15-Temmuza-Ramak-Kala

15 Temmuz'a Ramak Kala

Emine Çiçek
ebahar@sonsayfa.com

Son Güncelleme: 15:06 18 Mayıs 2017, Perşembe

Ülke ve toplum tarihi açısından bir milat noktası…Bir milletin bir gecede şehit olarak destan yazdığı ve kazandığı tarih.Milletin, 248 şehidin meydanları darbecilere bırakmadığı, ülkesine,bayrağına,devletine canını verme pahasına sahip çıktığı karanlık tarih…

15 Temmuz’a yaklaşık iki ay var. Vatanına ve milletine sahip çıkan Ömer Halisler’,in, Abdullah Olçokların, Erol Olçokların ve daha nicelerinin yıllarca ilim, irfan diyerek bizleri kandıran teröristlere karşı direndiği, uçaklarını, helikopterlerini hiçe sayarak direndiği tarihe iki ay var. O gece yaşananlar bir film şeridi gibi hepimizin gözleri önünde.

Peki 15 Temmuz’dan sonra yaşanan süreçte ne oldu. Daha öncesine gidelim.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık 2013 tarihinden itibaren “İnlerine inlerine” dediği ancak 15 Temmuz darbe girişimi yaşanana kadar hiçbir kurumda inlerine girilmediği gerçeği de ortada.15 Temmuz’dan sonra tüm kurumlarda Fetö Terör Örgütü mensuplarına yönelik temizleme operasyonları başladı(!) Emniyet, yargı, bakanlıklar ve daha nice kurumlar…Fetö Terör Örgütü mensubu personelini, gelen ihbarları değerlendirdi ve açığa alınmalar ve ihraçlar başladı.Ardından mağdur edebiyatı yapanlar ve gerçek mağdurlar ortaya çıktı.Ben sadece merakımdan soruyorum.Bu devletin Cumhurbaşkanı 15 Temmuz’dan 3 yıl evvel inlerine derken 15 Temmuz yaşanana kadar nende inlere girilmedi?Kurumlara neden bu kadar dolduruldu?temizlik süreci devam ederken bir diğer taraftan da Anayasa Değişikliği meclisten geçti ve 16 Nisan referandumuna odaklandık.16 Nisan sürecinde Hayır cephesinin teröristler ve terörist destekçileri ile yan yana olduğuna şahit ettik ki Tabi bizim vicdanımızı sızlatan CHP’yi hadi anladık ta Saadet partisi gibi Merhum Erbakan’ın Partisi’nin de vicdanları sızlatarak hayır cephesinde saf tutmasıydı.15 Temmuzla birlikte ülkemizde kimse kimseye güvenmez, arkadaş, dost, akraba birbirinden şüphelenmeye başladı.Öyle ya 15 Temmuz sonrası Demokrasi Nöbetleri’nde bayrak sallayan Fetöcüleri de gördük.Nasıl şüphelenmeseydik.O nöbetlerden birinde halkın karşısına bir akşam çıkıp devletin yanında olduğu mesajı veren bir komedyen ertesi gün Fetö soruşturmasından yargılanıyordu.Bunun yanı sıra siyasilerden talihsiz açıklamalarda gelmiyor değildi.Bütün kurumlara, devletin iliklerine kadar sızmış Fetö Terör örgütü mensuplarının sadece Ak Parti teşkilatları ve Ak Parti’de olmadığını söyledi Sayın Başbakan.Tabi bu ifade taktiksel bir açıklama da olabilirdi lakin halk nezdinde değer kabul görmedi aksine halkı çok kızdırdı.Çünkü halkın içine girilerek biraz muhabbet ettiğinizde halkın ilk tepkisi devletin kurumlarına fetöcüler gökten zembille inmedi ya? Buna rıza gösteren tepelerde birileri var söylemleri idi. Ya da darbeci bir generalin kardeşi nasıl olur da hala Ak Parti Genel Başkanlığı gibi bir görevde hala yer alabilirdi.Bununla beraber daha da hazin dolu hikayeler de vardı.Mücadeleye tersten başlanırsa bürokrasiyi temizlemeden , işçi, memur kesiminden bir temizlik hareketi başlatılınca kurumlarda Cumhurbaşkanı’na gönülden bağlı ve onu destekleyen personeller de fetöcü amirleri tarafından fetöcücüymüş(1) gibi listeye alınarak mağdur edildi.Kaybolan itibarları şöyle dursun, psikolojileri ve fetöcü demek vatan haini demek anlayışından hareketle onlardanmış gibi anılmak kahretti birçoğunu…

