TURK-ORDUSU-ISIDE-NASIL-BAKIYOR

TÜRK ORDUSU IŞİD’E NASIL BAKIYOR

Nihat Ağdemir
sinemavizor@gmail.com

Son Güncelleme: 09:26 04 Temmuz 2016, Pazartesi

 

Terör örgütleri bugün çatışıyor görünse de yarın perde gerisinde anlaşabilirler. Zira örgütlerin arkasındaki zihniyet tektir. Terörü bir diplomatik enstrüman olarak kullananlar bu türden anlaşmaları kolaylıkla yapabilirler. Ordumuz Işid’i; anlaşmak bir tarafa, hiçbir şekilde masaya oturulmaması gereken bir yapı olarak tanımlıyor. Türk Ordusu; Suriye’nin kendisinin demokratikleşmesini savunan zihniyetten uzaklaştığını düşünüyor. İstihbarat kaynakları El-Kaide ve onunla işbirliği halinde olan IŞİD örgütü arasındaki işbirliğini biliyor ve bunları her türlü koşulda düşman kamplar olarak nitelendiriyor. Bütün bunlara rağmen ülkemize bir Suriye saldırısı da masadaki alternatifler arasında tutuluyor. Suriye’nin Türkiye topraklarına veya hava kuvvetlerine saldırıda bulunması açıktan NATO müdahalesini gerektirir. Yine de uzak ihtimal ama bunu en iyi Esed biliyor.

Tüm bunlara rağmen soğukkanlı ve dik duruşlu bir politika ordumuzun en önemli kozu. 

ABD ve BATI SİYASETİ, IŞİD-TÜRKİYE SAVAŞI İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR 

Batılı ülkeler IŞİD ile savaş konusunda topu her zaman taca atıyor ve mücadeleye yanaşmıyorlar. Bunu Fransa, İngiltere ve Almanya’nın tutumlarından anlıyoruz. İngiltere’nin AB referandumunu Işid korkusu ile yaptığını bilmek için kahin olmaya gerek yok sanırım. Bununla birlikte “Batı Işid ile mücadeleyi Türkiye’ye ihale etmek istiyor” dersek çok yerinde bir ifade kullanmış oluruz. Amerika, bu savaştan tabiri caizse sıvışarak kurtulmak istiyor. ABD siyaseti daha çok IŞİD ile Türkiye arasında bir savaşın önünü açmak üzerine kurgulanmış durumda, genel siyasetleri bu. 

Dış siyasetimiz ise buna karşı her türlü tedbiri; alternatif senaryolarla alıyor. 

En son yapılan NATO Zirvesi'nden çıkan en önemli sonuçlardan biri de ABD liderliğinde IŞİD'le mücadele edecek bir "çekirdek grubun" oluşturulduğunun açıklanmasıydı. Türkiye'nin de içinde olacağı açıklanan bu gruba 30'dan fazla ülke katıldı. Gruba Fransa hava saldırıları ile katılırken, Türkiye katılımını insani yardımla sınırlandırdı. Ardından Paris ve Istanbul Işid saldırılarına uğradı ve ABD istediğine ulaşmış oldu. 

IŞİD’İN NAMLUSU BARZANİ SAYESİNDE TÜRKİYE’YE ÇEVRİLDİ 

Silah konusunda hiçbir sıkıntısı olmayan YPG ve Peşmerge bir dönem Işid ile yoğun çatışmalar yaşadı. Bu çatışmalarda Kürt taraflara göstermelik kayıplar verdirildi. ABD ve AB baskısı ile peşmergelere Türkiye silah yardımı yaptı. Ancak bunun arkasındaki planın Türkiye-Işid savaşı olduğunu ve Barzani’nin ihanet edeceğini defalarca ikaz etmiştik. Neyse ki erken anlaşıldı da durum vahim olmadan hatadan dönüldü. Barzani yine rahat durmadı ve “ABD güçlerinin Işid’e karşı İncirlik Üssü’nü kullandığı” açıklamaları ile denklemdeki üslupsuz politikanın tarafı oldu. Halbuki ABD’nin Kıbrıs’taki İngiliz üslerini kullanması daha verimli ve kolaydı. Barzani üst üste ve bile bile Türkiye-Işid gerginliğine çanak tuttu. Böylelikle Batıya yönelen Işid saldırılarının, Türkiye’ye kayması sağlandı. 

