Ötanazi Sevginin Kanıtı Olmaz….
Sevda Türküsev
sevda_turkusev@yahoo.com
Son Güncelleme: 14:00 28 Kasım 2011, Pazartesi
Meral Tüzün adında bir hanım “Sevginin son kanıtı” adında bir kitap yazıyor. Kitabın konusunda, “17 yıl şuursuz yatalak olan kızını çok acı çektiği için ötenazi yaptıran annenin bunu kızını sevdiği ve daha fazla acı çekmemesi için yaptı” konusu işlenmiş.
Bu acılı anneye ve evladına yıllarca o şekilde yatalak haliyle bakmasına, sabır göstermesine her şeyden önemlisi acısına ve anneliğine saygı duyuyorum. Fakat bu yaptığı eylemin sadece evladı acı çekmesin diye yapması ise dinlere göre ve kamu vicdanına göre doğru olmadığını burada söylemek gerekiyor.
Bu çalışmada bir annenin evladı için yaptığı bir fedakarlıkmış gibi konuşulması ise asıl ikinci büyük yanlış ve ikinci büyük tehlike..
Hiçbir din adamı bu işi onaylamıyor ve onaylayamaz da..
Bu yapılan çalışma, İslam dinine göre ve hatta diğer dinlere göre de cinayetten farkı olmayan bir çalışmadır. Ben bu çalışmayı gerçekleştiren hanımı kınamıyorum. Fakat ortada bir gerçek var. O da bu tür din dışı olayları toplumun vicdanına yönelik eylemlerin ekranlarda acılı bir annenin fedakarlığı gibi lanse edilmesidir. Bu durum insanları yanlış yollara sevk eder.
Bu hanıma şunu sormak isterim; Siz bu çalışmayı yaparken, inandığınız dine mensup bir din adamından acaba fetva aldınız mı?
Söz konusu kişinin bu çalışmayı kendi vicdanına ve duygularına göre yapması elbette kendisini bağlar. Ancak, bu çalışmayı sevgi göstergesi olarak lanse etmesi bence çok yanlış.
Ben mutlaka yazılarımda toplumun temel taşlarından olan değer ve inançlarını korumaktan söz ediyorum. Bunun için de mücadele ediyorum.
Bu tür ötenazi gibi bir eylemin, dinde olmadığı ve hatta cinayet veya intihar ile eş değerde olduğunu bile bile yapılması sizce, toplumun inanç ve değerlerini bir tahribat içerisine sürüklemez mi?
Tabi bu hanım, bu çalışmayı hiçbir dine göre değilde ateist bir düşünce yapısında yapmışsa ona da diyecek bir şey yoktur. Çıkıp “Ben böyle inanıyordum ve böyle yaptım” cümlesini kurarsa bize de söz hakkı doğmaz ve konuyu kapatırız. Ancak, çıkıp eğer “Ben Müslümanım ve bu eylemi gerçekleştirdim” diye bir cümle kurarsa o zaman iş değişir.
İşte burada ki bu ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekir. Allah korusun böyle saplantılar, yanlış anlamalar, yanlış anlatımlar ve yanlış yorumlar birçok insanın hastasının yaşam fişini çekmesine sebep olabilir.
Zaten imtihan ve vicdan muhasebesi böyle durumlarda kendini gösterir. Başa gelene sabır derecesi ile yaradan tarafından mükâfatlandırır insan. O hasta kişin ruhen bedenen vicdanen sabır aracı olarak verilmiştir. Ve o acıya katlanabilenlerin de yeri ahrette ona göre farklı olacaktır.
Allah, bu hanıma sabır versin ama Ötanazi’nin doğru bir eylem olmadığını tekrar ifade etmek istiyorum.
Ötenazi;
Sabır kavramı içine sığmaz…
Sevgi ve merhamet duygusunun içine sığmaz…
ve her şeyden önemlisi din kavramı içine hiç sığmaz…
Gerçek ve asıl olan şey “Allahtan gelene amenna” deyip sabırla mücadele etmektir.
Bu yüzden bu tür eylemleri ve çalışmaları yapan insanları ekranlara çıkartmak, toplumumuzun değer ve inançlarına terstir. Toplumu felakete sürükler.
Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Kayıt
sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN
Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır
ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Abdullah
konuyu anlamadım ama sevda hanım karşı çıkıyorsa eminim ki iyi birşey değildir
Vuslat
bugün kanalın birinde seyrettim adı geçen hanımı sinirden çıldırdım
Zeynep
Ötanazi kesinlikle sevginin kanıtı olamaz ve vicdan rahatlatmanın adıda sevgi olamaz ötanazi cinayettir ya bunun savunması gecmis yapıyo