ABD'li medyasında İsrail'e karşı ortak imza

Terör devleti İsrail'in Filistin'de uyguladığı soykırım saldırıları sonrası dünyadan pekçok tepki yükselmişti. Müslüman ülkelerin yanı sıra birçok Batılı devlet de İsrail'in Gazze saldırılarına ve Kudüs'te uyguladığı işgal politikalarına tepkiler göstermişti.

Ancak bu tepkilerin pek azı dünya medyalarında yer alabilmişti. İsrail'in katliamlarına yönelik saldırıları "anti-semitist" olarak adlandıran birçok ABD'li medya kuruluşu, ABD Başkanı Joe Biden ile aynı görüşü paylaşarak Gazze saldırılarını "İsrail'in kendini savunma hakkı" olarak gördüğünü açıklamıştı.

Saldırılar bitip ateşkes imzalandıktan sonra ABD medya kuruluşlarında çalışan basın emekçileri tepkiler göstermeye başladı. ABD medyasında çalışan 514 gazeteci, çalıştıkları kurumların İsrail'in Filistin saldırılarında kullanılan haber dilini eleştirdi.

"ABD medyasının Filistin'i ele almasına ilişkin açık mektup" başlığıya duyurusu yapılan mektubun içeriğinde, ABD'deki haber yazımında İsrail'in işgalini ve Filistinlilere yönelik sistematik baskının gizlenmesinin bitirilmesi çağrısında bulunuldu.



Başta The Washington Post, Wall Street Journal ve Los Angeles Times gibi ülkenin önde gelen gazetelerinde çalışan 514 gazetecinin imza attığı mektupta, "Gerçeği bulmak ve güçlüleri hesaba çekmek gazeteciliğin temel ilkeleridir. Ancak onlarca yıldır haber sektörümüz İsrail ve Filistin haberlerinde bu değerleri terk etti. Okuyucularımızı, haberin en temel yönlerini gizleyen bir anlatı ile yüzüstü bıraktık: İsrail'in askeri işgalini ve apartheid (etnik ayrımcılık) sistemini." ifadeleri kullanıldı.

Mektupta, "İsrail'in Filistinlilere uyguladığı sistematik baskının kanıtları çok fazla ve artık bu sterilize edilmemeli." sözlerine yer verilerek habercilikte rotayı acilen değiştirmenin ve okurlara gerçek bilgileri aktarmanın gerekliliğinden bahsedildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütünün (HRW) 27 Nisan'da yayımladığı "Bir eşik asıldı: İsrailli yetkililer ile apartheid ve zulüm suçları" başlıklı 213 sayfalık raporu hatırlatılan metinde, İsrail'in etnik ayrımcılığının bu raporla belgelendiği belirtildi.

Ortak metinde ayrıca, "Gazeteciler olarak haberimizin bu gerçeği yansıtıp yansıtmadığını incelememiz gerekiyor." ifadeleri kullanılarak, son olarak Doğu Kudüs Şeyh Cerrah Mahallesi'ndeki Filistinlilerin zorla evlerinden sürgün edilmesi, İsrail kuvvetlerinin Ramazan ayında Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesi ve Gazze'ye yönelik hava saldırılarında kullanılan haber dili bu duruma örnek verildi.



ABD gazetelerinin yaptığı haberlerde İsrail'in iddialarını araştırmadan ve kanıt beklemeden sıklıkla paylaştığını vurgulayan mektupta, "Gazetecileri, korku veya kayırma olmadan tam bağlama dayalı gerçeği söylemeye ve İsrail'in Filistinlilere uyguladığı baskıyı gizlemenin bu sektörde objektiflik standartlarında başarısız olduğu anlamına geldiğini kabul etmeye çağırıyoruz." sözlerine yer verildi.

Ayrıca ortak metinde,"Hikayeyi doğru yazmak gibi bir sorumluluğumuz ve de kutsal bir yükümlülüğümüz var. Gerçeği haberleştirmedeki her başarısızlığımızda, okuyucularımızı, amacımızı ve nihayetinde Filistin halkını başarısızlığa uğratıyoruz." denilerek kamuoyunu doğru haberlerle aydınlatmanın gazetecilerin birer yükümlülüğü olduğu hatırlatıldı.