ORDUMUZ KUMPASIN FARKINDA 

Erdoğan’ın önünde iki yol var ve bunu Türk Ordusu çok iyi biliyor.

Bir taraftan ABD-Pensilvanya merkezli kumpaslarla savaşarak iktidarını sürdürecek. Diğer taraftan IŞİD ile savaşmadan bu belayı alt etmenin yollarını bulacak. 

Ordumuz buna ilişkin çalışmalarını hükümet ile birlikte omuz omuza sürdürüyor. Rusya, Mısır ve İsrail ile sağlanan anlaşmaların devamında Türkiye İran ile de anlaşma noktasına gelebilir. 

Bölgesinde güçlü bir ülke olmanın gereği savaşmak değil barıştan yana olmaktır. 

PLANLARI TÜRKİYE’NİN BÖLMEKTİ, BECEREMEDİLER 

Aslında sorun da burada diyebiliriz. Amaçları Türkiye’yi Arap baharı ile birlikte bölmekti. Ama başaramadılar. Ordu-millet kaynaşması ve siyasetin manevraları tüm planlarını bozdu. Milli devlet politikamız ve strateji/eksen değişiklikleri hiç hesaplayamadıkları sonuçlar doğurdu. 

ALTAY TANKLARI VE SİLAH SANAYİİ TESADÜF MÜ? 

Teknik olarak 30 tonluk tanklar 1500 beygir gücünde motorlarla çalışıyor ve 70 km hıza kadar ulaşıyor. En önemlisi bir tankın çalışma süresi ve bakım ömrü 500 saat. Bu kadar güçlü bir motorun 500 saatte bir revize ve rektifiye edilmesi gerekiyor. Bu konuda da İsrail’e bağımlıydık, unutmayalım. Altay tankları ve tanklarımızın modernizasyonu konusunda yapılan ulusal çalışmalar ve atılan yerli adımlar en fazla İsrail’i rahatsız etti ve Telaviv’i harekete geçirdi. Bu konuda bir adım sonra devre dışı ve denklem dışı kalacağını düşünen İsrail, Türkiye ile ne pahasına olursa olsun anlaşmaya gitmenin yollarını aradı. Özür dilemek ve tazminat da dahil her kapıyı açtı; belki de tek kapı olarak bunlar gösterildi. Bu konuyu ordu kaynakları diplomatik başarı olarak nitelendiriyor. 

DÜNYA ORDULARININ EĞİTİM KARARGAHI TÜRKİYE 

Türkiye’yi büyük ülke olarak kabul eden Afganistan, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan, Irak, Pakistan gibi yakın doğu ülkeleri ile; Filistin, Fas, Cezayir gibi Arap ülkeleri ile Afrika coğrafyasından onlarca ülke kurmay kadrolarını bizim ülkemizde eğitmeyi tercih ediyorlar. Yakın gelecekte bu sayı artarak devam edecek. Dünya bunun farkında ve bunu çok iyi biliyor. Bu anlamda Türkiye’yi denklem dışında tutmak müttefik hiçbir ülkenin göze alacağı bir durum değil. 

Türk Ordusu yeni dönem vizyonunu bu kurgu üzerine yapmış ve bu doğrultuda kurmay çalışmalarını hızla sürdürüyor. Tabir yerindeyse eğitim ve doktrin ihraç ediyor.

ORDU, ERDOĞAN’A KARŞI TÜM TEHDİTİ KENDİSİNE YAPILMIŞ OLARAK ALGILADI 

Günlük gelişmeleri an be an analiz eden Türk Ordusu, Erdoğan’ın kapalı kapılar ardında tehdit edildiğini ve üzerindeki medya baskısını çok iyi biliyor. Paralel örgütün kurguladığı kumpaslara ve dış siyasetin tüm müdahale çabalarına karşı sağduyusunu hiç kaybetmedi. 

Bu anlamda ellerini ovuşturanları hep yanılttı. 

ABD PARALEL ÖRGÜTE ESKİSİ KADAR İTİBAR ETMİYOR 

Türkiye üzerinde her türlü plan ve darbe çalışmasını yürüten ABD, gelinen noktada paralel örgüte artık eskisi kadar itibar etmiyor. Kumpas ve kurgularla delil olarak iddia ettiği unsurların hepsi boşa çıkan Paralel Yapı ABD’den de eskisi kadar itibar görmüyor. Bu durumun fazla uzun sürmeyeceğini tahmin ediyorum. Zira paralel yapının her defasında “çok önemli bilgi ve belgeler” safsatası ile hükümet aleyhine oluşturduğu tüm kumpasları boşa çıktı. ABD bunu en iyi anlayan ülke oldu. 

