Yetenek-Siz-misiniz-Yoksa

Yetenek Siz misiniz? Yoksa….

Sevda Türküsev
sevda_turkusev@yahoo.com

Son Güncelleme: 00:01 19 Eylül 2011, Pazartesi

 

 

Yetenek Siz misiniz? Yoksa…

.

Televizyon kanalları o kadar fazla ve bir o kadar fazla birbirinin aynı program var ki, kimi zaman bir programı seyrederken hangi kanalda olduğumuzu karıştırıyoruz. Ve hemen her kanalda bir yarışma programı olduğu gibi bu yarışmalara koşan akın akın insanlar da var…

.

Küçük- büyük yaşlı- genç- yetenekli- yeteneksiz, kimse kendine bakmadan soluğu önüne gelen yarışma programında alıyor. İnsanlarda ünlü olmak gibi bir zaaf oluştu ve bu zaaf artık kronik bir hastalık gibi oldu.

.

Anne ve babalar yaşı küçük çocuğunu tutup kolundan şarkı yarışmasına götürür diğerleriyse yetenek yarışmalarına…

.

Kime sorsanız hepsi evladı için canını verir ama hiçbiri çocuğunun ruhsal yapısını düşünmüyor. Bazı çocukların yetenekleri olmamasına rağmen oralara çıkıp jüri tarafından ret edilmesinin çocukta bırakacağı duygusal hasarı bu aileler nasıl düşünmezler…

.

Bu yarışmalarla ünlü olacaklarını zannedenlerin içinden kaç tanesi ünlü oldu ki bu zamana kadar?

Kaç tanesi gerçekten yetenekli olmalarına rağmen bu gün çok ünlü oldular?   

Hiçbir tanesi demek yanlış olmaz…

.

Bu ünlü olma sevdasıyla kaç kişinin hayalleri yıkıldı bunalıma girdi dersek…

Çok demek yanlış olmaz…  

.

Asıl önemli ve tehlikeli olan bu tip yarışmalara 18 yaşından küçüklerin alınması…

Henüz ergen olmayan bir çocuğun ses yarışmasında ne işi var?

Bu çocukların seslerini hangi Kriterlere göre değerlendiriyorlar?

Hele aileler küçücük kızlarını oğullarını süsleyip püsleyip boyayıp sahnelere çıkartarak hangi akla hizmet ediyorlar acaba?  

Bu çocukların yaşlarından çok büyük gibi davranmaları onların hayal dünyalarında nasıl bir tahribat yapıyor kimse bunu düşünmüyor mu?

Bu eğlenceli hayatı hangi çocuk sevmez ve hangi çocuk kıvırıp oynamak varken eve gidip ders çalışmak ister?

Çok azı…

Ünlü olmak herkes tarafından tanınmak televizyona çıkmak için nerdeyse hepsi eğitimini bırakmaya razı olacaktır. Ki, bunlar çocuk ve böyle düşünmeleri normal. Fakat ailelerin bu şekilde düşünüp koşa koşa yarışmaların kapılarına dayanmalarına akıl erdirmek mümkün değil…

.

Biz milletçe çok konuda yetenekliyiz ama en büyük yeteneğimiz ne kadar gereksiz eylem varsa hemen o konuda yeteneklerimizi geliştiririz…

.

Şimdi en büyük yeteneğimiz; En kısa zamanda mevcut ne kadar yarışma programı varsa onları bulup katılmak. Özellikle en değerli varlığımız diye tanımladığımız çocuklarımızı bu kadar bilinçsizce ortaya atmak konusunda bayağı bir yetenek sahibi olduk…

.

18 yaşından küçükler oy veremiyor, suç işlediklerinde çocuk mahkemelerinde yargılanıyorlar çocuk sayılıyorlar…

Lakin bu küçükler büyüklerin yarışmalarında boy gösterebiliyorlar.

.

Şimdi bu iki durum arsındaki kavram karmaşasını kim açıklayacak acaba?

Suçlu veya suçlular kim?

Aileler mi?

Devlet mi?

Millet mi?

.

Sorsan hiç birisi suçlu değil ama sonuçta bu çocukların küçücük yaşarda hayal dünyasında zihinlerinde böyle tahribatlar yapılırsa bu çocuklar büyüdüğünde “SUÇLU” olurlar…

.

Kimsenin üstlenmediği suçların neticesinde bu çocukların hayattan beklentileri o kadar anlamsızca gelişiyor ki… Sonrasında kişilik bozukluklarıyla topluma kazandırılmış bir sürü evladımız ziyan olup gidiyor…

.

Çocukta problem varsa ailede de problem vardır tezi önemli ölçüde doğrudur. Fakat aileler çocuklarındaki problemleri kendilerine bağlamayı pek sevmezler. Suçlu hep başkasıdır ve hatta tüm dünyayı suçladıktan sonra en son gene çocuklarını suçlarlar…

.

Sen ne hayırsız evlatsın serserisin beceriksizsin yeteneksizsin derler…

Buda onları tatmin etmezse bu seferde “ Kader utansın” derler…

.

Çocukları koruma altına almak için illaki fiziksel şiddet görmeleri mi lazım. 18 yaşından küçüklerin yaşlarının üstünde içeriği olan yarışmalara katılmaları ruhsal ve zihinsel şiddet gördükleri anlamına gelir…

.

Bunu kimse görmüyor ve kimse bu konuya gereken önemi vermiyor. İnsanlar çocuklarını ünlü yapıp onların üzerinden para kazanmak için kendilerini kaybetmiş durumdalar. Biz yazıyoruz ama kaç kişi dikkate alır orası muamma…

.

Evet, yetenek siz misiniz- biz miyiz orasını bilemiyorum fakat kesin bir şey var o da maşallah çoğumuz çok ama çok duyarsızız…

.

www.sevdaturkusev.com            

Yazıyı Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


Üye girişi yapılmadan gönderilen yorumlar Misafir adı ile yayınlanır

ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sonsayfa.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Toplam 1 adet yorum eklenmiştir.
20 Eylül 2011 10:44

SABRI

Yetenek ; Allah vergisidir..Doğuştandır..Oluşturmak imkansızdır…Çoğu kez yetenekleri kötü yönde kullananlar da olabilir..Küçük yaştaki (yetenekli) çocuğunu bu tür yarışmalara...Yetenek ; Allah vergisidir..Doğuştandır..Oluşturmak imkansızdır…Çoğu kez yetenekleri kötü yönde kullananlar da olabilir..Küçük yaştaki (yetenekli) çocuğunu bu tür yarışmalara katıp öğrenimini aksatmak gibi… Yetenekli yada yeteneksiz olsun bizim önceliğimiz çocuklarımıza üretkenliği (üretici olmayı) öğretmektir…Çoğu insan, birçok bilgiyi ediniyor, çok konuşuyor ama iş yapabilme güçleri çok az. Öğrenciler okul bitirmek için not peşinde koşuyor. Öğretim elemanı da yalnız işini yapıyor. Öğrencinin eğitim süreci ne yönde gelişiyor belli değil. Verilen formasyon bilgilendiriyor ama geliştiriyor mu?.........» Yorumun Devamı