Bir “Oğuz” Kadar Olamıyoruz…
Sevda Türküsev
sevda_turkusev@yahoo.com
Son Güncelleme: 00:41 05 Aralık 2011, Pazartesi
Son üç gündür İsveç’teyim. İsveç Diyanet Vakfı ve İsveç Türk İşçi Dernekleri federasyonun organize ettiği konferansları sunmak için geldim. Burada ki tüm vatandaş ve yetkililere çok teşekkür ediyorum. İzlenimlerimi Türkiye’ye dönünce ayrıntılı bir şekilde sizlerle paylaşacağım.
Evet, Oğuz kim?
Oğuz benim yeni arkadaşım. Henüz 6 yaşında ve övünmek gibi olmasın oda bir ikizler burcu. Çok tatlı ve bir o kadarda akıllı. Sosyal İşler ve Din Hizmetleri Müşaviri Adnan Bülent Baloğlu’nun oğlu.
Şimdi bunları anladık ama “Oğuz” mevzusu neden diyeceksiniz…
Her zaman söylerim “Çocuklarla ve yaşlılarla vakit geçirin” derim. Onlardan öğreneceğiniz o kadar çok şey var ki... Kimi zaman kocaman insanların beceremedikleri akıllarına gelmeyen davranışları çocuklardan görürsünüz.
Oğuzla ilk tanıştığımızda gayet temkinli bir şekilde bana yaklaştı. Soğuk olmayan ama sıcak ve temkinli öpüşmelerimizi gerçekleştirdik. O sırada oğuz tanıdıklarıyla sohbet ederken bir taraftan da beni gözlemliyordu. O sırada kendince kafasında bir şeyler kurguladığı belliydi.
O' 6 yaşındaki çocuk beyni kendince benimle ne kadar iletişim kurabileceğinin hesabını yapıyordu. Yani olaylara ve kişilere balıklama atlamıyordu. Çoğu kocaman insan bunu yapmaz.
Konferansımız başladı ve Oğuz da konferansı dinliyordu. Konferans başlayana bana mesafeli tavırları devam etti. Konferans sonrası sanki o Oğuz değildi. Yanıma gelip beni öpen, elimi tutan, sarılan, sohbet eden yani kısacası benimle tam iletişime geçmiş bir çocuk vardı.
Tabi neticede çocuk öyle değil mi? Gönlünü almak kolay, fakat sonrasında annesinin bana söylediklerini duyunca neden birden bana karşı değiştiğini anladım.
Ve işte budur dedim…
Oğuz konferans boyunca çocuk olmasına rağmen büyük bir sakinlikle salonda durdu. Benim anlattıklarımdan haliyle o bir şey anlamıyordu. Konferansın sonlarına doğru Oğuz annesinin kulağına şunları söylemiş…
“Anne gerçekten söyledikleri doğru mu?”
Annesi “Evet oğlum doğru demiş”
İşte bu sözlerden sonra Oğuz bana karşı değişmişti.
Neden?
Çünkü, insanlarda ki sevgiden daha kuvveti duygu “ Güven” duygusudur. Ve yaşınız kaç olursa olsun şayet aklınız varsa kime güveneceğinizi veya bir bilene sorup kime güvenebileceğinizi bilirsiniz.
İkili ilişkilerde sarsıntılar hasarlar sevgisizlikten çok güvensizlikten çıkar. İnsanlara karşı güveniniz sarsıldığında sevgi ne kadar büyük olsa da yetmez ve o ilişki yara alır ve kimi zamanda biter. Bu dostluk, aile, arkadaş, iş, sevgili aklınıza gelebilecek her ikili ilişki için geçerlidir.
İşte bir çocuk bile sevdiği hoşlandığı bir insana gönlünü açmadan önce güvenmesi gerektiğini düşünebiliyor. Fakat öyle büyükler var ki güvenmesi gerektiği kişileri tahmin edemediği gibi bir bilene sormaya bile gerek duymuyor.
Kaldı ki çoğu kişi “Güven” duygusunun anlamını unutmuş bir şekilde etrafındaki insanları insan olarak bile görmüyor.
Bir çocuk kadar olamayan, düşünmeden, hesap kitap yapmadan hırslarına yenilen bazı insanların yerinde olmak istemem.
İşte biz kocaman insanlar her şey oluyoruz ama zaman geliyor bir “Oğuz” kadar 6 yaşında ki bir çocuk kadar olamıyoruz.
Hayatta nelere sahip olduğunuz değil kimlere sahip olduğunuz önemlidir…
Güveni yapmak yıllar alır ama, bir hareketle bir davranışa bir iki satır yazıyla yada en kötüsü yüksek ego ve hırslarla o yıllarca oluşan güven bir anda yıkılır…
Neyse ki ben Oğuz’u tanıdım ve binlerce kilometre geleme değecek güzellikler yaşadım ama en güzeli Oğuz’u tanımak oldu. ,
Teşekkürler Oğuz…
Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Kayıt
sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


sensiz bırakma bizi
sensız bırakma bizi
karşındakinin güvenini kazanmak için dik duruşunu kurumalısın kendine güvenin kesinlikle kaybolmamalı bunun neticesinde emin kişisin