Karakter Boyutu:   

iktidar Kendi Ayağına Sıkıyor

2 Şubat 2010 Salı

Neval Kavcar

 

 

*

Türk-İş ve Başbakanın görüşmesi, bu iş çözülecek mi ümidini yeşertmişti. İktidar binlerce Kızılay çalışanına devlet memuru olma yolunu sessizce açarken, devlet işçisini kapıya koyamaz deniliyordu.

 

SEKA işçisi nasıl ki başka kurumlarda eritilerek, hakları korunduysa aynı yöntem benimsenir düşüncesi hakimdi. Devlet güvencesinde işe başlamış Tekel işçilerine “4-C” denilen, ilk onbir aydan sonra tekrar başlayıp başlamayacakları meçhul, haklarını kaybettiği mecraya sürüklemeye çalışmakla iktidar kendi ayağına sıkıyor.

 

4-C’nin tercümesi “geçici personel” demektir. Emekliliğine ramak kalan işçiyi kapıya koyuyor iktidar. 

 

Erdoğan “bizi iktidara tekel işçisi getirmedi” diyor. Tekel işçisi sıkça sözünü ettiği “millî İrade”ye dahil değil mi? Başka bir devletin işçisi midir ki, böyle söyleyebiliyor. Devlet devamlılık isteyen süreçtir. Devlet güvencesi altında işe başlayan kamu görevlisine, kapıyı göstermek kolay olmamalı. Bu iş AİHM’ne giderse, devlet ağır tazminata mahkum olacağı ortada. Aslında bu işlerin cezası da “Hükümetlere” özel olmalı. Her kim bu uygulamayı yaptı ise, tazminatı da onlar ödemeli.

 

Vatandaş işçilerin, kadın erkek demeden sürdürdükleri hak mücadelesini kazanmasını istiyor. Haber olmaktan çıkıp, hayatın kendisi oldular. Sırada binlerce özelleştirme mağdurluğu var.

 

Önümüzdeki dönemde binlerce kişinin işe alınmasından bahsediliyor. Onun yolu, Tekel çalışanını kapıya koymaktan geçmemeli. Özelleştirme denilen satış, vatandaşı vurduktan sonra “kamu yararı” nerede? Tekel’in adı ile birlikte satılması, tütünden geçimini sağlayan insanları da vurmuşken üstelik.

 

Başbakan Türk-iş’le görüşüyor fakat geri adım atmıyor. Ee, hani ekonomi düzelmeye yüz tutmuştu. Üstelik kriz teğet geçmişti. Kişi başına düşen millî gelirin 0nbin dolara yükseleceğinden söz ediliyordu. Ne oldu? Bunlar pembe yalanlar mıydı?

 

İktidarın diretmesi, “geri adım atmayız” tavrı, “kazanılmış hakkın” geri alınmasında değil, Türkiye’nin menfaatinin korunması noktasında olmalı.  

 

AKP iktidarı diretirse, geçmişte de olmuştu yanlışına girerse, “Habur Rezaletinden” sonra ikinci büyük yanlışa imza atar.

 

Ki yanlışın izi kolay silinmiyor. Bunu en iyi kendileri biliyor.

 

Ve “hak yerde kalmaz.”

 

* * *

 

Darbe Zikri

 

Yandaş medyayı okumuyorum. Sebebi de olayların ters yüz edilmesi. Mantık kurallarının hiçe sayıldığı, aynı cümlelerin değişik versiyonunu okumak vakit kaybı. Ya da sadece birini okumak yeterli. Nasılsa hepsi aynı şeyleri, döne döne yazıyor.

 

Ortak tavır, kayıtsız şartsız iktidarı desteklemek. Var olan yanlışların, akıl oyunu ile yok edilmesine zemin. Tam bir “medya darbesi” ile karşı karşıyayız.

 

“Dervişin fikri ne ise zikri de o olur” ya, yandaşın hali de öyle. Sürekli “darbe” konuştukları için, haliyle zikirleri de o yönde gelişiyor.