16 Nisan….

16 Nisan’ın telafisi olmayacağına dair daha evvel yazı yazmıştım.16 Nisan’a kadar teşkilatların adeta “Evet” çıkmasını istemezcesine rehavete kapılıp, halkı kucaklamak yerine kibirle baktıklarını da.Ve hatta bir an evvel Ak parti’nin fetöcü temizliği ile birlikte teşkilatları sil baştan yenilemesi gerektiğini de.Çantacıların, ihalecilerin, yalakaların, istisnai kadroyu dolduranların yerini gerçek davasına gönül vermiş teşkilatçılara vermesi gerektiğini…Ki 16 Nisan Ak Parti için soğuk duş etkisi yarattı mı kimse inkar etmesin yarattı.Bir zaferdi eyvallah .Lakin iyimser havayı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir zafer kazanmasını bir kenara bırakıp, Ankara’nın , İstanbul’un, Batı’nın nasıl Ak Parti’nin elinden kayıp gittiğini de izlemiş olduk.Teşkilatçılardan bazıları platform kurmuş, bazıları da whatsap gruplarında güya referandum sürecine destek olmuş .Yersen tabi….Kimse kusura bakmasın. Ne bakanı, ne milletvekili, ne belediye başkanı ne ilçe başkanı ne teşkilatları hiç kimse değil bu zaferin sahibi.Bu zaferin sahibi başta Sayın Cumhurbaşkanı, ardından Sayın Başbakan ve Sayın Bahçeli’dir!!!!.Referandum sürecinde sosyal medya desteğinin küçümsenmeyecek kadar önemli olduğunu bile bile sosyal medyayı kısıtlayan belediyeler, Ak Parti teşkilatlarında yıllarca hizmet vermiş, Sayın Cumhurbaşkanı’na gönül vermiş insanları sürgün eden kurumlar,sırf şov yapmak için çalışmalarını sosyal medya aracılığı ile fotograf karesinde Cumhurbaşkanı’nı da etiketleyerek şov yapan ilçe başkanları….Hiçbiri bu zaferin kazananı değildir.Bu zaferin kazananı tıpkı 7 Haziran seçimlerinde sesi kısılıncaya kadar ve mitinginden biri iptal edilme pahasına milletiyle kucaklaşan dava adamı Recep Tayyip Erdoğan!dır.

15 Temmuz’dan sonra Fetöcülerden boşalan kurumlara adam doldurmak için gayret eden, ulusalcısından, sosyal demokratına, tarikatinden, cemaatine herkesi görüyoruz ve görmekteyiz.Bununla birlikte fetöcüyü fetöden yargılayan bir hakimin fetöcü olduğunun ortaya çıktığı gerçekliğini de…. Şimdi ne yapmalı… Sayın Cumhurbaşkanı’nın işi çok zor.Öyle ki “ Yalnızlığımı biliyorumMücadelemi tek başına sürdüreceğim” diyen dik duruşlu bir lider…Ki bu haftaki partilerin grup toplantılarını dinlediğimde Sayın Cumhurbaşkanı’nın yalnızlığını anlayan tek bir kişi gördüm.O da Sayın Bahçeli idi.Ne yol arkadaşıydı, ne de partilisi.Ancak ülkesinin Cumhurbaşkanı’nı öylesine sahiplenmişti ki adeta “Sen sahipsiz değilsin, önce Allah, ben ve Türk Milleti” var mesajı veriyordu.Ve Sayın Bahçeli’nin devlet adamı kimliğini bir kez daha gözler önüne sergilemiş oldu.

Diğer taraftan 2 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanı, sevdam dediği partisine evine döndü.Ve Türkiye ilk kez partili Cumhurbaşkanı ile yönetilir oldu.Tabi Sayın Başbakan’ın gözyaşlarını da yabana atamayız.Emaneti sahibine devretmenin gururu ve onuru ile tüm partililerden bir kez daha tam puan aldı.O gün Sayın Cumhurbaşkanı’ın Ak Parti’ye üye olduğu gün Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezleke Başbakanlık’tan meclise sunuldu.Ve işte o günden sonra adeta bürokrasiye dokunamazsın diyen bürokratik kriptolar harekete geçti.O gün Sayın Cumhurbaşkanı’nı sosyal medya hesabından tehdit eden Fetö Terör Örgütü’nün yayın organı Zaman Gazetesi muhabiri salıverilmiş ardından da Tuskon kürsüsünde Sayın Cumhurbaşkanı tehdit edilirken çılgınca ayakta alkışlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Fark Kavurmacı serbest bırakıldı.Fethullahçı teröristlerin ihanet ve ticaret katına dokunmadan, siyaset ve bürokrat ayağını kırmadan, sadece ibadet katını içeri alarak, Ömer Faruk Kavurmacı’yı içerden çıkarırlarsa Fetö terör örgütü tehditi yok olmaz.Bununla birlikte Sayın Cumhurbaşkanı ABD Başkanı Trump ile görüşmesine başlamadan evvel bir Fetö Terör Örgütü mensubu daha serbest bırakıldı.Bu kez müebbetle yargılanan baklavacı Serdar Seyitoğlu tahliye edildi.

Fetö’nün ibadetle meşgul tabanı içerde, ihanet katı firarda, ticaretle meşgul teröristleri de Sulh Ceza Mahkemelerince itina ile tahliye edilirken , Sayın Başbakan da partililerin seslerini racon kestirmeyiz diyerek kesmekle meşgul oluyor.Fetöcü damat kavurmacı dışarıdayken, Fetöcü terörist baklavacı dışarıdayken, HDP’li Sevilay Yılman Başbakanlık uçağındayken raconun hası kesilmiş ve kesilmeye de devam ediliyor…Tek umudum ise 21 Mayıs tarihi…21 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden Ak Parti Genel Başkanı olması…

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.


Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet etti