

Ülkemizin altmış yıla varan çok partili siyasi hayatının elli yılından fazlasını bizzat yaşadım.
1957-58 lerle başlayan Hukuk Fakültesi öğrenciliğimden bu güne 52 yıl filan geçmiş.
1961 Anayasa oylamasında sandık başkanıydım.
Askerlik görevim 1963 de bitti.
Ondan sonra bir yandan mesleğimi yaparken, öte yandan hep bir tarafından aktif olarak siyasetle ilgilendim.
İlçe gençlik Kollarında,İlçe Yönetimlerinde görevler aldım.
Sekiz yıl İlçe Başkanlığı yaptım, on yıl( iki dönem) Belediye Meclis üyeliğine seçildim.
Sonra İl Yönetimlerine girdim.
İl Genel Sekreterliği, İl Teşkilat Başkanlığı yaptım.
Bütün siyasi uğraşlarım, tek bir çizgide oldu.
AP de başladım, DYP de devam ettim, DP de işim bitti.
Bu arada, siyasetten önce, 27 mayıs, 22 şubat, 21 mayıs , siyasette iken 12 mart, 12 eylül, 28 şubat
Askeri müdahalelerini gördüm.
*
Bütün bu yıllardan sonra, iki şeyi kesinlikle öğrendim.
Birincisi, askerlerin rejime müdahaleleri ve idareye şu veya bu şekilde el koymalarının ülkeye hemen hiç yararı olmadı ama çok zarar verdiler.
Belki, kısmen iyi niyetli sayılabilecek müdahaleleri oldu.
Mesela 12 eylül müdahalesi, ülkede oluk oluk okan kanı bir gecede durdurmuştu.
Ama o müdahale için dahi, “ isteselerdi darbe yapmadan da durdurabilirlerdi, şartlar oluşsun diye beklediler” şeklinde bugün dahi tam olarak gerçek olup olmadığı kesin olarak bilinemeyen bir ithamın muhatabı oldular.
İkincisi, bütün askeri müdahalelere iktidarı ve muhalefeti ile siyasetin başındakiler elbirliği ile çanak tuttular.
Bu iki kesin tespitim nedeniyle, bu köşede 10 yıldan fazla bir zamandan beri yazdığım yazıların en az yüzde onunu şu yalvarışla bitirdim.
“ Yapmayım ağalar, sakin olun , germeyin , germeyin.”
*
Taa 1958 den bu günlere kadar, siyasetin baş aktörleri, hep kavgadan, gerginliklerden nemalandılar yahut nemalandıklarını zannettiler.
1960 larda Demirel, 1970 lerde Ecevit, 1980 lerde Özal, 1990 larda tekrar Demirel ve 2002 den sonra Tayyip Bey, mağdur edildikleri için zaferler kazandılar.
*
Bugün 21. Yüzyılın ilk on yılını tamamladık.
Dünya öylesine değişti ki, bugün bir askeri müdahalenin ülkeye ve idareye sahip çıkıp yönetebilmesi artık söz konusu olamaz.
Ama bakıyorsunuz, siyasi aktörler hep aynı yerdeler.
Altmış yıllık siyasi tecrübelerden hiç ders almamışlar.
Başta en hırçın, en kavgacı, en saldırgan iktidar partisinin başı ve etrafındakiler.
Karşısında muhalefet liderleri de aynı.
Meclisin lortasında yumruk yumruğa vekiller.
Ben çok şey öğrendim, ama onlar hiçbir şey öğrenememişler.
Milletin kavga istemediğini, en çok beğenilen siyasetçilerin, kavga etmeden, sakin sakin söyleyenlerin olduğunu ( örnek Kılıçdaroğlu) göremiyorlar.
*
Şimdi, gerek kriz nedeniyle ekonomik sıkıntılar, gerek işsizlik nedeniyle üçüncü seçime doğru doludizgin gidilen bu günlerde, doğal olarak yıpSonunda Siz deranma sürecini yaşayan AKP nin yeniden tek başına iktidara gelebilmesi çok zor görülüyor.
AKP belki gene en çok oyu alan parti olacaktır.
Ama tek başına Hükümet kurmaya yetecek bir sayıyı elde edebileceği çok kuşkuludur.
Lider Tayyip Bey bunu mutlaka görmekte olmalıdır.
Bugünün kavgalarında, b u kadar hırçın, bu kadar saldırgan olmasının sebebi bu mudur acaba ?
Halbuki, benim yukarıda özetlediğim hayatımda gördük ki, ne Menderes, ne Demirel ve hatta ne de Özal, üçüncü seçimlerinde, önceki ikisine nazaran ancak yarı yarıya başarılı olabilmişlerdi.
Bu demokratik siyasi hayatın bir kanunudur.
Kendinizi, demokrasi içinde sonsuza kadar beğendiremezsiniz.
Önünde sonunda, iktidarı teslim edeceksiniz.
O zaman, kavgasız, gürültüsüz, dostlukla milletten helalık istemek yerine, bu hırçınlık, bu saldırganlık niye ?
| YORUMLAR (0 adet) | Yorum Yaz |
|---|
| Yazarın Diğer Makaleleri |
Bugünlerde Türkiye’nin çeşitli illerinde demokratik açılım çalışmalarını a…
Devamı »
| ||
Sitemiz Anadolu Ajansı Abonesidir |