta oynanacak maçları ertelemiş.
Bizim Enerji Bakanı Yıldız da, Yunanlı Meslektaşının , zor durumda olduklarını söyleyerek ricası üzerine doğalgaz vanalarının biraz açılmasını sağlamış.
Ama en kötüsü, para babası Batılı dostlarının, adalarınızı satın, para verelim ama denetçilerimiz gelsin sizi denetlerin gibi her biri ayrı ayrı onur kırıcı sözlerle , yapacakları kurtarma yardımlarını bir takım acayip önerilere bağlamak istemeleri.
Borç verecek olanlar da çok fazla haksız sayılmayabilirler.
Yunanlıların, zevku safaya ne kadar düşkün oldukları dünyaca malum.
Bu nedenle de ağustos böceği muamelesi görmelerinde pek de şaşacak bir şey yok.
*
Geçen sene döndükten sonra yazdığım yazıda, son on yılda bizim ülkemizle komşu arasındaki gelişmeleri mukayese ederek, kendimizle gurur duyabileceğimiz sonuçlara vardığımızı anlatmıştım.
Ama ekonomi , dünyadaki gelişmelerin etkisine katılan iç gelişmeler nedeniyle bir takım endişeleri beraberinde getiriyor.
Şu anda dünyadaki pek çok ülke ekonomik sıkıntılarla boğuşmakta.
Biz henüz boğuşma safhasına gelmiş gibi görünmüyoruz
Ama her an başımızı fena halde belaya sokma portansiyeli taşıyan bir cari açık problemimiz var.
Nedir cari açık ?
Az satıyoruz, çok alıyoruz demek.
*
Ekonomi Bakanı hafta içinde patlayıverdi.
Vatandaş ortalama 11 ayda bir cep telefonu değiştiriyor.
Biz o kadar zengin miyiz diyor Bakan.
1.7 milyar dolarlık 14 milyondan fazla telefon ithal etmişiz geçtiğimiz yıl.
*
Vatandaş, kıçındaki açığı görmek istemiyor ama, kredi kartının dibine vuruyor.
Eski günleri hatırlayın bir.
İnşaatın sıvasında iskele üzerinde çalışan kalfanın arka cebinden Marlboro sigarasının görünmesi şarttı.
Neden?
Her vatandaş, mutlaka öğüneceği bir şeye tutunmak ihtiyacındadır da ondan.
Şimdi 11 ayda bir telefon değiştiren yurdum insanı, sabahtan akşama kadar yemek yemediği veya uyumadığı zamanlarda, cep telefonunun üzerinde iki büklüm olmuş.
İnternete giriyor , yazıyor, alıyor, konuşuyor, konuşuyor.
Ay başında aldığı para, telefonuna bile yetmiyor.
Sonra yüklen kredi kartlarına bakalım.
Ne yazık ki devletin de yapabileceği çok bir şey yok.
Vatandaş kıçının açığını görmüyorsa, devlet ne yapsın ?
Ama cari açığımızla dünya üçüncüsü olmuşuz.
Birinci Amerika.
Bu durumdan çoktan korkmaya başlayanlar var ülkede.
Ekonomi Bakanının söylemesi o.
Gel gör ki vatandaşın umurunda bile değil.


sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.