ÇOK YAKINDA GÜLEN’İN İADESİ GÜNDEME GELEBİLİR 

Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamayan ABD, çok yakında kapalı kapılar ardında Gülen’i iade etmeyi teklif edebilir. Gülen’in gücüne ve vaatlerine eskisi kadar itibar etmeyen ABD bu konuda zaman kolluyor hepsi bu. Mısır, İsrail ve Rusya ile barışan Türkiye; ABD’den kopmamalıdır. Bunu en iyi ABD biliyor. Türk yetkililer bunun bir bedelinin olduğunu ABD’ye her seferinde diplomatik yollardan hatırlatıyorlar. 

ABD bedel ödemek adına yakın bir zamanda Gülen’in iadesini gündemine alabilir. 

Burada önemli olan; ABD’nin ne kadar köşeye sıkıştırılacağı ve buna ne kadar mecbur bırakılacağı meselesidir. Rusya ve İsrail ile yürütülen diplomatik ataklar sürüyor, sonuçlarını göreceğiz. 

ORDUMUZ ORTADOĞU ATEŞİNE KARŞI HER AN TETİKTE  

ANGELA MERKEL’E MASADA UZATILAN DOSYALAR 

ABD ve AB Ortadoğu’daki kaypak siyasetlerini sürdüredururken, sahaya siyonist kuklaları olan PKK-YPG ve Peşmergelerle de temasa devam ediyor. Batının bir yandan PKK ve diğer yandan IŞİD ile temasları ordumuzun gözünden kaçmıyor. Öyle ki, hava saldırılarıyla Işid’e karşı operasyon düzenleyen ABD ordusunun, bu operasyonlarda bir tek Işid yöneticisini ele geçirememesi ne ile açıklanabilir? 

Ya da PKK’nın yakıp yıktığı Türkiye kentleri ve iç terör faaliyetleri konusunda AB ve ABD’nin somut hangi adımı attığını gözledik ki? Bunu ordu yetkililerimiz de gözlemliyor. 

En son Sur ve Cizre’deki çatışmalarda Alman ordusunun sadece kendi personeline ürettiği silahların PKK militanlarının hücreevlerinde çıkması durumun vehametini ortaya koydu. 

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in son aylardaki yoğunlaşan Türkiye ziyaretlerinde önüne nelerin sürüldüğünü zannediyorsunuz? Ve Merkel’in Türkiye lehine açıklamalarının sebebini ne olarak yorumluyorsunuz? 

ULUSLARARASI BÖLÜCÜ ZİHNİYET İŞE KENDİSİ EL ATTI 

İşbirlikçileri ve uzantıları; bölücü unsurlar ve ihanet odakları ile birlikte hareket eden uluslararası bölücü zihniyet, ordu-millet kaynaşmasına dayalı dirayetimiz sayesinde amacına ulaşamadı. Ve tehdit çıtasını en üst seviyeye almaya karar verdi. Nereden mi anlıyoruz? Atatürk Havaalanı saldırılarından anlıyoruz. Batı destekli terör bugüne kadar Türkiye’nin ayağına ateş ederken bu saldırı ile kafasına ateş etmeye kalkmıştır. İstanbul AHL’ye üç teröristin saldırısı geniş çaplı ele alınacak bir konudur.

 KURMAY KADROSUNUN ÖZLEDİĞİ SİYASİ DURUŞ 

Cizre ve Sur gibi kentlerde yoğunlaşan isyan faaliyetleri ve bayrak açma girişimleri örgütte; prestij ve sayı açısından yüksek kayıplarla neticelendi. Ordu bugüne kadar yaşanan süreçlerde siyasi iradenin kondüsyonundan şikayetçiydi. Yaptığı operasyonların yarıda kesildiğinden şikayetçi idi. Ordumuz, yakın tarihten beri ilk defa istikrarlı bir hükümet sayesinde, operasyonlarını başarı ile yürütüyor ve sonuca odaklı çalışmalar sürdürüyor. Harekat planlamaki kurmay takımlarının en fazla şikayet ettiği konuların giderilmesi ordunun elini güçlendirdi ve terörün bitme noktasına gelmesine yol açtı. 

DIŞİŞLERİNİN DEĞİŞEN TARZI, SÜRÜKLEYEN VE TAKİP EDİLEN HALE DÖNÜŞÜMÜ 

Uluslararası toplantılarda Türkiye’nin önüne artık somut verilerle geliniyor. Dikte ettirecekleri konuları getiremiyorlar. Balolarda ve davetlerde diplomasi şekillenmiyor artık. Milli bir duruşu olan hükümet ile şekillenen dış siyaset uluslararası anlamda da fark ediliyor artık. 

TERÖRÜN AKIL HOCALARI DEĞİŞTİ 

Kurmay heyetleri son yıllara kadar terörü analiz ederken basit değerlendirmeler yaparlardı. Terörü basit akılla açıklarlardı. Ama durum değişti. Terör de artık yüksek akılla yönetiliyor ve yüksek teknolojiden istifade ediyor. Bu analiz ordunun terör konseptini değiştirmesine yol açtı. 

Ordu içinde; terörü ulusal-uluslararası unsurları ve sosyo-ekonomik tüm yanları ile değerlendirme eğilimi ağırlık kazandı. Bu fark önemli avantajları beraberinde getirdi. Sahada elde edilen başarılara karargah katındaki başarılar da eklenmiş oldu. Sonuçlarından anlıyoruz. 

DEĞİŞEN TERÖR AKLI VE DEĞİŞEN ORDU AKLI 

Işid ile savaşta ordu meselenin bir yanının petrol olduğunu iyi biliyor. Ama bunun analizini siyasilere bırakıyor. Savaşın para için olmadığı gayet açık. Ancak paranın ve hakimiyetin bölüşümü için güç mutlak belirleyicidir. 

Işid’in ana finansörleri Esed ve Batı’dır, yani İngiltere siyasetidir. Değişen bir şey yok aslında. 20 yıl evvel Baba Hafız Esad PKK’yı besliyordu. Şimdilerde oğlu Beşar Esad aynı siyasetin devamı için Işid’i destekliyor. Terörü dünyaya ihraç ediyor. 

IŞİD KİMDİR ve ESED İLE İLİŞKİSİ NEDİR? 

Bu arada Işid hakkında birkaç satır ederek meseleyi tamamlayalım… 

Irak ve Şam İslam Devleti IŞİD, Arapça’daki kısaltmasından Da'iş olarak da biliyoruz. Petrol kaynaklarına yakınlığı nedeniyle dünyanın en zengin terör grupları arasındadır. Irak Savaşı'nın ilk yıllarında kurulan grup genelde Sünnî topluluklar olmak üzere farklı isyancı gruplardan oluşur ve onların desteğini alır. İslam Devleti, binlerce sivil Iraklı, Irak hükümet üyeleri ve onların uluslararası müttefiklerinin ölümlerinden sorumlu tutulmaktadır. ABD'nin Irak'tan çekilmesi bu grubun etkinliğini artırmıştır. ABD’nin çekilmesi sonrası örgütün yükselişe geçmesi aslında bir manada ABD-Işid işbirliğini ortaya koymaya yetiyor. Ağustos 2014'te grubun Suriye'deki savaşçı sayısı 50 bin ve Irak'ta ise 30 bin olduğu biliniyor. CIA raporlarına göre ise toplamda 30 binin üzerinde bir sayıda olduğu açıklandı. Liderleri Ebu Bekir el-Bağdadi’dir. En fazla yükselişe geçtiği dönem El Nusra cephesi ile yaptığı işbirliği sonrasında olmuştur. Ebu Bekir Bağdadi, ABD, AB ve Türkiye’nin “terörizm listesi”nde yer alıyor. IŞİD’in Suriye’deki askeri gücünün 6-7 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Savaşçılarının çoğunluğu yabancılar. Irak’taki silahlı üyelerinin sayısının ise 10 binin üstünde olduğu tahmin ediliyor. Örgütün Suriye rejimi ile işbirliği açıktan sürüyor. Şam rejimi Suriye’de muhaliflerin elindeki bölgelere düzenli olarak varil bombası atarken, IŞİD’in kontrolündeki bölgelere saldırmıyor. En önemlisi IŞİD, Rakka’da çıkardığı petrolü de Suriye rejimine satıyor. 

Böylesi bir arenada parasal anlamda ve siyasal destek bağlamında sürekli teşvik gören bir örgüt önümüzdeki dönemde tüm bölgenin ana sorunsalıdır.

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi