Once-Basbakan-sonra-Cumhurbaskani

"Önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı"

Osman İnce
inceosman61@gmail.com

Son Güncelleme: 08:54 08 Ocak 2018, Pazartesi

2014 yılının Kasım ayında siyasi birikimine ve öngörüsüne inandığım ve güvendiğim bir büyüğümle Sirkeci’de bürosunda sohbet ediyoruz.

Sohbetimizin konusu tabi ki de 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan ve Türkiye’de bir ilk olan cumhurbaşkanını halkın seçtiği cumhurbaşkanlığı seçimleri.

Hepinizin malumudur ki o seçimlerin sonucunda 12. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan çıkmıştı. 

AKP adayı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 51.79, CHP-MHP ve 3 Bağımsız milletvekilinin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu yüzde 38.44, HDP-DBP ve 2 bağımsız milletvekilinin adayı Selahattin Demirtaş yüzde 9.76 oy almıştı.

Bu oy oranları üzerinden kritiklerimiz devam ederken birden; 

“Hiç kimse boşuna heveslenmesin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül olacak” dedi.

Ortamda bulunan 3-4 kişi şaşkınlıktan birbirimizin yüzüne bakmaktan yaklaşık 30 saniye kadar konuşamadık. 

“Nasıl yani, bugünden çok iddialı bir söylem bu” dedim. 

Sonrasında da “Abi seçimin sıcaklığı soğumadan 5 yıl sonraki seçim için bu kadar net nasıl konuşabiliyorsun” dedim.

Kendine göre bazı açıklamalar yaparak o günün o sıcaklığında kurguladığı sisteme beni inandırmayı başarmıştı.

Girdiğim birçok ortamda bu sohbetin ana fikrini paylaştığımda katıla katıla gülenler de oldu hımm diyerek bekleyelim görelim diyenler de.

Şimdi bu 4 yıl önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen sıcağında yapılan bu sohbetin ardından ülkede ve ülke siyasetinde meydana gelen oluşumları ve gelişmeleri takip ettikçe o günkü öngörülerin ne kadar önemli bir sohbet olduğunu anladım. 

Malumunuz cumhurbaşkanlığı seçimlerine normal şartlarda bugün itibariyle 18 ay gibi bir zaman var.

Ve bu seçim öncesinde uyuyan devler tek tek uyanmaya başlıyor.

Türk siyasetine girmiş/girecek ve iktidar için söylemleri ile ciddi sıkıntılar yaratacak olan bazı parti/kurum/kişiler bir takım sebeplerle oyun dışına itilirken anayasa değişikliği ile ilgili referandum tartışmalar arasında önümüze geldi.

Tek adamlığa çıkan ve halen daha bazı kesimlerin şaibeli olduğunu iddia ettiği EVET oyuyla Cumhurbaşkanlığı Başkanlık sistemine geçiş hazırlıklarına başladık.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile taban tabana zıt siyaset izleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin referandum öncesi çizdiği U dönüşü tüm ülkücüleri hayretle ters köşe yatırdı.

Adeta muhalifleri Meral Akşener hanımefendinin etrafında toplayarak ısrarlı bir şekilde İYİ Parti çatısı altında birleştirmesi ise Türk siyasetine bir lider daha kazandırdı.

Hükümetin gerek 15 Temmuz sonrası olağanüstü hal ilan ederek bu olağanüstü hali 19 aydır devletin güvenliği tehlikede diyerek uzatması, gerekse olağanüstü hal çerçevesinde TBMM’ni yok sayarak devleti Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetmesi uyuyan devleri ayaklandırmaya yetti de arttı bile. 

15 Temmuz Darbe Girişimi dâhil bu kadar hassas tepki vermeyen bazı kişi veya gruplar Kanun Hükmünde Kararnamelere tepkilerini ortaya koyarak görüş beyan etti.

En son sivillere yargı dokunulmazlığı sağlayan Kanun Hükmünde Kararname’den sonra 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tepkisi ise iki eski dostun arasını bugüne kadar olmayan şekilde açtı.

Hatta birbirine hiç hoş olmayan tabirler bile kullanıldı. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu tarz polemiklere girmesi görülmediği için bazı çevrelerde Cumhurbaşkanlığına aday mı olacak sorusunu akla getirdi.

Benzer zamanlarda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hanımefendinin de ısrarla “cumhurbaşkanı adayı olacağım hodri meydan” demesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın uykularını zannımca kaçırmaya başlamıştır.

Sayın Akşener’in İçişleri Bakanlığı dönemi sonrasında topluma icracı bir noktada olmaması ve neler yapabileceğini gösterememesi toplumda yapabilecekleri ile ilgili merak uyandırmış ve ülkenin kötü gidişine çözüm figürü olarak görülmüştür.

“Herkes dertli ama merak etmeyin biz tüm dertlerinizi çözmek ülkeye huzur iklimini getirmek için yola çıktık” diyen Meral Akşener hanımefendinin önce başbakan olması benim için daha sıralı bir çözüm gibi görünüyor.

Böylesi bir matematikte “ Cumhurbaşkanlığını kazanırsam en kısa zamanda parlamenter sisteme döneceğim” demesi kendisini boşluğa düşürmeyecek mi acaba?

Hani cumhurbaşkanı olduğunda kendi makamını feshettikten sonra tekrardan nasıl ülkenin başına geçecek?

İYİ Parti Genel Başkanı olarak gireceği parlamento seçimlerinde tekrar seçileceğinin bir garantisi mi var?

Veya hadi farz edelim ki her şey istediği gibi oldu parlamenter sisteme geçtik, cumhurbaşkanı mı olacak yoksa başbakan mı?

Malum parlamenter sistemde bir başbakan bir de cumhurbaşkanı var.

Yaptığım her planlamada tümevarım yöntemini benimsemiş ve uygulamış birisiyim.

Şimdi düşünüyorum; Ben Meral Akşener olsam bu ortamda nasıl davranırım diye.

Yüzde 100 güvencesini aldığım bir adayın gücüm nispetinde cumhurbaşkanı olmasını sağlardım.

Daha sonra aynı desteği ondan alarak başbakan olurdum.

Milletime gece gündüz demeden çalışır hizmet ederdim.

Hizmet sürem bitince cumhurbaşkanı olur siyasetime son noktayı koyardım.

Tabi bu benim planlamam ve düşüncem sadece beni bağlar ve bir tavsiye niteliği dahi yoktur. 

Yazımı Sirkeci’de ki dost meclisine bağlayacak olursam;

Doymayacağı sofraya oturmadığını bildiğim Abdullah Gül boşuna gündemin ortasına dalmadı.

Siyasi okumayı iyi yapıp geleceği doğru zemine kurgulamak lazım.

Saadet Partisi dâhil tüm partileri bu kurgumun içine en üst düzeyde dâhil etmek lazım.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yollarını ayırmış bir Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olduğu bir ülkede başbakanlık yapmak çok keyifli olur.

Hoş bu cümlemden de Meral Akşener hanımefendi cumhurbaşkanlığı yapamaz anlamı çıkmasın sakın.

Demem şu ki parlamenter sistemde Cumhurbaşkanlığı makamı temsil makamıdır. 

Başbakanlık ise icra makamı. 

Yani Sayın Akşener’in “koltuklar değil ayakkabılar eskiyecek” sözü ancak başbakan olursa gerçekleşebilecek.

Durumdan rol kapıp “Önce Başbakan Sonra Cumhurbaşkanı” sloganını da kim anlar ve kaparsa seçimin galibi o olur. 

Vesselam.

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi