İsveç de Müslüman Olmak…
Sevda Türküsev
sevda_turkusev@yahoo.com
Son Güncelleme: 16:32 07 Aralık 2011, Çarşamba
Son dört gün İsveç Stockholm da Türk vatandaşlarımızla bir aradaydım.
Gurbet her yerde gurbe
Gurbette Türk olmak o kadar kolay değil.
Şartları iyi bir ülkede yaşamak teselli olduğu gibi aynı zamanda da kendince riskler taşır.
.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; Yurt dışına çıktığım zaman en çok dikkatimi çeken ve en çok hoşuma giden, kısıtlı imkanlarla ve azınlık olunsa bile insanların dinlerini yaşamak için ellerinden geleni yapmalarıdır.
.
Bazılarımız kendi ülkemizde her imkan elimizde olmasına rağmen camilerimize dini vecibelerimize çok sahip çıkmazken, yabancı bir ülkede ufacık camilerde kocaman hizmetleri görmek hem sevindiriyor hem de içimizi burkuyor.
.
Oralardaki vatandaşların “Din” adına çabalarını görünce buradaki bazı kesimlerin “Din” adına verdikleri olumsuz ve karşı mücadeleler haliyle içimizi burkuyor.
.
Hani “Bir şeyi kaybedince veya ondan uzak olunca” kıymetli olurmuş ya…
Galiba biraz öyleyiz…
.
Tabi her gittiğiniz yerde de aynı özveriyi ve mücadeleyi görmüyorsunuz. Kurumlar ne kadar iyi olursa olsun oradaki görevlilerin vizyonu çok önemli… Özel sektör veya devlet sektörü hiç fark etmez, yönetenlerin işlerine bakış açıları o kurumun verdiği hizmetin kalitesini ve verimini arttırır.
.
Diyanet İşleri Başkanlığı İsveç Sosyal Hizmetler ve Din İşleri Müşavirliğini bu anlamda bir vatandaş olarak kutlamak isterim. Açıkçası bu kadar organize bu kadar düzenli bu kadar samimi bir ortam bulabileceğimi düşünmemiştim.
Yani gideriz Stockholm’e görev icabı gerekenler yapılır ve veririz konferansımızı geliriz. Fakat orada gördüklerim ve insanların sadece işlerini yapmak üzere değil, yaptıkları işin manevi boyutunun bilinciyle gurbetçilerimize verdikleri hizmet gerçekten güzledi.
.
Bilirsiniz ben “İyiye iyi- kötüye kötü” derim. Bu yüzden yaşadıklarımı o güzellikleri sizlerle burada paylaşmak istedim. Bende dört yıl gurbette yaşadığım için devletin size oralarda sahip çıkıp bilgi beceri ve manevi değerler adına verdiği hizmet çok önemlidir. Ve tabi bu hizmeti alırken gördüğünüz muamele…
İşte bu bağlamda gerçekten İsveç de ki Türk vatandaşlarımız çok şanslılar…
Yabancı bir ülkede Türk olarak yaşamanın zorlukları vardır ama, yabancı bir ülkede Müslüman olarak yaşayabilmek çok büyük şanstır.
.
Sosyal Hizmetler ve Din İşleri Müşaviri Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu bu konuda bayağı bir yol kat etmiş… En fazla dikkatimi çeken Balooğlu’nun kendine bağlı birimlerde çalışan din görevlileri ile samimi ama gayet saygın bir ortamda çalışma ortamı sağlamış olmasıydı. Devlet memuru zihniyetiyle değil, gerçek manada işini seven ve vizyonu olan bir yöneticiyi görmek güzledi. Açıkçası gerek yurt dışında gerekse yurt içinde böyle görevlilerimizin olması şart.
Sadece bizim vatandaşlarımız açısından değil, bulundukları ülkede ülkemizi temsil etmeleri açısından davranışları ve iş yapma şekilleri çok fazla önem taşır..
Gurbetteki insanlara dinlerini yaşamaları için yapılan bu çalışmalar kimilerine göre gereklilik gibi algılansa da gerçek manada bir özveridir demek yanlış olmaz.
.
Gurbette “Müslüman” olmak kolay değil fakat kimi zamanda Müslüman olan bir ülkede Müslüman olarak yaşamak daha zor olabiliyor. Şöyle biraz geçmişimize baktığımızda, daha düne kadar başörtülü kızlarımızın okullara alınmadığını ve halen de dışlandıklarını görebiliyoruz.
İşte televizyonlardaki o gayri ahlaki dizler, programlar, en özle kurumların tahribata uğratıldığı evlilik programları, kadınların cinsel obje olarak ortaya atıldıkları ve kadınların kendilerinin cinsel obje olarak ortaya atladıkları ve daha bir sürü şey…
.
Biz kendi ülkemizde bunları yaşayamazken, sen git elin başka dinde ki ülkesinde rahatça başını ört…
İbadetini yapıyorsun diye sana insanlar saygı duysun yobaz demesin…
.
Tabii ki her şey güllük gülistanlık değil, oralarda da İslam’a karşı çıkanlar var. Fakat böyle bir durumda “Hiç değilse adam başka dinden” diyebiliyorsun. Kendi ülkende resmi dinin “İslam” olduğu halde öcü, yobaz, gerici diye dışlandığında çok ağrına gidiyor.
İlerici geçinenler iktidar olmayınca, iktidar partisine oy verenlere “ Aptal- geri zekalı” deyince ağrınıza gidiyor…
.
Yani öyle zamanlar oluyor ki “keşke gurbette yaşasam” diyor insan. Hiç değilse olabilecek olumsuzluklarda insanın teselli olacak mazereti var…
.
Gurbet- Elin ülkesi- Yaban eller, diyorsunuz geçiyorsunuz…
.
Evet, gurbette Türk olarak yaşamak yani iki kültür arasında sıkışıp yaşamak zor… Lakin bunu da kolaylaştırmak öz kimliğimizi korumak için inanç ve değerlerimize sahip çıkmak durumundayız.
Gurbette Müslüman olarak yaşamayı hedeflediğimizde Türk kimliğinizi ve değerlerinizi asla ve katiyen inciteceğimizi sanmıyorum. Bu yüzden gurbetçi kardeşlerimizin özellikle çocuklarını yetiştirirken örf, adet, inanç ve değerlerine sahip çıkmalarını tavsiye erdim.
.
Şayet böyle olmazsa oradaki vatandaşlar “ Ne Türk- Ne İsveçli- Ne de tam bir Müslüman” kimliğine sahip olamazlar. Bu manada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu çalışmalarını takdirle karşıladığımı söylemek istiyorum.
.
Bu vesile ile buradan tüm gurbetçi kardeşlerimize Sayın Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu ve çalışanlara bana gösterdikleri ilgiden öte bu işe gönüllerini koydukları için çok teşekkür ediyorum…
.
“Okusanız öğrenirsiniz severseniz anlarsınız” Yani kısacası umarım kurumlarımızın başında okuyup öğrenmenin yanında işlerini severek yapanların sayıları çoğalır.
Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Kayıt
sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İsmail
Sevda hanım, yazınız için ve samimiyetiniz için biz teşekkür ediyor, hayırlı çalışmalar diliyor ve Stockholmden selamlarımızı gönderiyorum.