 

Fehmi Koru’yu son iki gündür okuyorum. İngiltere’de eski Başbakan Blair’in yargılanması ile ilgili yazmış. Koru, Başbakan’ın “savaş suçlusu” olarak sorgulanmasına memnun ve İngilizlerin de bu davanın peşinde olduğunu belirtiyor.

 

İlki İngilizler Irak’ın işgalinde fazla kayıptan şikayetçi. “Bu savaşa niye girdik” demiyorlar. Kaldı ki “Güneş batmayan” imparatorluğun, sömürge anlayışı, İngiltere vatandaşını rahat yaşatıyor. İngilizler Koru’nun söylediği gibi demokrat ve savaş karşıtı olsa, önce sömürgelere ve Irak’ın işgaline karşı çıkarlar.

 

Amerika Irak’a girdiğinde, yandaş medya “Irak’ın saldırgan tutumunu, El kaide bağlantısını” yazıyordu. Hayatını kaybeden binlerce Müslüman ve tecavüze uğrayan Iraklılarla ilgili hep dikkatli yazdılar. Bölünmenin eşiğine gelmiş Irak için, hala Washington aleyhine tek satır yazamıyorlar. Demokratlık çizgisi oraya kadar.

 

Darısı “Bush”un başına diyor. Bush ve Blair Irak’ı kesmiş biçmiş, sömürmeye müsait hale getirmiştir. Obama’ya “ağzıma düş” kısmı kalmıştır. Ne İngiltere, ne ABD Irak’taki petrol haklarını bir kenara bırakıyor mu? Blair’in yargılanması hikayeden başka bir şey değil. Bunu Fehmi Koru’da biliyor.

 

Darbe soruşturmaları arasına karışan, ABD konsolosluğuna ait aracın malum yerde ne aradığını hiçbiri sorgulamıyor. Neden?

 

Yazısına malum “darbe” iddialarına bindirerek bitirmiş. Yanlı, tutarsız, suçlayıcı bu satırların hep devam edeceğini sanıyor-lar.

 

*

YORUMLAR (0 adet)Yorum Yaz
Henüz Yorum Yazılmamış

 

GÜNÜN YORUMU

TÜRKİYE BULUŞMALARI

Bugünlerde Türkiye’nin çeşitli illerinde demokratik açılım çalışmalarını a…

Devamı »

GAZETE ÖZETLERİ

 
Gündem 
İşte CHP'yi yakacak görüntüler
Şimdi izleyeceğiniz görüntüler CHP'yi çok zorda bırakacak... Gizli tanıkların ifadelerini değiştirilmesi için CHP para teklif etti mi? Ersin'in çantasında ne vardı? Bu çantayı neden bir başkası aldı?
 

Fotoğraf Galerileri

Hüseyin Ekinci

Sonsayfa gündemi değiştirdi
Okunma: 5402

Fuat Tütüncüoğlu

İş Yeri Açan SSK'lılar
Okunma: 709

Videolu Haberler

YALAN HABER 
Bağıştan Hürriyet'e yalanlama
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 'AB Kalesi'nde Hacker Muhbir' haberini yalanlayarak, ''Bugün bir gazetede manşet olarak çıkan haberin aslı astarı yoktur.'' dedi.
 
MAGAZİN 
Seda'nın Onur'unu Sibel kaptı
Geçtiğimiz günlerde Seda Sayan’dan boşanan Türk halk müziği sanatçısı Onur Şan, Sibel Can’ın televizyon partneri oluyor.
 
Genel bilgi yarışması

Sitemiz Anadolu Ajansı Abonesidir
Sonsayfa Yayıncılık
Telefon : (0216) 472 27 27
e-posta :

rss
Tasarım : Dizayn Merkez
Programlama : medyabursa
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Sonsayfa Yayıncılık. 2000-2009 Tüm hakları saklıdır.