GERCEK-BEN

GERÇEK BEN

Selma Çalışkan
selmacaliskan971@gmail.com

Son Güncelleme: 13:03 24 Temmuz 2019, Çarşamba

“Bir mücevher madeni bulmak istiyorsan, kalbinin içindeki okyanusun derinliklerine dal” derken ne güzel söylemiş RUMİ. Bu sözün anlamına, derinliklerine ve ne mutlu sırrına erenlere. Çoğumuz bu güzel sözün mahiyetinden uzak, gönül girdaplarında yaşıyoruz. Ve yaşadığımız bu girdapların çıkmazında gerekçeler arıyoruz. Peki Neden bunu yapıyoruz?

Evet, Neden?

Çünkü kendi gerçeğimizi görmezden gelmenin, kabullenmemenin ve en önemlisi kendimizle yüzleşmekten kaçınmanın en kestirme yolu bu. Yaşadığımız kaoslara, mutsuzluklara, yediğimiz darbelere karşı kuşandığımız en güçlü silahımız da bu. Oysa fark etmediğimiz bir gerçek var ki o da ,bu yoldan gidip, bu silahı kuşanmaya devam ettikçe yaşayacağımız kıyımlar ve durduramayacağımız depremlerdir.

Neden hep ben?... Diye başlayan soruların istilasına maruz kalmaya başladığımızda, bir şeylerin ters gittiğinin sinyalleri alınırken, farkındalık çanları çalmaya başlamış demektir. Neden? Sorusunun cevabını aramaya koyulduğumuz zaman suçlular listesi de beynimizde sıraya dizilmeye başlamıştır. Suçlu bizi okula göndermeyen ailemiz, kimi zaman haksız yere bizi işten çıkaran patronumuz, zaman zaman da eksik not veren öğretmenimiz ,bizi aşağılayan arkadaşımızdır. Etrafta suçludan bol ne var ki herkes suçlu bir tek biz haklıyız ve durum bu noktada olduğu zaman hiçbir yere varamayız. En kötüsü de, hiç bir yere varamadığımızın bilincinde olmayız. Peki, mutlu olmak için engeller üretip, mazeretler oluşturmaya ne gerek var? “Annem yüzünden böyle oldu.” “sevgilim beni anlamıyor.” “çok çalışıyorum ama hak ettiğim parayı alamıyorum. “patronum maaşımı ödemiyor. ”...gibi yanılsamalar içinde, kendimizi kandırdığımız yalanlarla boğuşup durmaya, kendi mutsuzluğumuza kılıflar uydurmaya ne gerek var? Ya da bu söylemlerin kime ne faydası var?

Kendi hatamızı kendi kusurlarımızı asla kabul etmeyiz, hayat karşısında, karşı konulamaz bir hırs ile inatlaşırız. İnatlaştıkça hep aynı sorunları yaşarız. Oysaki inat bizi dirence götürür. Direnç ise hiçbir yere. Kabullenmediğimiz olayların, çözümü yoktur. Sorumluluğunu almadığımız hatalarımızın, kusurlarımızın ceremesini çekmekten başka bir çıkış yolu da yoktur. Unutmayalım ki! Kabul’ ü reddedip direndikçe ilahi düzen tarafından sınanırız, hem de defalarca. Ta ki kabul haline geçene kadar.

Evet! hayatımızda bir şeyler ters gidiyor!!!

Oysaki şeceresini tuttuğumuz suçlular listesini, arabeske bağladığımız olaylar silsilesini destanlaştırmaktan vazgeçip, ibreyi kendimize çevirsek, keskin virajlarla, engebelerle dolu hayatımızın U dönüşünü gerçekleştirmiş olacağız.

Gerçekleştirdiğimiz bu U dönüşüyle, farkındalık kazanıp hayatımızda maddi, fiziksel, duygusal, ruhsal, sosyal ihtiyaçlarımız dan birinin, ya da birkaçının eksikliğinden oluşan denge yoksunluğunun getirdiği mutsuzluğun tek ve gerçek sorumlusunun aynada gördüğümüz kişiden başka kimse olmadığını fark etmiş olacağız.

Yaşadığımız bir sorun ya da olay karşısında ilk yapmamız gereken, olayı ya da sorunu olduğu gibi kabullenmektir. Bu kabulleniş gerçeğe uyanışın başlangıcıdır. Kabullendiğimiz durum sonunda kendimize yönelerek “ Bu sorunun çözümü için neler mümkün? Bu durumun bana hediyesi ne?” diyerek , gelecek cevaplara kendimizi açtığımızda ilahi adalet bize en güzel mucizelerini yaşatmaya başlayacaktır.

Göreceksiniz, samimiyetle kabul edip, teslim olduktan sonra çözümler ve hediyeler kapımızı çalmaya başlayacaktır. Mesajlar farklı şekillerde, farklı yollarla bizi selamlayacaktır. Bu yola çıktığımızda, görmediğimiz kapılar yavaş yavaş açılacaktır. Mutluluk, huzur, başarı, sevgi gerçek “Ben” ile buluşacak, kendi yarattığımız karanlığın üzerine kendi gerçeğimizin güneşi doğacaktır. İşte o zaman var olmanın bilincine ulaşacağız, İşte o zaman gerçek beni yaşayacağız.

Kazandığımız bu farkındalıklarla gerçek yolculuğumuz başlar. İçimize, iç dünyamıza doğru, attığımız her adımda yeni bir şey keşfettiğimiz, farkındalık kazandığımız bir yolculuk. Çevresel dayatmalardan kurtulduğumuz, El alem ne der paranoyalarından sıyrıldığımız “öz” e ulaştığımız içsel bir yolculuk.

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.



Facebook Sayfamız

gordum ve ona odaklandimBayan kendisini tatmin ederken ben kendimden gecmistim okadar heyecanli porno seyret dakikalar yasadimki hepsini sizlerle paylasmak porno istedimTabi ben bu goruntuyu izlerken sIkim hd porno cok sertlesmeye basladi tamamiyla oraya odaklanmistim tabi ben sex izle bayani izlerken onun zevkten cigliklari kulagima gelmeye basladi hatun cok mobil porno izle seksi ve sergiledigi guzel vucudu paha sex hikayeleri bicilemez bir durumdaydi bende onu izlerken mastirbasyon porno yapmaya basladim ve bayana isaret porno izle vermeye calistim cok basarili oldum mobil porno beni farketti ve hic toparlanmadan beni evine davet porno izle etti ve delice sikip burnuma bosaldi