Sehit-yakinlari-ve-gaziler-onurumuzdur

Şehit yakınları ve gaziler onurumuzdur...

Metin Yener
myener29@hotmail.com

Son Güncelleme: 23:33 16 Nisan 2016, Cumartesi
Kimi asker...
Kimi polis...
Kimi korucu...
...
Bazısı öğretmen...
Bazısı savcı-hakim...
Bazısı da doktor...
... 
Kimisi de devlet memuru...
...
Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını ise çoğumuz bilmeyiz...
Sessizce görev yapar, yine sessizce bu dünyadan göçüp giderler. 
...
Hepsininin şehadet şerbetini içmesindeki ortak neden; vatanın bölünmez bütünlüğü ve milletin huzurudur...
...
Şehitler...
Şehadet şerbetini içen kahramanlar...
Geride gözü yaşlı ana, baba, eş, yavuklu, evlat bırakıp; adeta koşarcasına Yaradan'a giden bizim evlatlarımız. Allah yüce kitabı Kur'an'da şöyle buyuruyor: ''Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz bunu bilemezsiniz.''
İşte böylesine mukaddes bir makamdır şehitlik. 
Bu nedenle; şehitlere ve onların geride bıraktıkları emanetlerine sahip çıkmak, koruyup gözetmek, dertlerine ve tasalarına ortak olmak bizler için birer boyun borcudur.
Son dönemlerde; özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da üzerinde ciddiyetle durması sayesinde, şehitlerimizin geride bıraktıkları yakınları için ciddi yasal düzenlemeler yapıldı. Onların mağdur olmamaları adına yapılan bu çalışmaların yeterli olup olmadığını tartışmak doğru değildir. Çünkü; şehit yakınlarına ve gazilerimize ne yapılırsa yapılsın yeterli olmaz, olamaz. 
... 
Yukarıda da değindiğim gibi; hükümet bu konuda ciddi adımlar attı, atmaya da devam ediyor. Geride kalan anne-baba, eş ve çocukların yaşamlarını kimseye muhtaç olmadan sürdürebilmeleri için devlet olanakları seferber edilmiş durumda. 
Örneğin...
- Kira bedelinin devlet tarafından ödenmesi (erbaş/er hariç)
- Faizsiz konut kredisi verilmesi ve taksitle ev alınması
- Şehit çocuklarının parasız yatılı öğrenciliğe alınması, orta dereceli özel öğretim kurumlarından ücretsiz yararlanması 
- Şehit çocuklarının Yükseköğrenim Kredi Yurtlar Kurumu’na (YURTKUR) bağlı yurtlardan, yükseköğrenim kredilerinden öncelikle yararlanması, YURTKUR tarafından karşılıksız burs verilmesi, yükseköğretimde katkı payı alınmaması
- Şehit yakınlarından birine (eş, çocuk, kardeş) istihdam hakkı verilmesi
- Şehitlerden intikal eden silahlar ile malullere ait silahlardan, silah bulundurma ve taşıma yetki belgelerinin vergi ve harç muafiyeti
- Mesken Vergisi muafiyeti, Gelir Vergisi indirimi, Gümrük Vergisi muafiyeti, elektrik enerjisi ücret indirimi, su ücret indirimi
- Hususi Damgalı Pasaport verilmesi
- Devlet memuru olarak görev yapan şehit yakınlarının atanması ile şehit eşi öğretmenlerin yer değiştirmeleri
- Şehit çocuklarının ilköğretim ve ortaöğretim okullarına elektronik ortamda kayıt yaptırmaları
- Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nce sayısal oyunlar bayiliği ruhsatı verilmesi, ilk destek yardımı ödenmesi
- Devlet Övünç Madalyası verilmesi
- Şehit çocuklarının askeri okullara öncelikle alınması
- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesislerden yararlanma...
... 
Bu konuda benim bir teklifim daha var: Meclis’teki milletvekillerinin yararlandıkları tüm haklardan şehit yakınları ve gazilerimiz de yararlansın. Bu vatanın bölünmez bütünlüğü için canını vermiş, kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş kahramanlar için bence bunu yapmak bir boyun borcudur. Bu konuda tüm milletvekillerinin elini taşın altına sokması, gerekeni yapması; TBMM’nin büyüklüğüne, şanına yakışır bir hareket olur. Taktiri; sayın milletvekillerine bırakıyorum... 
… 
Peki tüm bunlar yeterli mi?
Cevabını başlıktaki sözün sahibi Mehmet Akif Ersoy'un dizeleri ile verelim...
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana...
...
Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ise sabır diliyorum...

Kimi asker...

Kimi polis...

Kimi korucu...

...

Bazısı öğretmen...

Bazısı savcı-hakim...

Bazısı da doktor...

... 

Kimisi de devlet memuru...

...

Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını ise çoğumuz bilmeyiz...

Sessizce görev yapar, yine sessizce bu dünyadan göçüp giderler. 

...

Hepsininin şehadet şerbetini içmesindeki ortak neden; vatanın bölünmez bütünlüğü ve milletin huzurudur...

...

Şehitler...

Şehadet şerbetini içen kahramanlar...

Geride gözü yaşlı ana, baba, eş, yavuklu, evlat bırakıp; adeta koşarcasına Yaradan'a giden bizim evlatlarımız. Allah yüce kitabı Kur'an'da şöyle buyuruyor: ''Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz bunu bilemezsiniz.''

İşte böylesine mukaddes bir makamdır şehitlik. 

Bu nedenle; şehitlere ve onların geride bıraktıkları emanetlerine sahip çıkmak, koruyup gözetmek, dertlerine ve tasalarına ortak olmak bizler için birer boyun borcudur.

Son dönemlerde; özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da üzerinde ciddiyetle durması sayesinde, şehitlerimizin geride bıraktıkları yakınları için ciddi yasal düzenlemeler yapıldı. Onların mağdur olmamaları adına yapılan bu çalışmaların yeterli olup olmadığını tartışmak doğru değildir. Çünkü; şehit yakınlarına ve gazilerimize ne yapılırsa yapılsın yeterli olmaz, olamaz. 

... 

Yukarıda da değindiğim gibi; hükümet bu konuda ciddi adımlar attı, atmaya da devam ediyor. Geride kalan anne-baba, eş ve çocukların yaşamlarını kimseye muhtaç olmadan sürdürebilmeleri için devlet olanakları seferber edilmiş durumda. 

Örneğin...

- Kira bedelinin devlet tarafından ödenmesi (erbaş/er hariç)

- Faizsiz konut kredisi verilmesi ve taksitle ev alınması

- Şehit çocuklarının parasız yatılı öğrenciliğe alınması, orta dereceli özel öğretim kurumlarından ücretsiz yararlanması 

- Şehit çocuklarının Yükseköğrenim Kredi Yurtlar Kurumu’na (YURTKUR) bağlı yurtlardan, yükseköğrenim kredilerinden öncelikle yararlanması, YURTKUR tarafından karşılıksız burs verilmesi, yükseköğretimde katkı payı alınmaması

- Şehit yakınlarından birine (eş, çocuk, kardeş) istihdam hakkı verilmesi

- Şehitlerden intikal eden silahlar ile malullere ait silahlardan, silah bulundurma ve taşıma yetki belgelerinin vergi ve harç muafiyeti

- Mesken Vergisi muafiyeti, Gelir Vergisi indirimi, Gümrük Vergisi muafiyeti, elektrik enerjisi ücret indirimi, su ücret indirimi

- Hususi Damgalı Pasaport verilmesi

- Devlet memuru olarak görev yapan şehit yakınlarının atanması ile şehit eşi öğretmenlerin yer değiştirmeleri

- Şehit çocuklarının ilköğretim ve ortaöğretim okullarına elektronik ortamda kayıt yaptırmaları

- Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nce sayısal oyunlar bayiliği ruhsatı verilmesi, ilk destek yardımı ödenmesi

- Devlet Övünç Madalyası verilmesi

- Şehit çocuklarının askeri okullara öncelikle alınması

- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesislerden yararlanma...

... 

Bu konuda benim bir teklifim daha var: Meclis’teki milletvekillerinin yararlandıkları tüm haklardan şehit yakınları ve gazilerimiz de yararlansın. Bu vatanın bölünmez bütünlüğü için canını vermiş, kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş kahramanlar için bence bunu yapmak bir boyun borcudur. Bu konuda tüm milletvekillerinin elini taşın altına sokması, gerekeni yapması; TBMM’nin büyüklüğüne, şanına yakışır bir hareket olur. Taktiri; sayın milletvekillerine bırakıyorum... 

… 

Peki tüm bunlar yeterli mi?

Cevabını başlıktaki sözün sahibi Mehmet Akif Ersoy'un dizeleri ile verelim...

"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;

Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)

Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;

Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana...

...

Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ise sabır diliyorum...

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi